Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

L.A. Ayaklanınca:

June 1st, 2007 · No Comments

Amerika, modern demokrasinin  beşiği ama burada bile demokrasi için gerekli ortamı büyük özenle korumak, beslemek gerekiyor. Demokrasinin atardamarlarından sadece ikisi,  polis güçleri ve halkın protesto haklarında birşeyler ters gidince, Amerika’da da temeli sağlam gibi görünen değerler çalkantıya kapılıyorlar. Amerikan tarihinin iz bırakan yaralarından biri riots. Halkın sesini duyuramadığına kanaat getirdiği anlarda birleşip galeyana geldiği ama işin rotasından çıkıp sokakların alt üst olduğu, ünlü Amerikan ayaklanmaları.

Geçen gün, Los Angeles’da Büyük Ayaklanmanın  15. yılı anıldı. 1992, Los Angeles için çok zorlu bir yıldı. Baba Bush’un Başkanlığı döneminde, ondan önceki Başkan Reagan’ın da kötü yönetimi etkisiyle Amerikan ekonomisi derin bir krize sürüklendi. Los Angeles’in çok kalabalık göçmen ve azınlık nüfusu ile zenciler en büyük darbeyi yedi. İşsizlik had saflara çıktı. Koreli bir market sahibi, zenci bir kız çocuğunu öldürdü ama hiç ceza almadan salıverildi. Los Angeles’ın en büyük iki çetesi, birbirlerine beyaz bayrak çekip, birleştiler. Tüm bunlar olurken, Rodney King adlı, eski bir soyguncu, polisin dur ihtarına kulak asmayıp, otomobil  takibine sebep oldu. Birkaç kırmızı ışığı ihlal etti. Polisler sonunda adamın otomobilini durdurmayı başardılar, dışarıya çıkarıp öldüresiye dövdüler. Rodney King sarhoştu. Ama en önemlisi, bütün bu olayı, evinin penceresinden bir adam videoya kaydediyordu.

 

Birkaç saat sonra video tüm televizyon kanallarında gösterilmeye başladı. Polisler tutuklandı ama suçsuz bulunup serbest bırakıldı. Halk, jürinin aslında ortaya çıkmayan ekstra video kayıtlarını seyrettiğini bilmiyordu. Bu kayıtlarda, Rodney King defalarca ayağa kalkıp polise saldırıyordu. Halk, savcılardan birinin zenci olduğunu bilmiyordu. Jürinin aslında anlaşamadığını ve polisleri suçsuz bulmaktan ziyade, davanın anlaşmazlıktan düştüğünü de bilmiyorlardı. Beyazların hukuk sisteminde, bir zencinin haklarının ihlal edildiği zannına kapıldılar. Ve ortalık savaş alanına döndü.

Los Angeles, günlerce yandı. İnsanlar, herşeyden habersiz yayalara saldırıp dövdüler. Dükkanlar, özellikle Koreliler’e ait dükkanlar  yağmalandı, otomobiller ateşe verildi. Polise ateş edildi. Beyazlar, Uzak Doğulular arabalarından dışarıya sürüklenip dövüldüler. Birbirine ateşkes ilan eden iki çete polise saldırdılar. Sokağa çıkma yasağı ilan edildi, şehire asker çağırıldı. Rodney King televizyona çıkıp, şiddetin durması için yalvardı. Sonunda 3600 yangın çıktı, 1 milyar Dolar’a yakın zarar oldu, 10000 kişi tutuklandı, 2000 kişi yaralandı ve 60 kişi öldü. Yağmanın altıncı günü ortalık, birkaç saldırı dışında sakinledi.

Rodney King’i döven polisler yeniden yargılandı. İkisi suçlu bulundu, diğerleri  polislikten atıldılar. Olay, Amerikan halkının derin psikolojisine işledi. Hem zenci aktivistler, hem de beyaz vatandaş için utanç tablosuydu.  Yüzlerce şarkı, film, kitap ortaya çıkardı.

 

Los Angeles’ın, Amerika’nın her şehrinde olduğu gibi, gündüz bile girmeye çekineceğiniz sokakları var. Zenci ve Güney Amerika çeteleri yetmiyor, ciddi Uzak Doğu çete problemleri var. Ama şehrin bu problemleri, kendi mahallelerinde kalıyor. Kendi içinde kaynayan, kanalizasyon suyu gibi. Kokusunu almayanın umrunda değil.

Seçmece Sanat: Geçenlerde Robert Wilson’ın sergisine gittik: ünlü bir takım kişiler, çeşitli pozlarda, dev plazma televizyonlarda çok çok çok ağır şekilde hareket ediyorlar. Robert Wilson ünlü bir tiyatro/ film dekorcusu, vesaire. Ünlü olunca konu mankenleri de ünlü oluyor (Bratt Pitt, Johnny Depp, Isabella Rosselini, Selma Hayek, William Defoe…) hatta her tv’den gelen müzik de ünlü birileri tarafından bestelenmiş oluyor. Yani kısacası, ünlü olmanın, kendi dalı dışında oldukça pratik faydaları var insana. Ama: sergi iyi bir sergiydi. Ünlü ve iyi olmak zor, birleşimini seyretmek zevkli.

Bu restoranda yemeli: İki gün önce bir Kore filmi seyrettim, sonra da, tesadüf bu ya, çok iyi bir Kore restoranına gittim. Bu restoran, özellikle mezeleriyle ünlü. Turşu çeşitleri, balık çeşitleri, soya çeşitleri gibi mezeler. Hepsi nefis. Masayı paylaştığımız Koreli adamlar sonjuma (pirinç rakısı) limon suyu kattılar: “-Böyle iç, daha güzel. Bak, çiğ karaciğer dener misiniz? -Deneriz, nasıl yiyeceğiz? -Şu sosa batır hele, sonra bir kerede, ısırmadan… -Tamam. Güzelmiş… Sa Adres:Rit Gol3189 W. Olympic Blvd, Los Angeles

Tags: Elele/ Los Angeles'dan Mektuplar

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment