Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Bir ziyaretin anatomisi

September 16th, 2009 · 1 Comment

Ben tam Türkiye’den gelen dostlara burada ne yedirileceğini öğrenmişim sanıyordum ki! Meğer yanılmışım.

Daha önce ziyaretime gelenlerin yaşları başları belli. Ben bunu düşünmeden, nasıl bir hata yaptım? Öğrenmenin yaşı yok diyeceğim ama birşey de öğrenmiş değilim hani. Sadece kafam karıştı.

Bana kalmaya gelenler annem, eşi. Daha önce annemin arkadaşı ve teyzemler de gelmişlerdi. Bunlar belli yaşta insanlar. Yurt dışında pek dolaşmış kimseler değiller. Yani “yemek şakraları” kapalı. Tam da değil. Mesela annem yeni lezzetlere çok açıktır. Açık fikirlidir. Seveceği kesin olmasa da hiç korkmadan dener. Teyzemler denemezler. Annemin eşi zorla dener. Genellikle sevmez. Bazen sever. Demek şakra genellemesiyle zaten baştan yanılmışım.

Ama eğer gelen 18 yaşındaki kızkardeşiniz ise… İstanbul’un ne suşi barı, ne Çin lokantası, ne spaghettisi, donut’ı, füzyonu kalmışsa! Ohooo! Demek en sevdiğim restoranlara götürüp, yepyeni tatlarla tanıştırabileceğim derken. Dur bakalım! O kadar uzun değil. Hele sen gel bir yanıma da İstanbul’daki Çin lokantasını çin’de tanıyabilirler mi, onu söyle.

Dim sum denememiz hüsran. Vejeteryan Hint restoranına bir daha götürürsem derhal biletini değiştirip eve dönecek. Meksika mı, bir daha asla! Yine mi??? İşkenceci abla! Bizim oradaki suşiler gibi suşiler yok mu burada? Çin makarnası da bir acaip. Bu ne? İçinde ne var? Yok, ben denemiyeyim. Ay, sevmedim. Aç kaldım. Midem kalktı.

Eveeet. Sabrın da bir sınırı var. Yanınızda hemen herşeyi yiyip yutan 5 yaşında oğlunuz ve henüz pütürlü yemeklere geçememiş teyzesi. En iyisi bir ayın geri kalanını zehir etmeyeyim kıza diyerek bolca humus (baba ganuş fazla geliyor), kebap, tabuleh (kıbbeh ve falafele geçemedik). Bayılana kadar hamburger. Cheese cake. Dondurma. KFC usulü kızarmış tavuk. Ve patates tava. Ve patates tava. Ve patates tava. Chili’yi sevdi allahtan. Yoksa içim kuruyacak. Sosis bile Türkiye’de bildiği hani o Amerikan sosisi sosis değil! Elimden gelde Türkiye’den Amerika’ya Amerikan sosisis getirteceğim. Maksat kardeşimi mutlu görmek!

Halbuki hayallerimde Vietnam, İran, Etiyopya restoranları vardı. Hazır şuralardayken çiğ tarak tatsaydı. Yaşına ve yasaklara bakmadan bir de iyi biralardan tattırdık ama nafile. Açık renk, hani soğuk çiş tadında bira lazım. Aşağısı olmuyor. Bizim eve o biralar girer mi? Konu komşuya rezil oluruz! Budweiser filan lazım bu kıza!

Kısacası anladım ki, yemek şakrası kapalı ihtiyarlar heyetiyle şakrası abur cubur İstanbul restoranı kakafonisine açık genç bir kız arasında pek fark yokmuş. Hayallerim yıkıldı. İçime obez Orta Amerikalı yemekleri yemekten fenalıklar geldi. Damarlarım tıkandı. Şekerim fırladı. Tuzum beyin hücrelerimi kuruttu.

Olur da bize yani ama mesela İtalyanlar’a çok eski bir tat yaratayım diyenlere: Çok da nefis olmayan çilekleri yıkayıp, yapraklarını kopartmalı. İrilerini ikiye kesmeli. Bir tabağa koyup üzerine çok az balsamik sirke gezdirmeli. 5 dakika bekletmeli. Servis yaparken üzerine çok az yeni çekilmiş karabiber serpiştirmeli.

Afiyet, şeker!

Ama hakkını yememek lazım: mesela meyveli yoğurda varız. Ve tatlımsı barbekü sosuna. Demek globalleşme bu oluyor. Herkes aynı bir düzine yemekten hoşlanıyor, o kadar. Bu akşam ne pişirecem derdine son. Zaten seçenekler o kadar daralmış ki!

Tags: Turkish Journal

1 response so far ↓

  • 1 beste // Nov 19, 2009 at 1:12 am

    ben bu yemek sakrasi kapali insanlar lafina bayildim cuk oturmus cok sik bir tanim. kardesim gelecegi zaman oturup heyecanla menuler planladim, malzemeleri aldim. Nede olsa annem aciktir yeni seylere dener Tay cok sever, sushiyle pek arasi yoktur. kardes pek beter cikti, dur ben sana guzel yemek yapayim diyerek tavuk ve patates yapti yahu!

Leave a Comment