Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

April 2nd, 2008 · No Comments

Seksoloji: Sperm bankalarında spermleri, likid nitrojende dondurulmuş olarak koruyorlar.  Saklama tarihi yaklaşık beş yıl. Bu zaman içinde, spermle yumurta döllemek, laboratuvar bebeği edinmek mümkün. Spermi saklayıp da ne yapacaksınız? Turşusu kurulacak değil ya! Turşu değil de, mesela kanser tedavisine girecek erkekler spermlerini bankalarda koruyorlar. Ola ki bir daha sağlıklı sperm üretemezlerse, hiç olmazsa donmuş spermden çocuk sahibi olabilirler. Sperm üretemeyen erkekler, anonim olarak bağışlanmış spermler sayesinde baba olabiliyorlar. Bunun gibi bir dolu sebep.

Sperm bankasına sperm yatırmak, banka işlemi gibi birşey değil. Bağışlamak amacıyla değil de, saklamak içinse, yatırana ücret kesilen bir yer. Hani ziynetlerin, poliçelerin saklandığı banka kasaları gibi, kirasını vermek lazım. Yer kaplamasından öte, spermi donmuş halde sağlıklı tutmak kolay ve ucuz değil. İşte bu noktada, yaratıcılığın önü açık. Bir bilimadamı, spermi dondurup kurutmayı becermiş. Yöntem, uzaya giden astronotların yemeklerini saklamakta kullanılan bir yöntem. Amerika’daki uzay müzelerine giden herkes, hediyelik dükkanında satılan donmuş ve kurutulmuş uzay dondurmalarını, pizzalarını bilir. Ağzınıza attığınız kuru küp parçacığı, ısınız ve salyanızla birden can alır da, hakikaten dondurma filan gibi tad verir. Spermleri de böyle dondurup, kurutuyorlarmış. Spermi eski haline getirdiğiniz zaman yine canlanıp yumurta peşinde yüzemiyormuş, spermi yumurtaya fiilen sokmak gerekiyormuş ama o kadar olacak! Yöntem geliştirilip yaygınlaşınca, hem yerden tasarruf edilecek, hem de spermleri postayla yollamak kolaylaşacak. Uzak Doğu’dan ve eski demir perde ülkelerinden ısmarlanan gelinleri biliyoruz. Şimdi de herhalde erkekleri makbul ülkelerden sperm ısmarlayacağız!

Ayın Afrodizyak’ı: Bu sefer değişik olsun da, öyle herkesin alıp yiyebileceği meyvelerden, sebzelerden bahsetmeyelim. İşin kimyasına bakalım. Cinsel arzu, testosteron denilen bir hormona bağlı. İstediğiniz kadar macun yiyin, testosteron yoksa, seks de yok! Yaşın ilerlemesiyle azalan bu steroid salgı, dışarıdan desteklenebiliyor. Fazlası, burnun ucundan fışkıran kıllar ve hatta trafik magandalığına varabiliyor ama dozajını doktorlara ayarlatıp, yatakta mutluluğu yakalamak mümkün. Yohimbine: yohimbe denilen bir ağaç kabuğundan, filan, filan, filan. Kan dolaşımını hızlandırıyormuş. Acılı Adana yemeği, kabuk dişlemeye tercih ederim doğrusu. O da kanı hızlandırır. Bremelanotide: Adını beş kez hızlıca söyleyemeyende bir işe yaramadığı söylentisi var! Kısacası Viagra benzeri ama başka türlüsü, buruna sprey olarak sıkılan bir ilaç. PT 141 de deniliyor. PEA: çikolata da bulunan bir kimyasal maddenin hap hali. Ağızdan alınıp sindirim sisteminden geçince etkisi kalıp kalmadığı belirsiz. Madem böyle belirsiz, ben bari çikolata halini yiyeyim. Dopamin: yan etkisi fazla bir kimyasal. Viagra ve Levitra’yı afrodizyaktan saymıyoruz. Çünkü bu ilaçların işlevi, işlevini yapmayan organlara işlev yaptırmak. Yoksa seks arzularını kabartmaları diye birşey yok.

Özlü Söz: “Para afrodizyak değildir. Kadının gözunde para görünce ışıldayan istek, parayı taşıyan için değil, paranın tam kendisine duyulan istekdir.” Marya Mannes, Amerikalı yazar ve eleştirmen.

Afrodit Kim? Bir zamanlar bir Türk film artisti vardı, neydi adı? Afrodit derlerdi. Bu Afrodit, o Afrodit değil. Gerçek Afrodit, Afrodit, Eski Yunan mitolojisinde aşk, arzu ve güzellik tanrıçasıdır. Kıbrıs’ın adını aldığı Kypris da denir. İnanışa göre, bir erkeğe sadece bakarak, kendisine aşık edebilirmiş. Kronos, Uranus’ün testislerini kesip denize atmış da, tam Kıbrıs’ın lumsallarında, bunlardan çıkan köpüklerden Afrodit doğmuş. Afrodit’le ilgili yüzlerce olağanüstü ve güzel hikaye vardır. İnsanların, mantığı çalıp sersem eden aşk hislerine karşı yarattığı güzel hikayeler.

Tags: Elele/ Seksper

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment