Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

October 8th, 2008 · No Comments

Şu sıralar Los Angeles’ın inatçı güneşini, ılık deniz kenarını vesaire görecek hali yok hiçkimsenin. Keyfini hiçbirşeyin bozamayacağı sanılan, güneşten bronzlaşmış Californialı bile dünyanın ve ülkenin içinde yüzdüğü tehlikeli suları görmezden gelemiyor. Ülke ekonomik depresyonda. Seçimlere hazırlanıyor. Amerika’nın üzerine örtülü içsıkıntılı karanlık bulutlar, Los Angeles’ın her daim pozitif bakışını gölgeliyor.

Neyse ki geneli demokrat bir şehirde yaşıyorum! Yoksa seçimlerin heyecanına dayanmam mümkün olmazdı. Bulunduğum oldukça Cumhuriyetçi semtte bile evlerin bahçeleri, camları, arabaların tamponları Obama ile süslü. Obama seçimin genelini kaybederse, sadece California Eyaleti’nde, bizim başkanımız olması imkanı yok mudur? Kalbim seçim haberlerine dayanmıyor. Bu ülkeye ilk geldiğimde Clinton başkandı. Sonra W. Bush geldi. İnsanın yaşadığı ülkenin başkanından utanç duyması ama hala vergi vermesi çok zor birşey. Sayın W. Bush, sana ödediğim maaşları geri ver diye bağırası geliyor insanın.

Hayatımın yarısı otomobil kullanmakla geçiyor bu şehirde. Eğer otomobil kullanamayacak durumdaysanız, mezarınızı açıp içine yatarak bekleyiniz. Üzerinize toprak atacak birileri bulunur. Eh, otomobilim ben, ben otomobilim isem, tabii ki Obama’nın ismi de tamponuma yapışık. İnsana tuhaf şeyler düşündürüyo bu durum. Üzerinizde seçimi mutlak kazanmasını istediğiniz bir kişinin ismini taşıyorsunuz. Sorumluluğunuz var. Adamı parmakla gösterir, şu şöföre bak, Obama’yı tutuyor. Zaten araba sürmesinden belli dedirtemezsiniz. O yüzden pek sakin, sabırlı kullanıyorum otomobilimi. Ancak birşeyler bir düğmelerimi bulup da üstüne inatla basınca… O zaman ortaya sergilediğim davranışlar için şu şekilde sebepler buluyorum: biz Demokratlar’ı hep korkak, aşırı dikkatli kabul ediyorlar. Fazla eğitimli, “elit”, vesaire, vesaire… Ben de agresif olabilirim işte gördüğünüz gibi. Çekilin yolumdan ve bir de lütfen oyunuzu Obama’ya verin. Teşekkürler.

Bir de bu kadar heyecanın arasında, mahallemiz satılamayan satılık ev ilanlarıyla dolu. Ekonomik kriz, bankalara borçlanıp da boyundan büyük işlere kalkan, ödeyemeyecekleri evlere göz dikenlerin üstünden buldozer gibi geçip gitti. Düşünün: ev almak için 20- 30 yıllık çılgın borçların altına girmişsiniz. Birden anlıyorsunuz ki aylık taksitleri ödemeniz mümkün değil. Ve belki de 3-4 senedir ödediğiniz yüklü paralar uçup gidiyor. Evinizden çıkıyorsunuz. Nereye? Kiraya mı? Evsizliğe mi? Çok zor bir durum. Ama uzun zamandır olacağı belli bir durum.

Ekonomik kriz sadece haber olarak kalmadı. Ne yazık ki evinden olan 80 yaşında bir kadıncağız geçenlerde intihar etti. Bir başkası, çok zengin bir Hint asıllı Amerikalı, Los Angeles’ın oldukça zengin mahallelerinden birindeki evinde üç oğlunu, karısını ve kaynanasını öldürdü. Sonra silahı kendine yöneltti. Garajlında iki tane çok pahalı araba duruyordu. Bir tanesi Lexus. İnsan nasıl bir çaresizliğe ve moralsizliğe düşüyor ki, bütün olanakları tüketmeden önce öldürmeyi ve ölmeyi tercih ediyor? Bilmek mümkün değil. Zaten de bilmeyi istemem.

Tags: Elele/ Los Angeles'dan Mektuplar

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment