Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Bir Sırrın İfşası:

July 8th, 2010 · No Comments

Vermek ya da vermemek. İşte bütün mesele bu. İnternet zamanında yemek sırrı mı olurmuş? Ama defalarca tekrarlanmış da hep başarıya ulaşmış bir tarifin değeri yok mu? Yüzde yüz bir tarif. Mutlak bir tarif. Tarihi restoranların karanlık koridorlarında gizlice elden ele geçirilen cinsten. Bir tarif ki, tarifi mümkün değil!

İtiraf ediyorum: biraz tarif kıskançlığım vardır benim. Tam son noktasına kadar veremem sırlarımı. İlla birkaç şey bana kalacak. Hele bazı tariflerim var ki, bahsini bile açamam. Bazen sorarlar bana: Bunu nasıl yaptın? İşte şununla şu filan. Beni tanıyanlar derhal basarlar kahkahayı. Hadi, hadi derler. Şu ve şu ve başka ne? Eh, bir de şu. Döküüül! Bir de bu canım.

Sevinirler. Halbuki ben 7 malzeme varsa, daha zorluğu ikinci malzemede çıkararak üçüncüyü tehdit zoruyla itiraf ederek gerisini söylememiş olurum! Tekniği hızlı ve karmaşık anlatırım. Ne dediğimi çözemezler. Ama entipüften şeyleri, hele etkileyeceğini biliyorsam söyleyiveririm. Not alan olur.

Çok sahtekarım.

Ama bu ayın ortasından itibaren uzun zaman yazamayacağım. Önce Portekiz’de, müzik festivallerinde konserlerim var. Bir de dizi dizi öğrenciyi tepelemem gerekiyor master class bahanesiyle. Bakalım Portekiz’in şan öğrencisi ne kadar dayanıklı! Sonra versin elini Türkiye! Oradan yazabilir miyim, yazamaz mıyım, meçhul. Yani Eylül başına kadar hayırsızım. Madem terkediyorum köşemi bir süre, bir parmak bal süreyim ağızlara. Bir tarif vereyim ki, bütün yaz idare etsin.

Pay hamuru! Hem de alt üst. Ama yarım yapılırsa sırf alt olur, o da güzel olur. İçine elma, vişne, şeftali olur. Çilek olur. Mürdüm erik olur. Böğürtlen olur. Elma ve şeftaliyi soyup, meyveye göre dilimleyip 1 ½ cup (su bardağı) kadar şeker, 2 çorba kaşığı un, 4 çorba kaşığı kadar eritilmiş tereyağ, az limon, tarçın, kakule, karanfil ev artık canınız ne çekiyorsa cinsinden bir tatlı baharatı katmalı. Hazırlanan hamura döküp 350 F derecede 1 saat kadar pişirmeli. Üstü hamurlu da olur, çıplak da. Ana hat bu. Ama payı yapan hamuru. Görüyorsunuz ayak sürüyorum, yazının o noktasına geldim geliyorum. İçim sızlıyor, tansiyonum yükseliyor. Bana birşeyler oluyor!

Yok. Söz verdim. Dönmek yok. Yıllardır pay yapıyorum. Bir tarif var ki, yaşı başı geçmiş, takım elbise kravat, tek taş pırlanta yüzük içinde insanların kavga edip, boş tabağı yaladıklarını gördüm ben. Göz yaşları ve sümükler içinde diz çöküp bir dilim daha diye yalvaranlar oldu.

Haklısınız. Azıcık abarttım. Ama inanın ki çok ama çok azıcık. Tarifime iyi bakın diye yazıyorum bunları. Dikkatle yapın, detaylarına titizlenin. Öyle print edip biryerlerde kaybetmeyin. Üstü lekenelsin, ziyanı yok ama bir kenara atılmasın. Yoksa mahşerde iki elim yakanızda!

Zamanı geldi. Buyrun, tepe tepe pişirin.

Çifte pay hamuru:

Yok, yapamayacağım. Başka şeyin tarifini versem? Buyrun, kaburga tarifi: Bir sıra domuz veya dana kaburga (baby back ribs cinsinden veya spare ribs) tuzlamalı. Sevilen cinsten baharatlarla serpiştirilmeli veya barbekü sosu ile eli açık bir şekilde soslanmalı. Buzdolabında en az 1 saat, en iyisi 1 gece bekletmeli. Alüminyum folyoyla sıkıca sarılıp tepsiye alınmalı. 300 F (150 C) fırında 2- 2 ½ saat pişirmeli. O etler kemiklerinden dökülüyor. Muhteşem, muhteşem bir yemek! Bunu hazırlayıp, sonra pişmiş eti mangal üstünde hafif ısıtıp bir de kömür kokusu vermek mümkün.

Pay hamuru tarifini sonra yazarım. Henüz psikolojikman hazır değilim.

Afiyet şeker!

Tags: Turkish Journal

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment