Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Melekler Şehri’nin Sinemaları:

August 1st, 2007 · No Comments


Los Angeles, sinemanın anası, başı, sonu, neredeyse herşeyi olduğuna göre, sinema salonlarının da muhteşem olması gerekir diye düşünüyor insan. Çok da uçuk bir düşünce değil. Hakikaten mimari ve tarihi açıdan olağanüstü binalar var. Ama birçoğu ne yazık ki halka kapalı. İçlerine girmek sadece özel günlerde, toplantılarda mümkün. Yine de halka açık kalan bir avuç sinema bile, sinemanın altın devrinin anılarını yaşatabilirler.

 

Los Angeles, New York şehri gibi derli toplu bir şehir değil. Pek çok açıdan İstanbul’a benzetiyorum ben burayı: Dağınık, trafik karmaşası içinde, yokuşlarında otomobil parketmek için ya bol cesaret, ya da tekerin arkasına koyacak büyük bir taş olması lazım gelen bir şehir. Ama yine de, New York kadar olmasa bile, “down town” denecek bir “down town”ı var. Zamanında, şehrin kalbini bir noktada attırmayı hayal eden bazı girişimciler, gökdelenler dikerek havayı oluşturmaya çalışmışlar. Bugün Los Angeles’ın down town denilen bölümü, çoğunlukla Güney Amerikalılar’ın, çıfıt pazarı gibi uyduruk şeyler sattığı, bir zamanlarin ışıltısından pek az kalmış, işiniz düşmezse asla gitmeyeceğiniz bir bölümü. Bütün tarihi sinema salonları da burada.

Mesela bir Milyon Dolar Tiyatrosu (burada bazen sinema salonlarına da tiyatro deniliyor) var ki, stil olarak Meksika katedrallerini örnek almış. En ufak detayı, en kenar kapısı, köşesi bile büyük incelik ve itinayla yapılmış bir bina bu. Tabii, katedrallerde melek heykelcikleri olur, burada bizon boynuzları, tavandan bacaklarını sarkıtmış kız heykelleri var! Bina 1918’de, sinema severler için inşaa edilmiş. Yapıldığı toprağın değeri büyük olduğu için de Milyon Dolar adını almış. Rudolph Valentino ve Judy Garland gibi yıldızlar, film başlamadan önce kostümleriyle gelir, seyircilere kendilerini bir an için bile olsa gösterirlermiş.

 

Los Angeles Tiyatrosu, gösterişte daha da ileri gitmiş. Fransız Barok stili bina, Güneş Kral 14. Louis’nin saraylarını taklit ediyor. Charlie Chaplin’in Şehir Işıkları adlı ünlü filminin prömiyerinin yapıldığı sinema salonunun yapım masraflarına Chaplin de katılmış. Her taraf kristaller, aynalar, mermer ile kaplı, hakikaten muhteşem bir bina.

 

Roxie, tamamen bambaşka bir havada, zigzaglı stiliyle modern bir bina. Art Deco binada canlı tiyatro da sergilenmiş ama geriye doğru uzun koltuk şeması, daha çok film göstermeye uygun.

 

Cameo, California’nın hiç aralıksız film gösteren en eski sinema salonu. Binanın büyük bir bölümü orijinal. Tavanın boyası bile öyle duruyor. Bu salon da, diğer Los Angeles salonları gibi, bindokuzyüzonlardan kalma.

 

Bu binaların dışında, Los Angeles’da daha çok canlı tiyatro yapmış tarihi binalar var. Bu tiyatrolarda yıldızlar şarkı söylemiş, dans etmiş. Şimdi zaman farklı. Pekçok film yıldızı değil şarkı söyleyip, dans etmek, filmlerde kendi cümlelerini biraraya getirecek yetenekten yoksun. Belki de bu yüzden, ben bu binaların önünden geçip, tarihlerini hatırlarken, çocukken TRT’nin gece geç saatlerde gösterdiği o müthiş siyah beyaz filmlerden tanıdığım yıldızların ruhlarının ayak seslerini duyar gibi oluyorum. Sırtımdan soğuk birşeyler iniyor.

Tags: Elele/ Los Angeles'dan Mektuplar

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment