Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

November 1st, 2005 · No Comments

Şekerden Bayram

 

Müslümanlar dünyanın dört bir yanında, tek yürek olmuş, Ramazan Bayramı’nı hep birlikte kutlamaya hazırlanıyorlar. Bayram her yerde aynı bayram. Çocuklar sabah erken kalkıp heyecan içinde yeni elbiselerini giyecekler, kadınlar daha da erken kalkıp mutfakta koşuşturmalarına başlayacaklar. Misafirliğe gidilecek, eller öpülecek, yanaklar okşanacak, bayram harçlıkları alınacak, verilecek ve dünyanın neresinde olursa olsun bol bol yemek yenilecek. Bol bol şeker yenilecek!

 

Ben küçükken Şeker Bayramı hakikaten şekerin bayramıydı. Gittiğimiz her misafirlikten bir avuç dolusu şekerle ayrılırdık. Bütün çocuklar için rüyalarin gerçek olması gibi birşey! Ben hariç… Ben şeker sevmezdim çocukken, hala da sevmem. Elime tutuşturulan renkli kağıtların içindeki sevimsiz şekerleri nerelere saklayacağımı bilemezdim. Bir de üstüne kenarları süslü tabaklarla servis edilen baklavalar farklı misafirliklerde ve defalarca sunulmaz mı! İşte o zaman anneme, babama yalvaran gözlerle bakardım ki biri acısın ve yesin şu meretleri benim yerime!

 

Bu yaşımda hakkıyla yapılmış ev baklavasına hayır demem. Ama iki küçük dilimden fazlası yine de işkencedir. Belki de bayramda Mısır’a gitmem lazım benim! Bayram yemeğinde balık pişirirler Mısır’da. Balığı severim. Ya da Somalya’yi ziyaret etmeliyim. Sebzeli et yemeğini pirinç ve makarna ile birlikte pişirirler orada. Bayram sofrasının ortasında lezzetli bir et yemeği güzel olur.

 

Şeker Bayramı’na bizden başka bu adı veren yok dünyada. Başka ülkelerde Eid ül Fıtr (orucun açılışını kutlamak anlamında) deniyor Şeker Bayramı’na. Ama yine de sofralarında tatlılar eksik değil. Örneğin Irak’ta klayiça denen, içi yağda çevrilmiş ve incecik doğranmış hurma dolu bir çeşit hamur tatlısı yapıyorlar. Hamurun içine katılan gül suyunun mis kokusu, fırından mutfağa, mutfaktan bütün eve yayılıyordur bayram sabahları. Somalyalı Müslümanlar, et yemeğini öksüz bırakmıyorlar sofrada. Kimyonlu bir çeşit helvaları var. Adına helva deniyor da, biraz pudinge benziyor tadı. Hintli ve Pakistanlı Müslümanlar, tereyağda kavurdukları tel şehriyeyi önce kaynatıp, sonra da şekerli süte katıp bir çeşit tatlı yapıyorlar. Malezya’da pirinci şekerli hindistancevizi sütüne katıp hindistancevizi yaprağına sararak pişiriyorlar. Endonezya’da lapis legit denen, tereyağı, yumurtası bol, kat kat bir çeşit kek, bayramın gözdesi.

 

Bütün dinlerin sofrada buluştuğu özel günleri vardır. Yahudiler Hamursuz’da,  Hristiyanlar Noel’de biraraya gelir, mutfaklarını ve gönüllerini dostlarına açarlar. Budistler ölmüşlerini, detayları titizlikle düşünülmüş yemek ziyafetlerinde onurlandırırlar. Müslümanlar, adına ne diyorlarsa desinler, Ramazan’ın sonunu birbirinden zengin çeşitlerle donattıkları sofralarda biraraya gelerek kutluyorlar. Zengin Türk mutfağı da Müslümanlar’ın bayramına güllacı, keşkülü ve daha nice tatlıyı hediye etmiştir. Açıkçası kapının önündeki pastahaneye girip de parmağa çikolata dolusu paketi takmak kolay  geliyor hepimize. Misafirleri bir acı kahvenin yanında lokumla savuşturmak rahatımıza geliyor. Ama bayramlar rahata gelerek kutlanacak şeyler değil. Geleneklerin yaşandığı ve hatta yepyeni geleneklerin yaratıldığı, uğrunda yorulmaya değer, önceki nesilden alınıp  gelecek nesile emanet edilecek günler bunlar. Bir bayramda daha çocukların eline evde özenle yapılmış kurabiye yerine şeker tutuştururken yıllar sonrasının çocukluk hatıralarını şekillendirdiğinizi hatırlatarak, hepinize iyi bayramlar diliyorum.

 

Lezzetçe: Kim ki tek başına yer, tek başına boğulur! Arap atasözü

Tags: Lezzet/ Peynir Gemisi

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment