Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Manhattan’da Çinistan:

July 1st, 2004 · No Comments


 Bir bilge Çinli “boğulma ihtimali var diye yemek yemekten vazgeçilmez,” demiş. Ya da onun gibi birşey… Çin Mahallesi’nde  ne zaman menüde bulabildiğim en değişik yemeği ısmarlayıp, garsonun gözlerini kısıp, kaşlarını da perde gibi büzüp “ama bakın, çok acıdır,” ya da “bunun içinde balık kafasıyla domuz midesi var,” gibisinden laflarıyla muhatap olmak zorunda kalsam bu atasözünü tekrarlayasım geliyor. Resmen ırkçılık! Yani benim rengim, göz şeklim ve saçlarım yazılı kurallara uymuyor diye, dünyanın en incelikli mutfaklarından birinin tadına doya doya varamayacak mıyım sanıyorlar? Ben bildikleri beyazlardan değilim: Tayland’da kızarmış çekirge, İtalya’da kendi mürekkebinde pişmiş mürekkep balığı, Türkiye’de kokoreç ve kelle, Belçika’da sümüklüböcek diye tırım tırım aranmış bir lezzet müptelasıyım. Mutfak dolaplarım kurutulmuş yosun, tütsülenmiş midye, turşuya yatırılmış mavi bıldırcın yumurtalarıyla doludur. İçim ne zaman sıkılsa, Etiyopya yemekleri yerim moralimi düzeltmek için. Yemeğimi yerken gözlerimden yaşlar akıyorsa biber açısından değil, mutluluğumdandır!

 

New York, Amerika’nın en büyük Çin mahallesinin evsahibi. Yüzbinlerce Çinli, Çin yemeği avcıları, ucuz biblo, takı, giysi, bambu ağacı, çalıntı saat peşinde koşan turistler, kalabalıktan ekmek parası çıkarmaya çalışan başka bilumum ırktan insan, Manhattan’ın bence bu en renkli bölgesini sabahın erken saatlerinden akşamın karanlığına kadar doldurup taşırıyorlar. Budha, kapılarından tütsü kokuları yayılan küçük tapınaklarda, kimbilir hangi derdini dinliyor inançlıların. Elinizi daldırın tapınağın hemen girişindeki plastik kutuya. Çekin falınızı  katlanmış küçük kağıtta. Onu İngilizce, arkası Çince, geleceğiniz bir cümlede önünüzde. 1 Dolar bağış yaparsanız çok mutlu oluruz…

 

İsterseniz bir Çin eczanesine de girebilirsiniz. Gözleriniz fal taşı gibi açılmıs, cam kavanozlara sıra sıra yerleştirilmis egzotik bitkilere, kurutulmuş hayvan organlarına sanki doğa tarihi müzesine girmiş gibi bakakalacaksınız. Ama cehaletiniz yüzünden ümitsizliğe kapılmayın. Elinizde yasemin veya yeşil çay paketiyle ayrılabilirsiniz dükkandan. Fiyatlara dikkat: çay mücevherden değerli olabilir Çin Mahallesi’nde. Binlerce Dolar’a bir kilo yeşil çay içmek için yakut bardak kullanmalı.

 

Onlarca gencin önünde sıralar oluşturduğu kafelerden birinde dibinde inci taneleri gibi soya bilyecikleri dolu rengarenk içeceklerle serinlerken, bir pastahaneden mango doldurulmuş, susama bulanmış tatlı toplardan ısırmak ve evine bolluk ve para getirecek bir porselen kedi almakla Cin Mahallesi’nin sadece üst katını az biraz sıyırmış olur turist. Bu semtin ruhuna varmak için defalarca geri gelmek, balıkçısıyla dost olmak, utangaç ve bir tek kelime İngilizce bilmeyen sebzecisinden ancak Uzay Savasları’nda rastlanacak tuhaf şekillerdeki sebzelerinden almak gerekir. O zaman “ben New York’un Çin Mahallesi’ni bilirim,” demeye hak kazanılır.

 

Aralarından Canal adlı geniş caddenin geçtiği İtalyan Mahallesi ile Çin Mahallesi’nin herhalde tek benzerliği mafya kurumu. Çin Mahallesi’nden kalkan inanılmayacak kadar ucuz otobüslerin (New York’tan Boston’a yaklaşık 346 kilometrelik yolculuk için sadece ve sadece 10 Dolar alıyorlar!) şirketleri kendilerini çete çatışmalarının tam ortasında buluverdiler geçtiğimiz aylarda. Olaylar, birkaç kişinin bıçaklanmasına kadar vardı.

 

Şirketlerin en ünlüsü (ve en ucuzu) olan Fung Wah’nin sahibi Mister Liang’a soruyorum bir keresinde: “Nasıl beceriyorsunuz bu kadar ucuz bilet satmayı?” Karısının getirdiği bir tas çorbayı öğlen yemeği niyetine ayakta yalayıp yutup, bir yandan da bilet keserken anlatıyor: “Ben bu şirketin patronu, şöförü ve gerekirse tamircisiyim. Haftanın yedi günü çalışıyorum. Otobüs tamamen doluysa elime yolculuk başına net 340 Dolar kalıyor.” Çin Mucizesi dedikleri bu olsa gerek!

 

New York Çincesi: Bu ayki yazımı Çin Mahallesi’ne adadığıma göre, sizi restoranlarında kılavuzsuz bırakmak acımasızlık olur diye düşündüm. Eğer klasik, tutucu damak zevkiniz varsa, sıraladıklarımı güvenle ısmarlayabilirsiniz: çikın lo meyn (chicken lo mein- soya soslu, tavuklu bir ceşit makarna), bif stör fray vit brokkoli ( beef stir fry with broccoli- brokkoli, soslu sığır eti sote), dim-sum (dim-sum, Çin mezeleri gibi birşey). Yok, eğer benim gibi bir macera tutkunuysanız, yan masada yenen, güzel görüntülü herhangi birşeyi ısmarlayıverin.  Çin mutfağında hayal kırıklığına uğramak zor.

 

Müzelik: Metropolitan Müzesi, Temmuz ayının altısına kadar Bizans eserlerini Bizans’ın İhtişamı adı altında sergiliyor. Dünyanın dört bir tarafından sergi için toparlanmış eserleri ağır kadife kaplı loş odalarda uzun uzun seyretmek bir ayrıcalık.

 

Sahne Tozu: Gilbert ve Sullivan ikilisinden Gilbert’in zeki, incelikli, taşlaması Nişanlı, Lucille Lortel Tiyatrosu’nda seyircilere kahkaha dolu anlar yaşattı. Zevkle döşenmiş sahne, karakterleri öne çıkaran kostümler ve kişilikleri en ince detayına kadar çalışmış oldukları belli olan oyuncular, çekici yönetmenlik biraraya gelince bu sabun köpüğü oyundan unutulmaz bir gece çıktı hepimize.

 

Bu restoranda yemeli: Azafran: Bu restoranın mutfağı orta yerde. Herbiri nedense İspanyol ihtilalinden kalma gibi siyah ve kırmızı gömlekler giyen aşçılar, garsonlar, hepsi gözünüzün önünde, biraz sonra ağzınızı şaplata şaplata yiyeceğiniz birbirinden lezzetli yemekleri hazırlıyor, süslüyor ve önünüze getiriyorlar. Yemeğinizin tümünü Ispanyol mezesi tapastan ısmarlamak mümkün. 5 üzerinden lezzet: 4, fiyat: 4, porsiyon: 4, dekor: 2, servis: 5

 

Ciddi ve Gayri Ciddi İstatistikler: New York’ta bir taksi plakası almak size yaklaşık 220bin Dolar’a patlar.

 

Tags: New York Günlükleri

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment