25 Kasım 2000 / Sayı: 312

 ANA SAYFA

 KAPAK

 HABERLER

 EDİTÖR

 EKONOMİ

 POLİTİKA

 KÜLTÜR

 DIŞ HABERLER

 ALBÜM

 RÖPORTAJ

 SPOR

 BÜTÜN DOSYALAR

 TIRSAK TACİ

 BAB-I TELLİ 

 SANAL PARK

 SİNEMA

 KARA KUTU

 VİTRİN

 KESKİNCE

 MÜZİK

 KİTAPLIK

 GEZİ

 ARŞİV & ARAMA

 KÜNYE

 OKUR HATTI

 OKUYUCU FORMU

 

Yasin Yagci

Darbeleri merak edip filmini çekti

"1997 tarihinde, ABD basınında bir çok yüksek düzeyde ABD'li yönetici ve ordu mensubunun 28 Şubat müdahalesinden bir kaç gün önce "Demokrasi Operasyonu" adı altında Türk yönetici ve ordu mensuplarıyla bir araya geldiğinden bahsediliyor."

Darbe, yakın Türk siyasi tarihinin değişmezlerinden. Her on yılda bir sendrom olarak karşımıza çıkan bu olgu kimi zaman direkt bir müdahale, kimi zaman bir muhtıra olarak gösteriyor kendini, kimi zaman ise postmodern bir seyir izliyor. Her ortaya çıkışında eyvallah dedik. Kimi 'Gerekliydi çünkü'lerle onu haklılık tabanına oturtmaya çalışırken, kimi de tam tersi izahat getirdi. Ama çoğunluk onun neden ve niçinleri üzerinde kafa yormaktan uzak durdu. Bunun üzerinde kafa yormaları gerekenler uzak durunca opera sanatçısı Elif Savaş kolları sıvadı.

Laik—antilaik tartışmalarının yoğun yaşandığı 1997 yılında Türkiye'ye yaptığı ziyaret, onu darbeler ile ilgili neden ve niçinlerin cevabını bulmaya yöneltince Amerikalı eşi ile birlikte bu konuda bir film yapmaya karar verir. Ve ortaya hiç de küçümsenmeyecek bir Türk darbeler belgeseli çıkar. 68 kuşağından avukat bir annenin kızı olan Elif Hanım halen ABD'de yaşıyor ve esas uğraşı opera. Onunla darbe üzerine konuştuk.

— Darbe filmi çekme fikri sizde nasıl ortaya çıktı?

Ben ve eşim Brian Türkiye Cumhuriyeti'nin 75. yıldönümü sırasında İstanbul'daydık. O sıradaki politik karmaşanın içinde ordunun rolü ve halkın orduyu cumhuriyetin koruyucusu olarak görmesi Brian'i bir yabancı olarak hem şaşırtmış hem de cezbetmişti. "Ordu kontrolünde demokrasi" fikri ilgisini çekti ve tekrarlayan darbelerin sebep ve sonuçlarını ve diğer ülkelerde yapılan darbelerden farklarını öğrenmek istedi. Bu ilgim ile birleşince film yapmaya karar verdik.

— Peki gerçekten Türkiye'deki demokrasi, ordu kontrolünde bir demokrasi mi?

Film darbelerden bahsediyor. Biz kendimizi demokrasi ile yönetilen bir ülke olarak görüyoruz. Ülkenin resmi adı Türkiye Cumhuriyeti. Bu üç şey aynı anda bir ülkede olduğuna göre sorunuzun cevabı ortada.

— İhtilal yapmak mı zor filmini çekmek mi?

Film yapmak ihtilal yapmanın zorluklarının yanına bile yaklaşamaz!

— Filmi hangi tarihte çektiniz ve neden sinemalarda gösterime girmedi?

Filmin çekimleri Kasım 98 ile Şubat 99 arasında gerçekleşti. Amerika'da sanat filmevlerinde gösteriliyor. Tahmin edersiniz, iki buçuk saati aşkın bir yakın tarih belgeseli, Titanic filmi ile aynı binada gösterilemez. Ancak ben gösterilen yerlerden çok memnunum.

— Neden Türkiye'de gösterime girmedi?

Gösterime girme ihtimali var ancak kesinleşmiş değil.

— Sizi finanse eden kurumlar oldu mu?

Hayır. Ancak film montajı sırasında New York Council on the Arts and the Experimental Television Center'dan bir para odülü kazandı. Tabii çok sembolik.

— Kimlerle görüştünüz?

Alfabe sırası ile: Türkan Akyol, İshak Alaton, Orhan Aldıkaçtı, Oğuzhan Asiltürk, Toktamış Ateş, Muhsin Batur, Mehmet Ali Birand, Oral Çalışlar, Hüsamettin Cindoruk, İlkay Demir, Necmi Demir, Tevfik Diker, Sulhi Dönmezer, Mehmet Dülger, Orhan Eren, Raif Ertem, Ayvaz Gökdemir, Agah Oktay Güner, Suphi Gürsoytrak, Hasan Celal Güzel, Nazlı Ilıcak, Ferit İlsever, Ahmet İsvan, Suphi Karaman, Atila Kaya, Mahir Kaynak, Mehmet Keçeciler, Arslan Kılıç, Coşkun Kırca, Ahmet Taner Kışlalı, Ertuğrul Kürkçü, N. Mazıcı, Mithat Melen, Aydın Menderes, Nahit Menteşe, Ceyhan Mumcu, Ayşe Önal, Turgut Özakman, Ergun Özbudun, Mümtaz Soysal, Bülent Tanör, Erdoğan Teziç, Zafer Üskül, Serap Yazıcı.

— Filimi nasıl bir kategoriye sokmak lazım?

Bir belgesel.

— Senaryoyu hazırlarken neleri gözönünde bulundurdunuz?

Kelimenin tam anlamıyla "senaryo"su yok bu filmin. Öncelikle elime geçirebildiğim her kitabı okudum, bana filmde bulunması gerekir gibi gelen herkese ulaşmaya çalıştım.

— Görüştüğünüz kişiler arasında size ilginç gelen kimseler oldu mu? Veya sizi hayrete düşüren sözler, kişilikler...

Özellikle Brian'i en çok etkileyen şey konuşmacıların açık sözlü olmalarıydı. Bu insanların bir kısmı aynı sözlerden ötürü hapislere düşmüş, acı çekmiş insanlar. Ancak her ne siyasal fikri savunuyor olurlarsa olsunlar, sonuçta insan anlıyor ki, bu ainsanlar inandıkları şeye baş koymuşlar. Eh, bu da saygıya değer.

— Görüştüğünüz kişiler arasında bizzat darbe yapanlar yok? Bu bir eksiklik değil mi?

1960 ve 1971 darbelerinde ilk saflara katılmış kişiler filmde yer alıyorlar. (Batur, Karaman, vs.) Ancak 1980'cilere ulaşmak mümkün değil. Eksiklik belki, ama zorunluluktan doğan bir eksiklik.

Silahlı kuvvetler ile irtibat kurduk

— 28 Şubatçılarla neden görüşmediniz?

Filmi çekerken Türkiye'de politik ortam çok sıcaktı. Bu sebeple 28 Şubat olayında yer alan askerlerle görüşmeye çalışmanın bizim için zaman kaybı olacağı açıktı.

— TSK'nın haberi var mıydı çekimden?

Film çekimi sırasında TSK ile irtibat kurduk, ancak bize en çok yardımı dokunan kişiler Muhsin Batur gibi bir süre önce emekli olmuş ordu mensupları oldu.

— TSK nasıl bir tepki gösterdi?

Filmi görüp görmediklerini bilmiyorum. Ne köstek ne destek oldular.

— Filmden sonra bilgilenmişsinizdir. Peki neden darbe yapılır?

Türkiye'deki her darbenin kendine has bir sebebi var. Ancak işin derininde askerin siyasiye duyduğu güvensizlik yatıyor. Bu paranoya mı yoksa bir güvensizlik midir, tartışılabilir. Bazı durumlarda asker ormanı görmeden ağaçlarla boğuşurken, ormana zarar vermiş olabilir. Hatta "aşırı vatanperverlikle" sabırsız davranmıştır bile diyebilirsiniz. Orman heyecanlı korucuları dışarıda tutmayı bilmeli...

— Filminize gelen tepkiler nasıl?

Beni en çok etkileyen, yurt dışında yasayan ve filmi gören birinin gönderdiği e—maildi: "Bu konuda çocuklarımıza tavsiye edebileceğimiz iyi bir kaynağa sahip olduk. Eline sağlık."

— Film esnasında yeni öğrendikleriniz oldu mu?

Filozofun dediği gibi: "Tek bildiğim hiç bir sey bilmediğimdir!" Doğrusu bu filmi yaptıktan sonra az konuşur, çok dinler oldum!

İpleri elimize almalıyız

— Filmin tamamlanmasından sonra düşüncelerinizde bir değişiklik oldu mu?

Eğer sorunuz "siyasal görüşlerinizde değişiklik oldu mu?" ise cevabım "Hayır." Eğer sorunuz "Kafanızda darbeleri mazur gösteren fikirler doğdu mu?" ise cevabım hâlâ "Hayır". Aynı soruyu politikacılar için sorsanız, korkarım yine aynı cevabı vereceğim. Ancak düşüncelerimdeki değişiklik bunlardan daha çok derin. Demek istiyorum ki, Türk halkı Türkiye'de neler döndüğünü öğrenmeye karar vermeden, kendi kaderinin iplerini eline almaya üşenmeden, sivil dernek ve kuruluşlara ilgi göstermeden şu hayalini kurduğumuz "demokrasi" kapımızı çalmayacak. Biz işin daha çok dedikodu kısmını seviyoruz.

— Siz Türkiye'de nelerin döndüğünü öğrenebildiniz mi?

Dikkat ederseniz, "ipleri almaya üşenmemeli" dedim. Neler yapılması gerektiği sorusuna gelirsek, basitinden bir sıralama yapmaya çalışalım: En basit çay bahçesine özenti yabancı isimler takıyorsanız, takım tutar gibi bir tek gazeteyi okuyup, karşı olduğunuz politik fikirleri savunan yayınlara gözatmıyorsanız, kendi ülkenizde Antalya'dan daha doğuda hiçbir yöreye hiç gitmediyseniz bu ülkeye borçlu olduğunuz en basit vatandaşlık görevlerinizi ödemiyorsunuz demektir. Bunlar için ne aktivist, ne yaman gazeteci olmak gerekmiyor. Biz hele bunlarla bir başlayalım...

Darbenin iyi olduğunu söylecek kimse yoktur

— Genel itibariyle darbelerin sonuçları nasıl bir tablo ortaya çıkarıyor?

Ülkesine değer verip de darbelerin iyi olduğunu söyleyecek bir ademoğlu olduğuna inanmıyorum. En haklı görünen askeri müdahale dahi halkı demokrasiden soğutmuyor.

— Darbeleri oluşturan şartları siz gerçekçi buluyor musunuz?

Darbeye öngelen olaylar bir çeşit virüsler topluluğu gibi hareket ediyor. Öyle ki; insanları manipülasyon oluşturmaya iten şartları dahi darbe sebebi olarak görebilirsiniz. Örneğin ordu darbeyi çabuklaştırmak için orada burada bomba patlatıyorsa, bu bombalama olayları pek tabiidir ki tek başına darbe sebebi olamaz. Ancak askeri manipülasyon yapmaya iten sebepleri gözardı edemezsiniz.

— Peki askeri manipülasyona iten sebepler nelerdir?

Konuşmacıların herbirinin bu konu hakkında sarsılmaz görüşleri var, ancak detayları veya delilleri ortaya koyabileceklerini sanmıyorum. Ayrıca, ki bunu ben filmin en önemli kalitesi olarak görüyorum, herbirinin inancı tamamen birbirinden farklı. Doğal olarak askerin buna cevabı politikacıların beceriksizlikleri olacak. Bana gerçeği soruyorsanız, konuşmacıların inandıkları yanlış dahi olsa, eğer toplum bu inançlarla harekete geçiyorsa yanlışlar gerçeğe dönüşüyordur derim.

28 Şubat askeri müdahaleydi

— Konuşmacıların ne gibi sarsılmaz görüşleri var?

Ben bu soruya genellemeyle cevap vereceğim. En çarpıcı görüşler Amerika'nın ve IMF'nin Türkiye üzerindeki kontrolü ile ilgili. Türkiye'de zamanında güçlenen komünizm hareketlerinin faşist hareketlere verilen destekle bastırılmaya çalışıldığı ile ilgili inançları çok sabit. Tabii bazı konuşmacılar son 28 Şubat hareketlerinde İstanbullu işadamlarının parmağı olduğunu düşünüyorlar.

— Size ilginç gelen konuşmacılar kimlerdi?

Filmde konuşan politikacılar, öğretim üyeleri ve askerler gazetelerde çıkan kişiler. Bir avuç budala gibi görünen bu kişiler tahmin edilemeyecek kadar derin bilgi ve anılarla yüklüler.

— Siz 28 Şubat'a ne isim veriyorsunuz?

Bu sorunun cevabı sanıldığından daha fazla özen gerektiriyor. "Teknik" bakımdan olaya darbe diyemezsiniz. Ben, cehaletime sığınarak "askeri müdahale" terimini kullanacağım.

— Filmden önce yakın tarihimiz açısından nasıl bir fikirdeydiniz, filmden sonra nasıl bir fikirde oldunuz?

1980 yılında 9 yaşında olduğum göz önüne alınırsa, benim için, o darbenin anlamı birkaç gün okula gitmemek ve "Acaba bu akşam annemi babamı görürmüyüm?" ya da "Gazeteden, otobüs beklerken yaylım ateşte olduklarını mı öğrenirim?" korkusundan kurtulmaktan başka birşey değildi. Bizler zaten politikanın gençler için "tu kaka" olduğu dönemlerde büyüdük. Ne fikrimiz olacak ki? Bu filmi yapmak benim için Türk'üm dediğimde ülkem için henüz birşey yapmamış olmaktan duyduğum boşluğu doldurmak oldu.

— Filmin ortaya koyduğu gerçeklerden hareketle ordu ve siyaseti nasıl tanımlamak lazım?

Tek cümle ile söylemek gerekseydi, daha gidecek çok yolumuz var, derdim. Ancak bu yolu aşarken karşımıza çıkan kişilere önyargı ile bakmayalım. Bu sebeple ordu mensuplarını veya siyasetçileri birer blok olarak tanımlamaya çalışmak hatasına düşmek istemiyorum, herbir grup da yanılmış olabilir.

— Türkiye'de yapılan darbeler sadece Türkiye ile mi sınırlı?

Türk ordusunun müdahalelerinde Amerika ve CIA'nın parmağının olduğu, Türk toplumunun büyük bir bölümü tarafından kabul edilmekte. Bununla tutarlı olarak, filmde bir Türk İstihbarat Ajanı, 1971 darbesinin, ordunun Amerika ve Sovyetler'in etkisine giren bölümlerinin çekişmesi ve Amerika'nın desteklediği grubun soldan gelecek bir başka darbeden önce davranarak müdahalede bulunması sonucu meydana geldiğini açıklıyor. Başka pekçok konuşmacı birbirine tam tutarlı olarak Amerika'nın himayesi altında kurulan Kontrgerilla Merkezleri ve ünlü Erenköy Köşkü ile ilgili hikayeler anlatıyorlar. Bir konuşmacı; General Alexander Haig'in başını çektiği "Yeşil Kuşak Projesi"nden bahsediyor. Bu bilgilerin bazıları Birleşik Devletler'deki bilgilerle destekleniyor. Paul Henze'nin, 1980 darbesinden sonra Pentagon'a "Bizim çocuklar işi becerdi" diye haber yolladığı iddia ediliyor. 1997 tarihli ABD basında "Demokrasi Operasyonu" adı altında çok yüksek düzeyde ABD'li yönetici ve ordu mensubunun 28 Şubat müdahalesinden bir kaç gün önce Türk yönetici ve ordu mensuplarıyla bir araya geldiklerinden bahsediliyor.

Bazı görüntüleri feda etmek zorunda kaldık

— Filmde görüştüğünüz kişilerin tüm görüşlerini kullandınız mı?

Ne yazık ki akıcı bir hikaye anlatmaya çalışıyorsanız bazı görüntüleri feda etmeniz gerekiyor. Ama kesintiler sansür amaçlı değildi.

— Kesintiler içinde filminizi zora sokacak konuşmalar var mıydı?

Zora sokmak diye birşey sözkonusu olamaz, çünkü film zaten çok zor bir konu üzerine kurulu. Filmde tepki görecek sert konuşmalar tabii ki var. Benim işim canımın istediğini veya tepki görmeyecek olduğundan emin olduğum bölümleri bir araya getirip herhangi bir görüş açısının bayraktarlığını yapmak değil. Filmde oluşturmaya çalıştığımız, bir tartışma ortamı.

Filmi ısmarlamak için: http://www. elifsavas.com/darbe/index.htm


yasin2003@hotmail.com



Copyright © Feza Gazetecilik A.Ş. / Bu site Feza Web Grubu tarafından hazırlanmaktadır.