Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Karpuzun Kabuğu Düştü mü?

July 1st, 2007 · No Comments

 

Çocukken, yaz gelince gözlerim denizde karpuz kabuğu arardı! Kabuğu gördüm mü, tamam işte. Şimdi evdekilere, beni denize götürsünler diye mızıldanabilirdim. Karpuz bile, deniz bile Elif yüzebilir diyor. Onlardan daha mı iyi bileceksiniz?

 

Bu söylenti nereden gelmiş, bilmiyorum. İşin komiği, ben böyle çocuk çocuk inanırken, karpuzun kumlarda yuvarlana yuvarlana denize kadar geleceğini, kendini bütün bir milletin sefa ve mutluluğu için kurban ederek bir parça kabuğunu denize atacağını mı zannetmişim? Sonra, yeni yetmeliğin herşeye kuşkuyla bakma hali bana de erince, herhalde dedim, karpuz zamanı, denizin ısındığı zamana denk düşüyor. Sonra birileri deniz kenarında piknik yapıyorlar, çöplerini denize atıyorlar. Biz de denizde yüzen çöplerin arasında karpuz kabuğu görünce, eh, denize girme sırası bize geldi diye toplanıp yola çıkıyoruz.

 

Yirmibeş yıl önce vardığım bu sonuçtan daha iyisini bulmuş değilim henüz. Ya doğru cevabı çok küçükken bulmuşum, ya da bende mantık yürütmek namına hiçbir gelişme olmamış!

 

Karpuzun ana vatanı Güney Afrika. Aslına bakarsanız karpuz, hem sebze, hem meyve. Sarmaşık gibi kol atan bir çeşit bitkinin meyvesi karpuz ama bitkinin kendisi, meyve veren diğer bitkiler gibi ağaç değil de, sebze! Bu kadar bildik bir yiyeceğin, oldukça bilmedik özellikleri var. Eski zamanda, karpuz en fazla Kalahari Çöllerinde bulunurmuş. Çölde böyle çoğu sudan oluşan birşey bulmak ne tuhaf, demeden önce, bitkisi zayıf ama meyvesi sulu çöl kaktüslerini hatırlamak lazım. Karpuz, bu sıcak ve kumlu ortamda, kendi kendine yetişirmiş. Bazı bitkiler yüz adet karpuz birden verebiliyormuş. Suyun ve gıdanın zor bulunduğu bir ortamda, yerliler için ne önemli bir besin!

 

İsa’nın doğumundan ikibin yıl önce, karpuzun bilerek ve isteyerek, Nil Vadisi’nde yetiştirildiğini öğreniyoruz.Tutankamon’un mezarında bile binlerce karpuz çekirdeği bulundu. 10. yüzyılda karpuz kendini Çin’de buluyor. Bugün en çok karpuz yetiştiren ülke Çin. 13. yüzyılda, Araplar karpuzu Afrika’dan Avrupa’ya taşıyorlar. Amerika’ya karpuzu getirenler, Afrika’dan yeni kıtaya taşınan zenci kölelerdi.

 

Bugün, karpuzun çekirdeksizini, tek kişilik miniğini, sarısını ve hatta küp şeklinde olanını bulmak mümkün. (Nasıl oluyor da,  yusyuvarlak karpuz küp şeklini alıyor? Karpuz büyürken küp şeklinde cam kutulara yerleştiriliyor. Neden? Yüklemek, taşımak kolay. Ama yaygınlaşmadığı için çok pahalı.) Türkiye’de karpuzu basbayağı karpuz haricinde, bir tek reçel şekliyle yedim ben. Kabuğundan tadı hoş bir çeşit reçel yapmak mümkün. Amerika’da, karpuzu soktukları çeşit çeşit içecek var. Güney Amerıkalılar üstüne kırmızı acı biber ve kaya tuzu serpiyorlar da yiyorlar. Karpuzun soğukluğu ve tatlılığıyla mükemmel bir zıtlık oluyor. Çinliler, Ruslar ve Ukraynalılar kabuğunu turşu yapıyorlar. Çekirdeğinde bol protein var. Afrika’da, kurutulmuş ve ezilmiş halini koymadan, çok lezzetli bir çorba olan egusiyi yapmak mümkün değil. Amerika’da, Afrika’dan gelme bir gelenek var: Karpuzu ikiye bölüp, içinden biraz alıp alkollü bir içecekle, mesela votka ile dolduruyorlar. Veya şişeyi başaşağı çevirip karpuza batırıyorlar ki, karpuz yavaş yavaş alkolü çeksin. Bir süre beklettikten sonra dilimleyip yiyorlar.

 

Karpuzun dünya folkloründe yeri büyük. Güney Amerika’da, Ölüler Günü’nde ölülerin karpuz yediği söylenir. Balkanlar’da vampir karpuzlar olduğuna inanılır. Dişleri olmayan bir meyve nasıl olur da birinin boynunu ısırır? Orasını bilemeyecegim. Ama kartlaşmış karpuzun kabuğunun üstünde kırmızı damarlar oluşurmuş, söylenti de oradan geliyor. Bizim karpuzlar yüzmeye gidiyor da, başkalarının karpuzları insan avına çıkmış, çok mu?

Tags: Lezzet/ Peynir Gemisi

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment