Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Küçücük Fıçıcık, İçi Dolu Biracık:

April 23rd, 2008 · No Comments

Birayı şişelemek, bir bira fabrikasında yapılan en karmaşık, dikkat isteyen işlerden biri. Mükemmel bira tadını elde ettikten sonra, bu tattan kayba uğramadan tüketiciye ulaştırmak, alışkşn olduğumuz için üstünde pek durmadığımız ama biracılıkta aslında çok önemli bir adım.

Bira, binaltıyüzlü yıllardan beri şişeleniyor. Şişede pek bir değişiklik olduğu söylenemez. Camın rengi koyu olacak ki, dışarıdan gelen ışık, birayı bozmasın. Sonuçta, bira içilene kadar yaşayan organizmalarla dolu, mayalı bir içki. Bazı çeşitleri hemen içilmezse karakterlerinden çok şey kaybettikleri gibi, iyi korunmamış bira sağlığa zarar da verebilir.

Biranın eskiden toprak testilerde de saklandığı, hatta dışarıdan hiç etki almadığı için tadın daha da üstün olduğu söyleniyor, ancak bugün toprak testilerin yüzlerce kilometre sağlam taşınması, yeniden kullanılması zor şeyler. Cam ise ucuz.

Binsekizyüzlü yıllara kadar, bira aynen şarap gibi mantarla kapatılıyordu. Bazı Belçika biralarının ve küçük biracıların yaptığı butik biraların hala mantarla kapatıldığını görmek mümkün. Ama yine olay, ekonomide bitiyor. Mantar tıpa, tabii Türkçe adındaki gibi mantardan değil, mantar meşesi denilen bir çeşit meşe ağacından yapılır. Yakında ağaçları müzede ziyaret edeceğimiz bir döneme girmek üzereyken, şarap şişesine bile mantar tıkamak, çevrecilik açısından daha iyi olmakla beraber, lüks sınıfına girecek. Şarapçılar plastik mantar tercih ediyorlar. Biracılar metal kapak kullanıyorlar. Metal kapak ve plastik mantar içindeki içkinin tadını etkiliyor ama bugünün tüketicisi zaten pekçok şeyin tadı konusunda ayrım yapamayacak kadar eğitimsiz ve dikkatsiz olduğu için, doğrusu üreticinin de pek umurunda değil sanırım.

Dikkatli içen, fıçı birasının şişe birasından üstün olduğunu bilir. Bu, sadece birahanedeki tat değil, daha bira mayalanırken içine konulduğu fıçının bile, hatta pekçok şeyden daha fazla önemi var. Her ağacın kokusu kendine özeldir. Fıçının yapıldığı ağaç, doğal olarak kokusunu içinde saklanan içkiye geçirecek, içkinin karakterindeki en önemli özellik olacak. Hatta rengini değiştirecek. İyi biracılar, şarapçılar, viski yapanlar hangi ağacın fıçısının kullanılacağına, en az diğer elementler kadar çok dikkat ederler. Ama ben şimdi bundan da öte, basınçlı fıçıdan içilen birayla, şişeden içilen biranın tadının farkından söz ediyorum.

Birahanelerdeki basınçlı metal fıçılar, pastörize edilmiş veya edilmemiş biraya, cinsine göre nitrojen ve karbondiyoksit ekleyerek, biranın fıçıdan ilk çıkış halini yakalamaya çalışırlar. Gazlar biranın baloncuklarının küçük, üstteki köpüğünün de kremamsı olmasını sağlar. Ancak burada birahanenin de bilgili olması lazım. Mesela pastörize edilmemiş bira, fıçıda bulutlanıp ekşir, hemen tüketilmesi gerekir. Guiness gibi tadı zengin, koyu biralara nitrojen katmak gerekir. Çünkü bu tür biralar çok gazozlu içilmez. Diğerlerine hem nitrojen, hem karbondioksit, bazen tadından aranan tazeliğe göre sadece karbondioksit katılır.

Son zamanlarda teneke bira konteynerleri veya şişelerinin de birahane birası gibi tadı olması için bir uğraşı başladı. Sonunda, nitrojen topçuklar geliştirildi. Teneke kutunun üstü açılır açılmaz, bu nitrojen topçukları kimyasal reaksiyonla iş başına geçiyorlar ve biranın tadını “yumuşatıyorlar”.

İnsanların mükemmelin peşine düşmekte sınır tanımaması, iyinin en iyisi için uğraşmaları mı hayatı daha yaşanılır kılıyor, nedir?

Tags: Lezzet/ Peynir Gemisi

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment