Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Ne Derdim Var

March 17th, 2010 · 1 Comment

Anormal bir kariyerim var benim: Yazı yazıyorum. Ve şarkı söylüyorum. Evde çalışıyorum. Provalarda çalışıyorum. Konser salonunda çalışıyorum. Sonra yine evde çalışıyorum. Yazı, egzersiz, eser öğrenme, sesi formunda tutma, kalemi formunda tutma, aklı formunda tutma. Ne sabahı, ne akşamı, öğlen paydosu, haftasonu var. Kendim ettim, kendim buldum.

Ne derdim var? Derdim yok. Oğlum var. Oğlumdan önce birşeyler yapıyordum ben. Başka şeyler yapmayı bilmediğimden. Operacı olmak istedim, oldum. Yazar olmak istedim, yazdım. Bazen hayattan istifa ederek, stresten haykırarak, severek, onlarsız yaşayamayarak. Bir deli iş.

Sonra oğlum oldu. İşler değişti. Öyle kendim için istifayı basamaz oldum. Vazgeçemez oldum. Yakıp yıkamaz oldum. Ona yakışan bir anne olma derdi düştü içime. Üretmeliyim, yazmalıyım, konser vermeliyim; çünkü onun annesiyim diye bir kor alevlendi içimde. “Ben iki yaşındayken annem şunu yapmış, beş yaşındayken şu kitabı basmış. Şimdi şunu yapıyor. Benim annem bu.”

Benim annem avukat. Çok gurur duyardım küçükken. Hala da duyuyorum. Evde beni bekleyen bir sıcak kucak, bir tabak dolusu kurabiye olmadı. Haftasonlarında stres dolu bir kadının sabahın köründe elektrik süpürgesi açmüş, çılgın gibi temizlik yaptığını hatırlıyorum. Sonra yemek masasında bitmek tükenmek bilmez duruşma sohbeti. Tek taraflı! O anlatırdı, ben dinlerdim. Belki bir saat! Sıkıldığım sanılmasın. Tam tersine, belki de karakterimi oluşturan en önemli şeylerden biridir o hikayeler. O zamanlar çalışan kadının çocuğuna acıyarak bakılırdı. Vah, vah, mutlaka acaip bir çocuktur. Ya da büyüyünce acaip olur. Mutlaka bir bozukluk vardır velhasıl. Velhasıl, bu kadın da ne biçim kadın? Beş kuruş için çocuk sefil edilir mi?

Oysa benim annem avukattı işte. Ve üstelik beni de dersten derse koşturacak kadar enerjik, ya da enerjik olmaya çalışan, her akşam en güzel sofraları hazırlayan bir avukat kadın.

Bugün ben, oğlumun hayatı için tamamen spagetti gibi dolaşmış bir hayat yaşıyorum. Okul saatine uysun diye bütün bir oda orkestrasının sabahın saat 9’unda prova yapması için inatlaşan, hergün aynı saatte okulunda onu kucaklayıp, sonra kurslarına götüren, o dersindeyken koridorda, yere bilgisayarını açmış, yazılarını yetiştirmeye çalışan, her akşam güle oynaya ödevlerini yapan, her akşam, ertesi gün konseri de olsa, boğazı da ağrısa mutlaka 45 dakika kitap okuyan bir anne. Kariyerim onun sorumluluğu değil, o yüzden benim kariyerim yüzünden onun hiçbir eksiği olmamalı. Ama kariyerimi zaten o benimle gurur duysun diye yapıyorum. Hayatımın en değerli varlığı için ama birgün, anne neden senin bir hayatın yok, tek başına bir varlık değilsin ama sadece babamın karısı ve benim annemsin demesin diye.

Ola ki çalışmayan anne bu yazıyı okur, yazı bam teline dokunur, incitirim bilmeden. Derdim incitmek değil. Derdim, bir kadının annelik sorumlulukları içinde, kendi başına bir insan olmak sorumluluğu olduğunu da anlatmak. İnsan olmak için işe gitmek, kariyer sahibi olmak şart değil. Hatta bazı işler ve kariyerler insanı insanlığından çıkarabilir. İnsana hiç haz vermez, iliğini tüketir. Ama evinde çalışan kadının da toz almaktan, çamaşır yıkamaktan başka bir kimliği olmalı çocuğunun gözünde. Hobileri olan, okuyan, dünyadan haberdar bir kimlik. Belki çocuğunun okulunda etkin, belki bir yardım kuruluşunda gönüllü. Ama var olmalıyız. Anne olmak dışında. Hem kendimiz hatırına. Hem çocuklarımız hatırına.

Tags: Bebekkokusu

1 response so far ↓

  • 1 neyyy // Jun 14, 2014 at 5:09 pm

    hımmm

Leave a Comment