Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Altın Bocuse:

April 6th, 2009 · No Comments

Artık benim için yemek-sever, yemek-hobist, gurmandiz filan demek az kalıyor. Ben henüz raporunu almamış bir yemek delisiyim. Geçen ay,tüm dünyadaki gurmeler, aşçılar ve benim gibi yemek delileri için çok heyecanlı bir aydı. Yemeğin olimpiyatı sayılan Bocuse D’Or yarışması yapıldı. Ne yazık ki, spor olimpiyatı düşkünleri haftalarca televizyonun başından ayrılmama lüksüne sahipken, biz düşkünler oraya gitme şansını elde etmiş kişilerce internete konulan bloglarla, youtube videolarıyla, dedikodularla, fısıltılarla ve şükürler olsun ki, okuyucularının ihtiyaçlarını anlayan yazar takımıyla idare etmeye çalışıyoruz.

Bu senenin favorisi Amerikan takımıydı. Mösyö Bocuse, yarışmanın yaratıcısı, 20. Yüzyılın en önemli şeflerinden biri ve nouvelle cuisine’in babası bile Amerikan takımının kazanacağından emin görünüyordu. Duyduğuma göre, Amerikan takımı birkaç bin Dolar (söylentiler ikiyüzbin ile beşyübin arasında) yardım toplamış (malzemelerin masraflarını takımlar, topladıkları yardımlarla karşılıyorlar), takımın bütün üyeleri restoranlarındaki, işlerinden 3 ay süre için ayrılmışlar ve o üç ay boyunca hergün, hiç durmadan prova yapmışlar.

Ne yazık ki şimdiye kadar hiç orada bulunamadığım bu muhteşem yarışmayı, ınternetten seyrettiğim ve bana anlatıldığı kadarıyla sizlere aktarmaya çalışayım: Bir stadyum düşünün. Ortada aşçıların çalıştığı arena. Her türlü mutfak teknolojisi hazır. Kameralar, aşçıbaşıların ellerinin en incelikli çalışmasını seyirciye gösterecek kadar hassas. Takımların yandaşları heyecan içinde. Ve stadyumun heri kalanı, ortada olan müthiş yemek olayını kucaklar gibi, tam ikibin yemek ve otel ile ilgili masa, ürünlerini sergiliyorlar.

Yarışma sabah saat 8:30’da başlıyor. Taraftarlar çığlık çığlığa. Tuttukları takımın aşçısı kocaman bıçağını kaldırsa, yumurta çırpsa, pudra şekerini havalandırsa ortalık yıkılıyor. Koreliler, Finlandiyalılar, İsveçler… 24 ülke. Herkes ulusal çalgısını kapmış gelmiş de, olabildiğince yüksek sesle şamata yapıyor. Öğretmenlerin töreni terkettiği bir 23 Nisan Uluslararası Çocuk Bayramı gibi! Arenadaki masada jüri üyeleri. Kullanılması mutlak olan malzemeler var. Örneğin morina balığı. Örneğin tartufo. Bizde domalan dedikleri yer mantarı. Ölünce gideceğim cennet burası olsa gerek!

Sonuç? Amerika kazanamadı. Norveç takımı birinci oldu. İkinci İsveç, üçüncü Fransa. Fransız takım, son yemeği masaya tam bir dakika (1 dakika!!!) geç getirince puanında büyük düşüş oldu. Ancak Fransız ve Amerikan şefleri seyretmek, kültür farkı seyretmek gibi birşeydi: Amerikan şef yarışmadan önce sakinleşmek için yerde şnav çekiyordu. Fransız düşünüyor ve yürüyordu. Amerikan şefin zaman tablosu vardı. Fransız’ın herşey kafasında yazılıydı. Amerikan bütün gücüyle ve çok hareketli çalışıyordu. Fransız sessiz ve zarifti.

Yemekler? Norveç’e altın madalyayı kazandıran yemekler: Deniz ürünlerinde morina filetosu üzerinde morina balığı karın eti ve hafifçe islenmiş tarak, yanında bezelye küreler ve brandade (geleneksel sarımsaklı patates ve kuru balık ezmesi). Domalanlı yerelması ile kırmızı pancar küpleri. Riesling şarabı ve yabanturbu sübyesiyle soslandırılmış bıldırcın yumurtalı pırasa ve patates.Et yemeğinde ördek fois gras (ciğer) ile dana kaburga, siyah domalan ile fileto, kuyruk ile kereviz, ıspanak ve maydanoz kökü ile öküz yanağı, taze fasulye ve enginar, karamelize soğan piramidi, patates, domalan ve ilik. Defne yaprağı ve maydanozlu et suyu sosu.

Dostlar, daha ne yazayım? Bu akıl almaz lezzetleri anlatırken kendimden geçeceğim! Birgün Türkiye’de de sadece yıldız aşçı-şefler için gidilen restoranlara sahip olmak umuduyla, hepinize afiyet, şeker olsun.

Tags: Lezzet/ Peynir Gemisi

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment