Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Ekmek

December 9th, 2011 · No Comments

Efendim, Eskimolar’ın kar anlamına gelen tam bilmemnekaç kelimesi varmış. O kadar övünülecek birşey değil. Etraflarında kardan başka şey yok ki, kelimesi olsun! Bizim de ekmekle ilgili bir dolu deyimimiz, atasözümüz var. Ekmeğini taştan çıkartmak. Ekmek parası. Ekmeği ile oynamak. Ekmek aslanın ağzında. Açın gözü ekmek teknesindedir. Ne ka ekmek, o ka köfte! Ekmek çarpsın!!! Adamın ekmeğini yedim dersin, o adamın sana hakkı geçtiğini anlatmak için. En kutsal şeylere bile değer verilmediğini, onlarda bile ahlaksızlık edildiğini ima için, ekmekler de bozuldu deriz. Oktay Akbal’ın Önce ekmekler Bozuldu adlı hikaye kitabı vardı, bilir misiniz? Dağarcığın yüzeyini hafifçe gıdıkladım, bu kladar çıktı. Bütün yazıyı sadece ekmek deyim ve atasözleriyle doldurabilirim. Başka milletler de saygı duyar ekmeğe. Mesela Lenin, halkına barış, toprak ve ekmek sözü vermiş. Kiliselerde ekmek verirler, İsa’yla bir bütün olduklarını hissetmek için.  İngilizce’de eve para getiren kişiye evin ekmeğini kazanan denir. Masaya ekmek koymak diye bir deyim vardır. Her dinde, kutsal günler için özel ekmekler yapılır. Yahudiler, Cumartesi günü örgülü, yumurtalı ekmeklerini yemezlerse, o gün özel sayılır mı? Ramazan’da pidenin kokusu gelecek ki, yılın neresinde olduğumuzu bilelim. Paskalya çöreği de bir çeşit ekmektir, özel günde özel ekmek.

Ekmek yer bir milletiz. Tarihte bolca pilav da yediğimiz yazar ama ekmekçiyiz en çok. Bir maaşla kaç ekmek alınacağını hesaplarız mesela. Önemli şeylerin sembolüdür. Evine ekmek götüremiyor deriz, çok fakir anlamında. Kar yağınca kuşlar için ıslak ekmek koyarız pencere kenarına. Kedilere süte ekmek doğrarız. Canımızdan can verir gibi. Eskiden bir ekmek arasına bir parça tereyağ ile şeker koyup sokağa salardı çocukları anneler. Mutlaka hala öyle mahalleler vardır. İnşaat işçilerini ekmek arası domates, kaşar, zeytin yerken görsem içim titrer. Sokakta ekmek görsem kenara koyarım ben. Çarpılacağımı sandığımdan filan değil. Birileri ekmiş, biçmiş, ayıklamış, övütmüş, mayalamış, şekillendirmiş, pişirmiş. Başkası da bütün gün çalışmış da parasını kazanıp almış. Bütün bu insanların emeklerine saygısızlık gibi geliyor o ekmeğin yerde kalması. Hiç olmazsa bir böcek, bir kuş, bir kedi yesin de boşa gitmesin onca uğraş.

İnsanoğlu otuzbin yıldır ekmek yapıyor. Dile kolay, otuz-bin-yıl! Çatalhöyük’te ekmek kırıntıları buldular. Mısır’da piramitlerde çalışan işçiler için gün boyu ekmek pişiren büyük boyutlu fırınlar varmış. Ekmekte ahlaksızlık eden, gramajından çalan, içine kötü birşeyler ekleyenleri feci halde cezalandırırlarmış Orta Çağ’da. Her fırının meraklısı da varmış o zamanlar. Hatta Mısır döneminde de, fırınlar en leziz ekmeği ben yaparım iddiasıyla kapışırlarmış.

Hiç mayalanmayan, dümdüz ekmekler var. Az mayalı, hafif kabarmış pideler. Karbonat katılarak yapılıverilenler. Ekşimiş mayası haftalarca gözü içine bakılanlar. Francala dediğimiz, yani Fransız usulü ekmekler. Bugün herkesin masasından eksik olmayan o ekmekler de Avrupa’dan Türkiye’ye girmiş. Ağır taş fırın ekmekleri, yusyuvarlak köy ekmekler var. Çavdarlı, cevizli, zeytin ezmeli… Hayatımda ilk kez avrupa usulü bildiğimiz ekmeği evde yapmayı başarınca mutluluktan çılgına dönmüştüm. Ekmek yapmak rutin bir uğraşı bu evde. Yemek yapmanın bir bölümü. Yine de her seferinde ilk lokmamı alırken içim kıpır kpıpr oluyor. Sanki aya gitmeyi başarmışım gibi! Bu kış tüm Lezzet okurlarına kolları sıvayıp ekmek yapmayı denemelerini tavsiye ederim. Ekmek makinaları çıktı, mertlik bozuldu demeyeceğim. Yeter ki evde pişirilmiş ekmeğin kokusu sevdiklerinizi büyülesin, varsın ekmek makinadan çıksın. Zaten onun da bir yolu var: Makinada karar, fırında pişirirsiniz. Maksat ekmek eksilmesin evlerimizden.

Tags: Lezzet/ Peynir Gemisi

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment