Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Cigaramın Ucunda Kar Var!

March 9th, 2005 · No Comments


Sigara içmek ya da içmemek değil bütün mesele. Esas mesele donmak ya da donmamak! Şahsen sigaradan iğrenen, nefret eden, tiksinen bir kişi olarak New York’un Naziler’e taş çıkartan anti-sigara kurallarına diyecek hiçbirşeyim olamaz. Hatta elimden gelse, o kuralları çıkaranları bir bir alınlarından öperim! Ama sigara içenler barlara sokulmadığından beri bar kapılarında ağzı burnu tüten, gözü şaşı sarhoş görmekten de gına geldi. New York barları, bizim bazı yörelerimizde genç kızlarla oğlanların gözgöze gelme imkanı bulduğu pazar yerlerine benzer. Yani çiftleşme dönemi gelmiş homo sapiensler burada bara, orada pazara gider. Dolayısıyla köyde genç kızlar nasıl en renkli yemenilerini takarlarsa, buranın genç kızları da kendilerini beğendirmek için en incesinden, en kısasından, en ufağından entarilere girer, en topuklu ayakkabılarıyla dolanırlar barlarda. Tavuskuşunun erkeği, insan kuşunun kadını! Ama bir güdü vardır ki insanda, çiftleşme güdüsünden bile güçlüdür: sigara içme güdüsü.

İşte o kızcağızları New York’un kara kışında, kaldırımlarda titreyerek sigara içerken görmek insanın kalbini sızlatıyor. Şimdiye kadar hiçbir oğlanın da ceketini verdiğini görmedim. Demek ki bir ıslak tişörtlü, bir de soğuktan tüyleri tavuk poposuna dönmüş kız görüntüsüne dayanamıyor şu erkek milleti!

 

Sahne Tozu: Bu şehirde kaldırıma bakmadan yürüseniz ayağınız bir sanat eserine takılır, tepetaklak yuvarlanırsınız! Her ne kadar ortalık sanattan geçilmiyorsa da, unutulmaz sanat herşeyin unutulmazı gibi pek ender. Bu sezon, bazen daha tiyatrodan bile çıkmadan, az önce ne seyrettiğimi hatırlayamadığımı itiraf edeyim!  Plan B bunlardan biri değildi. İzahı zor bir gösteriydi CIE 111’in gösterisi. Doğa kanunlarına başkaldırmaktan ziyade, onlardan alışılmamış şekillerde istifade eden, sanattan çok akrobasi yüklü ama yine de tatmin edici, beyin gıdıklayıcı, modern ve taze bir gösteri. Daha ne isteyeyim? Birkaç yakışıklı dansçının da faydası oldu tabii!

 

Bu restoranda yemeli: Birkaç restoranda dersimi fena halde aldıktan sonra, Endonezya Mutfağı’nın  etrafında dolanmaya mahkum kaldığıma inanmaya başlamıştım! Tayland nefis, Malezya olağanüstü, Hindistan offf of, Endonezya ı-ıh! Tam da şekere bulanmış, ne idüğü belirsiz soslarla hayal kırıklığına uğramaktan bıkmış, Endonezya Mutfağı’nı sevmediğimi açıklamaya hazırlanıyordum ki; bu restorana rastladım. Borobudur, New York’un ortasında bir Endonezya vahası! Meğer o kahverengi salçanın tadı, yediğiniz yemeği böylesine değişik, kat kat lezzetin dilinizi çeşitli yerlerinden vurduğu bir şölene çevirebilirmiş!

 

Sizlerden gelen: Bir okuyucu, yolladığı emailde köşemde restoran adreslerini neden yazmadığımı sormuş. Sınırlı yerimi adreslerle doldurmak yerine, New York’u ziyaret edeceklerin denemeyi arzu ettikleri restoranların adreslerini bana emaille sormalarını ve bunlara tek tek cevap vermeyi tercih ederim. Cevaplandırmadığım email henüz yazarından doğmadı!

 

Ciddi ve Gayri Ciddi İstatistikler: New York’ta acil telefonu, yılda tam 11 milyon 800 bin kere aranıyormuş!

 

Tags: New York Günlükleri

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment