Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Noel Işıkları Altında:

January 9th, 2005 · No Comments

New York’ta etrafı Noel süsleriyle donatmaya biraz daha önce başlarlarsa, sonunda bu yılın çam ağaçları gidip geçen yılınkine toslayıverecekler! Her yıl çam çelenkler, plastik Noel Babalar, tuhaf bakışlı Ren Geyikleri biraz daha erkenden beliriyor vitrinlerde. Soğuk ayların bezginliğiyle boğuşup ilkbahara canlı çıkma isteğinin yarattığı içgüdüden olacak, Amerikalılar ellerindeki kış bayramlarına sıkı sıkı sarılıyorlar. Noel’den sonra ta Nisan ayındaki Paskalya Yortusu’na kadar kutlamaya, alışveriş etmeye, eş dost akraba ziyaretlerine, işyerlerinde partiler vermeye hiçbir sebep yok. Dümdüz, buz gibi bir kış bizi bekliyor. Biz de sahte Noel Babalarımız’ın naylondan sakallarına yapışıyoruz dolayısıyla.

 

Bu şehrin süslemeleri hakikaten gösterişli oluyor. Evlerin pencerelerinden göz kırpan rengarenk ışıklar, olağanüstü kokan taze çam ağaçlarının tepesine gökyüzünden konuvermiş gibi oturtulan yıldızlar, büyük ümitlerle beklenen satışlara müşteri çekmeye çalışan dükkanların ışıl ışıl ışıldayan vitrinleri, vitrinlere yapışmış çocuklara camdan gözlerle gülücükler yollayan mekanik bebekler ve en haşmetlisi Rockefeller Merkezi’ndeki ağaç! Bir koca çam ağacı Noel için süslenip Rockefeller binasının önüne 1933 yılından beri dikiliyormuş. Herhangi bir ağaç değil bu. Milyonlarca izleyicinin televizyonlarından, turistlerin fotoğraflarından oturma odalarına dalacak, hatıralarını yıllarca süsleyecek bir ağaç alelade olamaz tabii. Yedi tonluk, 25 metre boyunda devasa ağaçlar genellikle Norveç Çamı denen bir cins çam ağacından seçiliyor. “Çam avcıları” önce büyük ağaçların olduğu söylenen bölgeleri helikopterle tarayıp, sonra gözlerine kestirdikleri ağacı bir kez de otomobille giderek yakından görüyorlar. Bazen de ağaçlar bir ailenin arka bahçesinden geliyor. Bu yılki ağaç da bir aile tarafından hediye edilmiş. Ağacın simetrik ve mükemmel olması için başka ağaçlardan alınan dallar eklendikten sonra binlerce ışıkla donatılıyor ve tepesine 25 bin kristalden oluşturulmuş, 1 milyon yüzlü bir yıldız konuluyor. Etrafındaki mağazalar Noel alışverişi yapmak için oldukça pahalı ama ağacın hemen altındaki buz pateni pistinde kayanları seyrederken sıcak çikolatanızı içmek için kolunuzu dayayacak demirler şirketten!

 

Tam 36 genç kadının yek vücut halinde upuzun bacaklarını havaya fırlattığını görmek isterseniz Rockette Radio City Müzikholü’ndeki Christmas Gösterisi’ni  kaçırmamalısınız. Bacakların hakikaten anormal uzun olduğunu itiraf ediyorum ama o donuk sırıtış, kilitli çene bana nedense hiç çekici gelmemiştir. Herkes koltuğuna kurulmuş, gösteriyi büyük mutlulukla seyrederken sanki ben dansçıların akıllarından geçeni okuyabiliyorum: Ay, görüyor musun şu yanımdaki şıllığı? Benden iki santim daha yükseğe fırlattı bacağını! Eh, ben şimdi ona göstermez miyim?” Her an popo üstü oturup kuyruk sokumunu kıracak bir dansçı göreceğim gibi gelir bana, rahat edemem… Şov 1920’lerden beri sürüyor, neredeyse üçbin dansçı geçmiş sahneden. Ortalıkta poposu kırık dansçı bolluğu olmadığına göre boşuna evhamlanıyorum demektir.

 

Tam Noel bitti derken, bu sefer de yılbaşı kutlaması gelip çatıyor. Şükran Günü ve Noel’den sonra terapistlerin ofislerinin çok yoğun olduğu söylenir hep. Uzaktan sesi hoş gelen aile fertleriyle bayramlar sebebiyle fazla haşır neşir olup depresyona girenler ya böyle yardım ister,ya da çareyi Yılbaşı’nda dağıtmakta bulurlar. Kendi kendine dağıtmakla yetinmeyenler de Time Square’de diğer milyonlarca vatandaşla birlikte dağıtır. Time Square her tarafi isil isil, hatta isildamayan dukkanlara ceza yazilan bir meydan. Bu meydandaki bir binanin tepesinde saat onikiyi vurunca bir kristal top indiriliyor. Kutlama bundan ibaret. İtiraf edeyim: ben o meydana yılbaşı sebebiyle hiç gitmedim. Yıllar önce bir Cadılar Bayramı Geçit Töreni’nde kalabalık yüzünden ayaklarım yerden kesilince böyle yerlere gitmemeye and içtim. Ama televizyonda gördüm. Yılbaşında eğleneceğine televizyonun önünde ne yapıyorsun diye soranlara Time Square’de ne yapıyorlarsa işte en azından onu yapmadığıma sevinerek evimde oturuyorum diyeceğim.

 

Amerikalılar’ın güzel bir geleneği var: kendilerinde değiştirmek istedikleri şeylerin listesini yapıp, yeni yılda buna uygun yaşamaya çalışıyorlar. Ben de çocukken bu geleneği hiç bilmeden kendime göre bazı sözler verirdim her yıl. Hatta nedense yeni yıl sabahı aldığım ilk duş çok önemli gelirdi bana. Sanki vücudumla beraber benliğimi de yıkayıp  kötü huylarımdan arındırıyormuşum gibi taptaze hissederdim kendimi. Tabii çocuk ruhumla daha akşamı etmeden yine toz olurdu üstüm başım, içim dışım. Ama yine o çocuk ruhumla ertesi gün yine denerdim, yine denerdim. Yeni yılda içinizdeki çocuğu bir kez daha bulmanız dileklerimle…

 

Sahne Tozu: 1000 galon suyu camdan bir havuza doldurun. Havuzu sahnenin orta yerine oturtun. Önüne perde çekip sadece bir yüzünü açıkta bırakın. Arkada 8 dalgıç, ellerinde aynalar, tüyler, kumaşlar, renkli ampullerle Berlioz’un Fantastik Senfonisi eşliğinde abstrakt şekiller yaratsınlar. Çok ilginç geliyor, değil mi? Ben de Basil Twist’in bu gösterisine, hakkında okuduğum yazıların etkisi altında, heyecanla gittim. Ama ortaya çıkan Disneyland cinsi, çoğunlukla yavan, çok ara sıra seyretmeye değer birşey olmuş. Gösterinin sonunda  sahne arkasına geçip, dalgıçlardan açıklamaları dinlemek beni daha da üzdü. Bu kadar enerji, bu kadar çaba ve sonunda çok çabuk unutulmaya mahkum bir eser. Ama sinema salonundan tiyatroya dönüştürülen Dodgers Sahnesi’ne bu gösteri sebebiyle ilk kez gittim ve hayran kaldım. Her köşesi itinayla detaylandırılmış, ensenizi ürpertmeden modern olmayı becermiş bir bina kazanmış şehir.

 

Seçmece Sanat: JFK Havaalanı’nın kullanılmayan bir bölümünde düzenlenen “Terminal 5” sanat şovu büyük skandal ve fiyaskoyla derhal sona erdirildi. Binaya yerleştirilen soyut heykellerden oluşan şovun açılışına davetli konuklar alkolü fazla kaçırıp ortalığı dağıtınca havaalanı yetkilileri şovun yöneticilerine pılı pırtılarını toplayıp binayı hemen o gece terketmelerini söylediler. Polis raporuna göre camlar kırılmış, ortalığa işenmiş ve hatta bir davetli her nasılsa yolunu bulup partiye uçak pistinde devam etmiş! Böylece bendeniz de daha açılışında sonu gelen bu şovu görememiş oldum. Şovun yetkilileri önümüzdeki yıl serginin tekrarlanacağını söylüyorlar ama bu 11 Eylül ortamında havaalanından izni nasıl koparttıklarını anlayamadığım gösterinin bir daha adının dahi anılacağını hiç sanmam.

Tags: New York Günlükleri

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment