Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

O Dizileri Birileri mi Yazıyor????

December 30th, 2007 · No Comments

Los Angeles’ın ekonomik kalbi Hollywood’da grev var.Amerikan televizyonundaki berbat dizilere, filmlere bakarak, bu kadar çerden çöpten şeyin bir yazanı olduğuna inanamıyor insan. Ama işte o uyduruk şovların hepsinin yazarları var. Hem de dizi başına bir tane de değil! 25-30 dakikalık şeyler için en az beş “yazar” masa başında saatlerce dirsek çürütüyorlar. Dizinin kahramanını ne abuk sabuk telaşlara versek, konuyu nasıl sakız gibi uzatsak?

Şirketler, internetten dolayı büyük zarar gördüler. Teknolojiye çabuk ayak uydurmak yetmiyor, önünden çekmeliydiler ama beceremediler ve şimdi akılsızlıklarının ekonomik kayıplarıyla boğuşuyorlar. Televizyonu olabildiğince internete kaydırmaya çalışıyorlar. Nasıl olacak? Uyduruk dizilerini internet üzerinden yeniden ve yeniden yayınlayarak ve siteye reklam alarak tabii! Tam ellerini ovuşturup, buldukları yeni delikten akacak paraları saymaya başlayacaklardı ki, Yazarlar Sendikası oyunbozanlık etti: internetten yayınlanacak, bizlerin yazdığı şeylerden, aynen televizyondaki gibi ücret isteriz diye tutturdular. İki çoook inatço keçi, Hollywood’un keltoş tepelerinde karşılaştılar, itişip duruyorlar şimdi.

Grevin “gösteri “kısmının (grev Hollywood’da olunca, tabii ki gösterisi de renkli ve bol oluyor) ünlü ziyaretçileri var. Yıldızlar, film yönetmenleri ellerinde pankartlarla göstericilerin arasında, gazetecilere gülücükler dağıtıyorlar. Onlar greve aylarca dayanabilir. Ya kirasını ödemek zorunda olan herhangi bir TV yazarı? Onun işi zor.

Benim yakın bir arkadaşım, televizyon için bir dizi film yazdı. Bir ajans hikayeyle ilgilendi, ele alıp kanallara pazarlamaya karar verdiler. TV kanallarından önemli bir tanesi dizinin yapılabileceğine dair sinyaller verdi. Arkadaşım mutlu oldu, restoranda kutladık, kadeh kaldırdık.

Sonra grev.

Herşey durdurulmuş durumda Hollywood’da. Yaprak kıpırdamıyor. Arkadaşımın senaryosu da, televizyon istasyonlarını barındıran koskocaman binalarının karanlıkları arasında yoklara karıştı. Sadece o kadar da değil. Konusu benzer başka bir senaryo sırayı kaptı. Grevden kaybedilen zaman, arkadaşımın senaryosunu soğuturken, diğerini ısıtıyor. Böylece bizim dizi daha başlamadan sona ermiş oldu.

Grevler çok ender olarak bir tarafın kazancıyla sona eriyorlar. Genellikle sonuçta, ilk başta sakin sakin masaya oturulsa çözümlenecek, iki tarafın karşılıklı bazı şeylerden vazgeçmesiyle halledilecek noktalara, aylar sonra, herkes zarar gördükten sonra varılıyor. En azından Amerika’da böyle. Şimdi milyonlarca tv seyircisi, grevin biran önce bitip kalitesiz programlarının geri dönmesini bekliyorlar. Arkadaşım ve onun gibi yüzlerce ortadirek yazar da, kiralarını ödeyecek parayı yeniden kazanabilecekleri zamanı dörtgözle bekliyorlar.

Bu Restoranda Yemeli: Biz Malibu’ya giderken… Los Angeles’da yaşamaya başlamadan önce, Malibu, şu içki şişelerinin üstünde resmedilen, kimseciklerin olmadığı, egzotik bir ada gibi gelirdi bana. Aslı öyle değil. Malibu, deniz kıyısında, yüksek tepelerle kumsalın arasına sıkışmış, çoğu derme çatma ama çok pahalı evlerin her an denize kayma korkusuyla tırnaklarını kumlu toprağa geçirdiği, küçükçe bir kasaba. Ancak, gerçek bir İstanbullu’nun balık derdine derman, müthiş, lezzetli, kağıt tabaklı, tahta masalı bir restorancığın da evi. Malibu Seafood, arkadaşlarımın beni buralara taşınmak için kandırmaya çalıştıkları zaman götürdükleri bir restoran. Bir tarak sandöviç yapıyorlar ki, midye tava yanında halt etmiş! Balıklar, biralı hamura bulanıp kızartılmış, ya da ton ızgara servis ediliyor. Hiçbir şıklığı olmayan ama atmosferinin samimi bir California atmosferi olduğu kuşkusuz, haftasonlarında ünlü Hollywood yıldızlarıyla kuyrukta saatlerce beklenen, harika bir mücevher. Adres: 25653 Pacific Coast Highway, Malibu.

Sahne Tozu: Şu sıralar yeni bir kitap üzerinde çalışıyorum, eskisi kadar sık fink atamıyorum temsillerde, konserlerde. En son gittiklerim de düş kırıklığı… Bu kadar saatimi bunu seyretmek için mi harcadım, evde birkaç satır daha yazardım üzüntüsünün insanın ağzında bıraktığı sevimsiz tad. Red Cat, geçen sezon beğenerek seyrettiğim bir çok gösterinin yuvası, bu sezon bir felaket. Didaktik ve amatör şovlar. Zaman kaybı, zaman kaybı. Ama bir şeye yaradı geçen gece: Bir sanatçı arkadaşı gece yarısı evine bıraktım. Böylece yeni, gelecek, ihtimal projelerden bahsetme imkanımız oldu. Onlar beceremiyorsa biz kendi şovumuzu kendimiz kotarırız!

Tags: Elele/ Los Angeles'dan Mektuplar

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment