Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Kimlik Bunalımı:

October 1st, 2006 · No Comments

Bazı insanları ciddi şekilde meşgul eden bir tartışmanın ortasına çekmek istiyorum sizleri: Makarnanın anavatanı neresi? Makarnanın anavatanı Çin. Hayır İtalya. Hayır Arabistan.

Dünyada bu kadar çok problem varken, kimisi birbirini boğazlıyor, kimisi de açlıktan sefilleri oynuyorken tartışacak başka şey yok mu? Bence makarnanın anavatanını tartışmanın şimdi tam zamanıdır. Dünya çılgınlıklara sürüklenirken yere sıkı basmanın tek yolu medeni insanlara yakışır konularda medenice tartışmak.  Makarna konusunu oldukça medeni buluyorum.

“Makarna” kelimesi Türkçe’ye İtalyanca’dan geçmiş. Ama İtalyanlar makarnaya “pasta” diyorlar. Türkçe’de pasta sadece tatlı bir yiyecek. İtalya’da restorana gidip menüde örneğin karidesli pasta görürseniz şaşırıp kalmayın diye yazıyorum bütün bunları. Macaroni bir çeşit pasta. Ama İtalyanlar’ın anladığı cinsten bir çeşit pasta. Bu kadar karmaşa yetmiyormuş gibi, bir de makarnanın nereden çıkmış olabileceğine dair tahminleri yazayım da tam olsun.

Makarnanın Marco Polo tarafından Çin’den İtalya’ya getirildiğine inanılıyordu uzun zaman. İçinden çıkılması zor bir probleme basit bir açıklama gibi görünüyor. Ama tarih bu kadar kolay değil. Milattan Önce 4. yüzyılda Etrüskler’in lazanyamsı şeylerle uğraştığı duvar resimleri var. 5. yüzyılda Yahudiler haşlanmış hamurun kaşer olup olmadığını tartışmışlar. 10. yüzyıldan Araplar’dan kalma bir de makarna tarifi var. Araplar itriyah denilen bir çeşit kurutulmuş makarnayı o zamanlardan dükkanlardan satın alıyorlarmış. (İtriyah kelimesinin bizdeki itriyat kelimesiyle benzerliğini farkettiniz mi? Araştırmaya değer.) 13. yüzyılda reşteh kelimesi kullanılmaya başlamış ki erişte kelimesiyle aynı değilse mutlaka bir akrabalığı olmalı. Bu sıralar Avrupa’da makarna ile ilgili tek bilgi olmuş bir adamın bıraktıklarının listesinden. Makarna kurutulmuş olmalı ki, yazmaya değer bulunmuş. İşte bu liste, Marco Polo’dan çok daha önce İtalya’da makarnanın bilindiğini ispatlıyor.

Catherine de Medici, Fransız mutfağının İtalyan anası, binbeşyüzlerde Fransız Kralı 2. Henri ile evlenince İtalyan zevklerini de Fransa’ya taşımış. Taşıdıklarının arasında makarna da var.

Bu sırada Çin’de binlerce yıldır makarna yeniyordu. Arkeologlar Çin’de dörtbin yıllık makarna kalıntıları buldular. Eğer tartışma makarnanın ilk kez nerede çıktığıysa ve cevabımızı bilimde arayacaksak, daha eski bir ispat çıkana kadar şimdilik yarışmayı Çin kazanıyor.Ama tartışma makarnanın nereden kime tanıtıldığıysa bunun cevabı bulunacak gibi değil. Belki de bu iş yazıyı bulmaya benzemiyor. Altı üstü yapılan şey unu suyla karıştırıp hamur yapmak, kesmek ve suda kaynatıp yemek! Belki de nasıl insan olma özelliğimizi dünyanın öteki ucundaki diğer insanlarla paylaşabiliyorsak,  makarna yapma becerimizi de paylaşıyoruz. Makarna yapmak insanlara özgü birşey belki. Belki makarnanın anavatanı yok. Ve belki bu yüzden dünyadaki milyarlarca insanın en sevdiği şey makarna.

Not: Eylül sayımızda çıkan tuzla ilgili yazıma sevgili Lezzetseverler Özlem ve Ömer Eryurt bir eklemede bulunmak istemişler. Erzincan’ın Kemah ilçesinde tuz üretiliyormuş. Zahmetle ve üstüne titrenilerek üretilen yerel tuzlar, bizlerin her gün bakkaldan alıp yiyeceklere sadece “tuz eklemek” için kullandığımız tuzlardan başka, kendilerine has tatlara sahipler. Yemek yemenin bir çeşit yüksek kültür sayıldığı Fransa’da yerel tuzlar ağzının tadını bilenlerce yüksek ücretler ödenerek sofralara taşınıyor. İmkanınız varsa Kemah Tuzu’nu tadın. Hem yerel bir değere destek olmuş olacaksınız, hem de tad alma duyularınızı geliştireceksiniz. Ben Erzincanlı tanıdıklarıma bir parça da bana yollamaları için haber gönderdim bile! Teşekkürler Eryurtlar.

Tags: Lezzet/ Peynir Gemisi

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment