Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Can Fıstığı

May 27th, 2010 · No Comments

Sol elim tabakla ağzım arasında gidip geliyor. Aynen Charlie Chaplin’in Modern Zamanlar filmi gibi. Tut, getir, aç, at, çiğne, yut. Tut, getir,aç, at, çiğne, yut. Tut, getir, aç, at, çiğne, yut. Öbür elim tıklıyor:

” Şam fıstığında B6 vitamini, bakır, magnezyum, lif, tiamin, fosfor…”

Gece karanlığında parlayan bakır tepsiye dönüşmeme az kaldı. Hem de üzerinde masa örtüsüyle!

“4 hafta boyunca günde 2-3 ounce şam fıstığı yemek, kalp hastalıklarına karşı…” Aman efendim, bizim ailede kalp hastalığı var. 2-3 ounce yetmez! 50- 20 olsun ki sağlam olsun!

“49 adedi 130 kalori…”

Ben 130 kaloriyi 5 dakkada yakarım. Hele bu sol kolun tabağa inip kalkması, her bir hareket 50 kalori sayılsa, sonunda tiridim çıkabilir! Acaba ikişer ikişer mi yemeli?

“Bir su bardağı şam fıstığı, günlük yağ ihtiyacının % 88’ini…” Günlük yağ ihtiyacımı ucuza kapatacağım bugün! Markette bayağı ucuzdu meret. Hergün bu kadar yesem, başka şey yemesem?

Şam fıstığıyla ilişkim çocukluktan beri değişmedi. Gördüm mü, gözüm dönüyor. Hisler, reaksiyon 10 yaşındayken ne idiyse, bu yaşımda da aynen! Bazı çocukluk aşkları sonradan komik gelir insana. Bu benim şam fıstığı aşkım ölümsüz. Mezarıma fıstık ağacı dikeler. Dişisinden olsun. Bunların kızı, erkeği var. Kızlar fıstık, erkekler polen yapıyor. Yanına bir incir, bir de zeytin ağacı. Gelen, ağaçlardan meyve toplar da piknik yapar da gider. Zeytinleri de tuza basarlar. Bütün sene yer yer, beni anarlar.

Taze fıstık yememiş olan ne fıstığın, ne hayatın tadını daha tatmamış. En son Viranşehir’de yedim ben onu. İnsanın beyni dönüyor, tat patlaması gibi birşey.

Yumuşak, etli meyvenin altında bej rengi sert kabuk . Altında yeşilli morlu, incecik deri ve yemyeşil tohum. Neredeyse seksüel bir görüntü. Bu kadar renk, bu kadar tat. Kokusu…

Tahtasının rengi de pek güzeldir. Üstelik reçinesini de kullanırlar. Kuru sıcak ve soğukta kolayca yaşar gider. Dört dörtlük bir ağaç.

Eski İran şiirlerinde sıkça rastlanan bir sahne: İki sevgili, fıstık bahçesinde buluşmuş,başbaşa, fısır fısır. Gökyüzünde mehtap, etrafta gül kokusu. Yerlerde çatlayan tohumlar. Aşk! Bugünün İran’ı değil tabii. İkisini de o ağaçtan sallandırıverirler alim Allah! Ağacı da kesip yakarlar. Günaha sebep oldu diye!

Tatlılara koymaya alışmışız ama çok çok eskiden, İran’da ezip, soslara katarlarmış sos koyulaşsın diye. Hala fıstıklı salam var: mortadella.

Şam fıstık pilava girer, dondurmaya girer, muhallebiye girer, kurabiyeye, keke, pastaya girer. Çikolata toplarına girer. Ekmek kırıntısıyla karıştırılıp, tavuk, pirzola üstüne örtülür de fırınlanır. Hindi doldurulur.

Antep’te baklava yemek onuruna eriştim ben. İstanbul’dakine filan, hem de en şık, ünlü, geleneksel, hiçbir yerde yediğime benzemiyordu. Baklavanın hamuru, şam fıstığının güzelliğini ortaya dökmek için yapılmış, fıstığı baklavayı doldurmak için kullanmamışlar. Bakış tamamen farklı. Başka yerde yemenin mümkünatı yok, ne denirse densin. O kadar kırılgan bir tat. Taşınamaz, paketlenemez, aynısından yapılamaz. Fıstığa tapınılmak için kurulmuş bir tapınakta, balla ve baklava hamuruyla taşınan mücevher!

Allı morlu, kınalı gelin, şam fıstığı tabiatın verdiği mükemmel hediye, efenim magnezyum, kalsiyum, B bilmembirşey vitamini, kalp ağrısı, diş sızısı- hepsi bir kenara, şu dünyada insana verdiği haz için başım üstüne.

Fıstıklı Pesto:

1 cup (su bardağı) taze fesleğen yaprakları

½ cup (su bardağı) şam fıstığı

2 diş sarımsak

3 çorba kaşığı zeytinyağı (akıcı ama su gibi olmayan bir sos olmalı- daha fazla zeytinyağı koymak gerekebilir.)

¼ cup (su bardağı) rende Parmesan veya eski kaşar

Peynir hariç herşeyi robota koyup ezmeli. Peyniri eklemeli.

Kızarmış ekmeğin üzerine, makarnaya, omlete. Izgara patlıcana. Pizzaya. Sandöviçe. Aynı tarif için dolmalık fıstık veya ceviz de kullanılabilinir. Fesleğen yerine nane de olur. Maydanoz da olur. Yarı fesleğen, yarı maydanoz da olur. Biraz limon suyu da eklenebilir. Parmesan yerine gorgonzola veya beyaz peynir parçaları eklenebilir. Az krema ile zenginleştirilebilir.

Bu tarifi bir kök tarif diye alıp, kendileştirmeli. Sosların güzelliği de burada. Tamamen bir kişiye ait olabilmelerinde. Birisi yedi mi, bu da bu evde başka bir güzel oluyor demeli.

Afiyet, şeker.

Tags: Turkish Journal

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment