Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

April 1st, 2007 · No Comments

merhaba elif hn. bu sıralar da fazlasıyla sex yapma arzusu içerisinde olduğum için nette search ederken seksper konulu yazınızı gördüm, yada seksper ile ilgili olarak sizi gördüm.
Resminizde çok çekici ve ateşliydin. ve aklımdan geçen tek şey senin ile yatmak oldu
deli gibi arzu ladım seni sex ile ilgili olarak nette şöyle bir ilan da bırakmıştım ben ;
işte onu tekrar yaşıyorum (daha doğrusu copy yaptım) Özgür Sancak

Sevgili Özgür, mektubunun devamını  yayınlamıyorum. Hem uzun ve hem de gereksiz diye düşündüm. Merak edenlere Özgür’ün ilanından anladığım kadarıyla 31 yaşında, boylu poslu ve bağlantılara girmeden cinsellik arayan bir erkek olduğunu yazacağım. İsteyenlere emailini ve telefon numarasını  verebilirim.  Bana her ay gelen bir dolu mektubun arasından bu çeşitleri de çıkıyor bazen. Köşem kısıtlı, sadece sorulara yer vermeyi daha doğru buluyorum. Sonuçta bütün köşemi böyle mektuplara ayırsam okuyucuya ne faydası olacak? Bir çeşit dikizleme hissini doyurmaktan başka…  Mektubu yazana ne faydası olacak? Deşifre edilmekten başka. (Özgür, adının, soyadının basılmasını istedi.) Ama bugün eğlenceli havamdayım. Yıl daha yeni döndü, üstelik de Sevgililer Günü geliyor. Havada uçuşan neşeli kalplere ben de ekleneyim dedim de Özgür’ün mektubunu koydum buraya. Özgürcüğüm, çok çekici ve ateşliymişim, teşekkür ederim. Deli gibi arzulanmaya ne diyeyim? Minnettarım. Duygusal bağlantılara girmeden seks yapma arzunu anlıyorum. Şu aralar pek öyle bir ihtiyacım yok. Olsa ve haydi diyelim senin uğruna Amerika’dan uçak biletimi alsam da oralara uçsam diyorum, ama bende bir takıntı var. Yattığım adamın grameri, noktası, virgülü filan doğru olacak. Yani benim burnum (hem gerçek, hem de mecazi anlamda) pek büyük. Ukalayım. Geçimsizim. Huysuzum. Bir cümleye “siz”le başlayıp “sen”le bitirene kasıklarım çekilmez. Entel severim. Uzun boydan hiç hoşlanmam. Yani seninle gelip geçici ilişkimizin sonunu pek parlak görmüyorum. Ama dedim ya, iltifatlarına teşekkür ederim. Yolun açık olsun.

Ben 3 yıl önce evlendim. 5 ay önce bebeğimiz oldu. Ben hamile kalana kadar eşimle çok güzel bir seks hayatımız vardı. Zaten birbirimizi severek evlenmiştik. Ama hamile kalınca eşim bana yaklaşmamaya başladı. Doktor bir sakıncası yok dedi ama eşim rahatsız oluyorum diyerek benimle birlikte olmuyordu. Bebek doğduktan sonra da cinsel hayatımız normale dönmedi. Ben kendimi çok yalnız hissediyorum ve çok üzülüyorum. Böyle olması normal mi diye soracaktım. Rumuz: Pembe

Sevgili Pembe, senin sorunu birkaç benzer soru arasından seçtim. Genellikle başta uyumlu olan çiftlerin bebekten sonra birbirinden uzaklaştığına dair mektuplar hep gelir. Ama senin ve diğerlerinin paylaştığı nokta, isteksiz tarafın erkek olması. Bizim toplumumuzda erkek seks peşinde koşacak, kadın ı-ıh diyecek. Erkek hep isteyecek, kadın hep reddedecek sanılıyor. Ama işin aslı illa öyle değil. Hamile eşlerinde ve özellikle yeni babalarda “Türk Erkeği” klişesine uymayan birşeyler var. Yoksa esas klişe bu erkekler mi?

Erkeğin hamile kadını ve bebeğini penisiyle inciteceği korkusu çok garip, az rastlanır birşey değil. Artık bu korku erkeğin kafasında yarattığı abartılı güç imajından mı geliyor, yoksa hakikaten erkekler fetusun başının hemen oracıkta, açıkta olduğunu mu zannediyorlar, orasını bilemeyeceğim. Oysa doktorun karar verecepi ender durumlar dışında, normal bir cinsel hayatın hiçbir zararı yok. Belki erkek, hamile bedeni çekici bulmuyordur. Olabilir, geçici bir durum.

Bebek doğduktan sonra, doktorun tembihlediği cinsel orucu tuttuk, ama bizim adamda hala tık yok. Hala bizi inciteceklerini mi düşünüyorlar? Belki. Vücudumuz hala mı pek hoşlarına gitmiyor? Bunu çocuk istemeden önce düşüneceklerdi! Bu işin dokuz ay çıkışı, bir de dokuz ay inişi vardır. İnişten sonra da kendini zemin kat yerine kömürlükte bulabilirsin. Evlilik bu; iyi günde, kötü günde. Ben rejimimi yapayım, biraz da hareketleneyim ama hamileliğin bıraktığı izlerin hepsini silmeye imkan yok. Evdeki erkek artık psikolojik bluğ çağından çıkıp büyüklerin dünyasına girmeli ve bu gerçeği görmeli. Amaaa başka birşey var ki, onu düzeltmek için bir profesyonelin yardımına ihtiyaç duyulabilir. Ben ona kendimce “Kutsal Ana Sendromu” diyeyim. Cinselliğin ayıp birşey olduğu bilincaltında yer etmiş erkekler, anne olmuş kadınlarla sevişmekte zorluk çekebilirler. Eğer kocacığınla sohbetlerinde böyle bir ihtimal sezersen, bu yükün altına tek başına girme, kendisini bir terapiste gitmeye ikna et.

Seksoloji: Bilimadamları çifte penisli hayvanları araştırıyorlar. Bazı cins örümcekler, kertenkeleler, yılanlar, peygamber böcekleri ve hatta yılanlar bir tane penisle yetinememişler, iki penisle dolaşıyorlar ortalıkta. Bu konu hakkında bir sürü terbiyesiz espri geçiyor aklımdan şimdi ama buraya yazmayayım. Sizlerin hayalgüçlerinize güvenim sonsuz. İsteyenler bana iki penisle ilgili fıkralar yollasınlar, burada basayım. Gelelim sadede: kulağakaçan cinsi hayvanlar sağ penislerini kullanmayı, sol penislerini kullanmaya tercih ediyorlarmış.  Bilimadamları diyor ki, belki de bütün er yaratıkların eskiden iki penisi varmış. Fakat tek bir tanesini tercih ede ede, zamanla diğerini kaybetmişler. İşleyen demir ışıldar, kenara itilen yokolur! Bugünkü er yaratıkların en gelişmişi olan insan eri ileride böyle olacağını bilse, eminim iki kardeş arasında çirkin ayrımcılıklara girmez ve bugün iki penisli olurdu.

Özlü Sözler: İyi seks briç oynamak gibidir. Partnerin iyi değilse, en azından elinin iyi olması lazım! Woody Allen, Amerikalı komedyen ve film yönetmeni.

Evvel Zaman İçinde: Eski zamanlarda cinsellik Batı’dan ithal edilen “utanç” ve “ayıp” kavramları gelmeden önce Çin’de hayatın doğal bir parçası olarak görülürmüş. Değişimler adlı metafizik kitabında seks, doğayı yöneten iki güçten biri sayılıyordu. Cennet ve Dünya birbirleriyle sevişerek dengeyi sağlardı. Dünyanın en eski filozofi ve politika kitaplarından sayılan Zuhang Zi, çok önemli devlet adamlarının homoseksüel ilişkilerinden hiç çekinmeden bahsediyor.  Yanlız bazı kavramları birbirine karıştırmamak lazım. Cinsellik doğal karşılanıyor diye kadın haklarına saygı duyulduğu zannedilmemeli. Bakireliğe çok değer verildiği gibi, üstelik kadın bir mal gibi görülüyor, evliliklerde başlık parası alınıyordu. Ancak evlilik içinde cinsellik cesaretlendiriliyor, yüceltiliyor, değer görüyordu. Yine de parası yeten erkeğin evinde bolca odalık tuttuğunu söyleyeyim. Kısacası yüceltilen, şiirlere konu olan cinsellik erkeğin her cinsle her zaman yaptığı, kadınınsa daha önceden tanımadığı kocasıyla bol bol yapması beklendiği, tek taraflı bir bahtiyarlıktı!


Tags: Elele/ Seksper

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment