Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Klasik Dertlere Teknolojik Merhemler

December 20th, 2007 · No Comments

Sağduyuyu dinlerseniz, klasik müziğin sonu geldi. Mantıken, bütün işaretler o yönü göstermeli: Hiperaktivite ve dikkat eksikliğinden muzdarip toplumlarda yaşıyoruz. Bir konuya ilgi çekmek için, altı aylık çocuklara ilginç gelecek oyuncakların kılığına sokmak lazım. Gürültülü sesler çıkaracak, renkli olacak, kısa tutulacak… Sadece film, müzik, reklam değil, şöhrete ve hatta ciddi haberlere karşı alınan tavır bile, “tüketicinin”  hiperaktivitenin yırtıcı pençesinin içinde boğulduğunu kanıtlıyor.

 

Birkaç sene önce bilmediğimiz youtube, gerilla filmci gençlerin oyuncağı oldu. Artık ünlü prodüktörlerin peşinde koşup bir imkan tanınması için yalvarmaya gerek yok: canının istediği çılgınlıkta, istediğin konuda kısa filmi, evinin bir köşesinde çekiver, bilgisayarda toparla ve binlerce aç tüketicinin evinde, parmaklarının ucunda, hayatlarına sun. Sanat, hücrelerine bölünüyor.

“Ünlü”nün diktasının ölümü yakın.

 

Pop, caz, rock müzik, internetten iki dakikada indiriliverilen, çalıntı çereze dönüştü. Bazı şarkılar, CD’leri daha mağazaları bulmadan evlere giriyor. CD satışından para kazanmak hayal oldu. Şirketler grupların tişörtlerini satarak CD satışından daha fazla para kazanıyorlar!

 

Üstelik, tüm bu karanlık haberler yetmezmiş gibi, bir de EMI, 2005’te “en son kez, bir daha tekrarlanmamak üzere, stüdyoda yıldızlarla dolu bir opera kaydı” ile çıktı ortaya. Domingo, Tristan’ı, bir milyon Dolar harcanarak kaydetti. Son bir kez!!! Buna sinir sistemi mi dayanır?

 

Mutlaka, mutlaka teknolojiye uyum sağlamak, tüketiciye ulaşmanın yeni yöntemlerini bulmak lazım.

 

Derken…

 

Klasik müzikte bir fenomen! Klasik müziğin,şimdiye kadar çoktan ölüp, tarihin tozlu sayfalarına karışmış olması gerekirdi. Hastahanede, kırk kere elekrto şokla uyandırılmış, hayat ünitesine bağlı, altı bezlı, şuuru kapalı…

Ancak, bazen bilgi, sağduyunun hatalı olduğunu ispatlıyor bizlere.

Sağduyu, dünyanın düz olduğunu söylüyor. Ama işin aslı öyle değil. Dünya basbayağı yusyuvarlak.

 

Klasik Müzik de öyle.

 

Klasik Müzik CD satışları, rekor kırmasa bile, oldukça sağlıklı, damarlarında oksijen dolu kan, başı ateşli, gelecek nesillere yürüyor. Pop müziği öldüren internet illeti, Klasik Muzik’e can veriyor.

 

 

 

İnsan doğasının en büyük derdi “kaale alınmak”. Adam yerine konmak, dünyada varlığını bildirmek… Birgün sosyal antropolog, blog denilen internet günlükleri yazarlarının, duvara ellerinin şeklini bırakmaya uğraşan ilkçağ sanatçısıyla aynı psikolojik içinde olduğunu yazacak. Blog yazıyoruz, çünkü sesimizi duyurmak, ben de bir zamanlar doğmuştum, hala buralardayım, beni de görün demek istiyoruz.

 

İnternette binlerce blog var. Yemek tarifi, çocuğunun pişiği, trafik karmaşaşı, dedikodu, vesaire, vesaire, binlerce insan sesini duyurma, başkalarına da var olma peşinde. Ama internette, henüz Türk dilinde fazlaca olmasa da, okumaya değer, incelikle yazılmış, entellektüel düşünceye sağlam demir atmış, klasik müzik sever ve üretirlerin blogları da var. Dünya kültürü şu sıralar elitten nefret ediyor, artistlerin kilotları hakkında yazmayı, iyi bir kitaptan bahsetmeye yeğliyorsa da, internet dünyası, fertlerin tek başlarına birer sığınak yaratmasına imkan tanıyor. İşte bu sığınaklar, Klasik Müzik’i, ha geldi ha gelecek diye iddia edilen kıyamet gününden saklamakta.

 

Suyun dibinde sessizce yol alan akıntılar, meraklısını daha önce büyük paranın despotluğu altında sesini duyuramamış sanatçıların, yaratıcı mücevherlerin, yeni bestecilerin, herkese benzemekten kaçan yorumcuların doldurduğu kayıtlara yöneltiyorlar. Bugün sadece ve sadece internet üzerinden dinleyiciye ulaşan klasik müzik sanatçıları var. Daha önce duymuş olmamıza imkan olmayan eserleri veya yorumcuları, blog kahramanları sayesinde öğreniyoruz. Arkeologlar veya dedektifler gibi, bu kayıtların, konserlerin peşine düşüyoruz.

 

Oluşunun tek anlamı, popülerliği can damarı olan, büyük kitlelere seslenmesi olmazsa olmaz pop müzik, pazarın internet yüzünden ufak ufak moleküllere parçalanmasından zarar görüyor. Klasik Müzik henüz hayatının baharında kuzu gibi serpiliyor. Apple bilgisayarları, mp3 çalarları ilk kez tüketici karşısına koyduklarında, şef Esa-Pecca Salonen’in kayıtlarını meraklısına sunmuşlardı. Klasik Müzik CD satışları o gün tavandan fırladı. Salonen, en çok satanlar listesine giriverdi! Klasik Müzik’e yeni başlayanlar, internette utandırılmadan, küçümsenmeden, yabancı sanatçıların tuhaf isimlerini telaffuz etme zorunluluğunda bırakılmadan, eleştirileri okuyarak, müziklerden örnekler dinleyerek, merak ettikleri şeyleri Google’layarak, evlerinin güvenli ortamında, yepyeni okyanuslara yelken açıyorlar.

 

Klasik Müzik’e hiç merakı olmayanlar, başka şey ararken kendilerini çekici şeylerle dolu Klasik Müzik sitelerinde buluyorlar.

 

Klasik Müzik’in tecrübelileri, internet üzerinden opera temsillerini canlı yayın olarak dinleyebiliyorlar. İnternet radyoları, klasik istasyonlarla dolu.

Basılması ekonomik açıdan felaket olacak küçük ama değerli dergiler, okuyucularını internette bedava kucaklıyorlar. Web sitelerinde, deneysel müzik yapan sanatçılarla tanışıyorlar. Bestecilerin hayatları, müzikleri bir tık ötede. Yorumcuların bloglarında, konserlerine nasıl hazırlandıklarını okumak, macera filmlerinden daha heyecanlı.

 

Klasik Müzik, kendini yeni teknolojiye adapte ediyor. Siz onu hastahane odasında can çekişirken bulmayı bekliyorsanız, vaktinizi boşa harcamayın. Klasik Müzik çoktan internet cafelere taşındı. Belki beklediğiniz gibi, geleneksel yollarla, saatlerce konser seyredebilecek tahammülde, cebi dolu dinleyiciler elinde değil ama blucinli, cebinde bluetooth dolaştıranların elinde, gayet sağlıklı bir şekilde yaşıyor. Sağduyunuza güvenmeyin. Geçenlerde okuduğum bir habere göre, en çok indirilen mp3’ler listesinde ilk sırayı iki sanatçı paylaşıyor. Biri bir hip-hop sanatçısı. Diğeri Wagner. Wagner, belki ölümünden 110 küsür yıl sonra en çok satan sanatçı olacağının hayallerini kurardı ama kendi sağduyusuyla bile, internetten indirileceğini, imkan yok tahmin edemezdi!

Tags: GazeteMuzik

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment