Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Kahvaltıma Dokunma!

September 19th, 2012 · No Comments

Öğlen ve akşam yemeklerinde gözü kara ben, yaşım ilerledikçe kahvaltılarda bir tutucu oldum ki, sormayın gitsin. Çocukken ara sıra mısır gevreğine özenirdim de, birkaç gün sonra geçerdi hevesim. Zaten sabahları yemek yemek ne zordur çocuklar için! Midenin uyanamamış olmasından öte, Türk kahvaltılarının öyle alel acele yapılamayacak bir ritüel olmasından belki. Sabah kahvaltısı, akşam yemeği kadar keyifle, yavaş yavaş, sindire sindire yenilecek birşey. Oysa kimin zamanı var? Ancak haftasonlarında tadı çıkıyor. Hafta içinde tıkınmaktan öte birşey değil. Hatta madem tıkınıyoruz, barı sokakta bir poğaça, bir de çayla tıkınalım da, adabıyla tıkınmış olalım diyesim geliyor. Sırf tıkınmak için o sofra hazırlanır mı sabah sabah?

Tıkınmalık kahvaltılar var dünyada. Kuş yeminden hallice mısır gevrekli kahvaltıyı ben tıkınmaya uygun buluyorum. Zaten tıkınmasanız süt gevreği gevreklikten çıkaracak, dişsiz nine mamasına çevirecek. İsterseniz tıkınmayın! Mısır gevreğinin kökünde tıkınmak var sanki. Amerika’ya yerleşince çeşit çeşit mısır gevrekleriyle tıkınmaya çalıştım yıllarca. Yok, olmuyor. Bünyeme uygun değil. Bir kere sabah sabah o kadar şekerli şey yemek içimi bulandırıyor. İkincisi, o şekerli şeyi yiyince, saat 10’da acıkıveriyorum! Tok tutacağına, kan şekerime musallat oluyor gevrek. Tıkınma üstüne tıkınma yaşamazsam midemi susturamıyorum.

Çare yok, senelerce bünye ile savaştıktan sonra, Türk kahvaltısına geri dönüş yaptım. Ama ne dönüş! Dönüşü muhteşem oldu: en acil sabahlarda bile demli çay, peynir çeşitleri, zeytin, reçel, bazen tahin ve pekmez, domates, meyve, bazen yumurta, kızarmış ekmek. Ve ne oldu dersiniz? Öğlene kadar tok tutmakla kalmadı bu kahvaltı, üstelik öğlen yemeğimi hafifletti ve kilomu sabitledi! Hoş ben kilo filan uğraşacak bir tip değilim. Esas güzel olan, sabah keyfimi geri getirdi.

Mısır gevreğini yiyen şişman Amerikan toplumuna bakıp da o kahvaltıyı benim güzelim kahvaltımla değişmek aptallıkmış. Orasını anladım. Ama başka ülkelerin de pek leziz kahvaltıları olduğunu unutmadan. Mısır gevreğinden başka kahvaltılığı yok mu şu Amerikalı’nın? Bazlaması var, sosisi, yumurtası, domuz pastırması ve kahvesi de tabii. Ya İspanyol’un uzun kızarmış hamuruyla içtiği sıcak çikolatası? Fransız’ın kahvesine eklediği croissantı, Uzak Doğu’nun kahvaltı kraliçesi pirinç lapası, Hintli’nin incecik pidesiyle koyu çorbası ve yumurtası, Etiyopyalı’nın çıtır ekmek arasına koyduğu yağlı kuru fasulyesi, Alman’ın salam ve peynir çeşitleriyle nefis ekmekleri.

Sokakta atıştırılan simitin tadı da bir başka olur, vapurda içilen çayın yanında. İnsanın midesini doyurması kadar, içini de ısıtması lazım kahvaltının; yoksa o gün ters başlayıp öyle söküle söküle ters gidiyor. Belki tıkınmak, tıkınmamak meselesi değil de mesele, uyanıklığın farkındayken yemek. Sırf o farkındalığı hissedebilmek ve güne güzel tarafından başlamak için, gerektiğinden yarım saat önce uyanmaya, çayı ocağa koyup buzdolabını sakin sakin açmaya değer bence. Evet, uyku da lazım bünyeye, ama keyifli bir sabah kahvaltısı daha bir lazım sanki.

Tags: Lezzet/ Peynir Gemisi

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment