Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Dolma Sarma Sarmalama

December 6th, 2012 · No Comments

 

Ne yazık ki kayınvalidemin yemek yapma faslını kapattığı dönemde tanıştım kendisiyle. Zaten pek sevmezmiş, üstelik çok güzel yemek pişirdiği de yokmuş ama ben tanıştığımda hemen hemen hiçbirşey pişirmeme noktasındaydı. Ender gittiğimiz akşam yemeklerinde buzluktan kırağı yemiş hazır birşeyler çıkarıp sürüyordu önümüze. Öyle bir bıkkınlık hali.

Oysa kocamın çocukluğundan özlemle hatırladığı birkaç yemek vardı. Mesela biberli biftek. Yağda kızartılmış Çin makarnaları. Limonlu pay. Bir de kayınvalidemin hiç ama hiç yemek yapmasını sevmeyen, yapsa da beceremeyen annesinden kalma iki adet nefis reçetesi: lahana çorbası ve lahana sarması.

Doğu Avrupa Yahudileri, lezzetli yemekleriyle meşhur değiller. Malum, o taraflarda meyve, sebze sınırlı. Çoğu yemek et ve tavuk. Domuz da lezzetli ancak yenemez birşey olduğundan, kala kala boca patates ve lahana kalıyor ortada. Ama yine de Doğu Avrupa Yahudi yemeklerinde bir dürüstlük sezerim ben. Yemekte dürüstlük nasıl oluyor derseniz, elinizdeki kısıtlı yemekleri acaip hallere sokmadan, malzemenin saf tadını ortaya çıkararak, basit, besleyici ve ucuz yemekler yapmak, benim görüşümde dürüst yemek yapmaktır. Lahana çorbası ve sarması da bunlardan.

Lahanayı Anadolu’da gördüğümüz gibi serçe parmak boyutlarında sarmıyorlar. Daha bir dikdörtgen, daha irice, içinde et, pirinç ve bolca kuru üzüm, şeker ve limon veya sirke ekşisiyle yapıyorlar. Üzerine de domates sosu döküyorlar. İnsanın ağzının içinde havai fişek atışlarına sebep olan bir tat! Belki sizin annenizin yaptığı tarz değil ama başkasının annesinin yaptığı, kendne göre çok leziz bir sarma. Çorbası da hemen hemen aynı, kemikli et suyuna yapılan, bolca karabiberli, elşili, tatlılı, üzümlü bir cümbüş.

Buna çok benzer bir sarma ta İsveç’te var. Onun hikayesi de pek hoş: İsveç Kralı 12. Charles, 1709’da Ruslar’la giriştiği bir savaşı kaybedince ülkesinden tasını tarağını toplayıp Moldovya’ya kaçar. Moldovya malum, o zamanlar Osmanlı toprağı. Orada iki yıl Osmanlılar’ı Ruslar’a karşı birlikte savaşa girmeye ikna etmeye çalışır. Sonunda yine toplanır, ülkesine geri döner. Dönerken de savaşa para yetiştirmek için borç taktığı Osmanlı işadamlarını da peşinde sürükler.  Bu işadamları 1716 ile 1732 yılları arasında Stockholm’de yaşarlar ve bugün İsveçliler’in mutfağında önemli yeri olan lahana sarmasını oralara taşımış olurlar. O kadar ki, 1755’te ünlü İsveçli aşçı Warg tarafından yazılan yemekkitabına bile girer reçetesi.

Bugün İsveçliler’in göçmenlerle zenginleşmiş tarihlerini onurlandırdıkları, Lahana Dolması (sarması olmalı ama o başka bir yazı konusu!) Günü var. Günün her saatinde efenim işte dolma Türktür, Yunandır vesaire diye kapışma imkanlarımız varken, ben diyorum ki ticaretle, savaşla, kültürlerin koyun koyuna sarmaşmasıyla birbirine karışmış, içinden çıkılması imkansız ve üstelik de gereksiz konular üzerinde tartışmak yerine, şu yemek denen şey nasıl birşey ki, coğrafyaları, tarihleri, dinleri, kültürleri aşıp da geliyor, sofralarda yerini buluyor, ona hayranlık duyup mutlu olalım! Aynı yemekleri paylaşan farklı insanları sofralarımıza davet edelim. Birbirimizle uğraşacağımıza, annelerimizin tariflerini değiş tokuş edip hayatı kutlayalım!

Tags: Lezzet/ Peynir Gemisi

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment