Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Oruç Gelenekleri:

November 1st, 2006 · No Comments

Dünyada insanların yediklerini kurallara bağlamayan bir din varsa ben bilmiyorum. Bütün dinlerde inananlarının ağzına sürmesinin yasaklandığı yiyecekler var. Mesela Yahudilik sadece domuz yemeği değil, aynı zamanda bazı deniz ürünlerini yemeyi ve etle süt ürünlerini aynı anda tüketmeyi yasaklıyor. Hinduizm ve Budizm gibi sadece vejeteryan, hatta sadece ve sadece vegan yemeyi emreden dinler de var. Katolik Hristiyanlar Cuma günleri sofralarına et koymuyorlar. Hindistan’da Jain rahibe ve rahipler, dinlerinin emrettiği hicbir canlıya zarar vermemek ve yememek kuralını takip ederek, ağızlarına yanlışlıkla uçan hayvan  kaçmasını önlemek için maskeyle dolaşıyorlar ve bitkileri dahi öldürmekten çekinerek sadece meyvelerle beslenmeye çalışıyorlar. Bütün dünyada insanlar tanrılarının önüne yiyecekler sunuyorlar, oruçlarını hurmayla bozuyorlar, ayinlerinin sonunda ekmek ve şarapla kendilerini yaradanlarına daha yakın hissetmeye calisiyorlar. Yemek yemek sadece karın doyurmak olmaktan çıkıyor, dini hislerin bir çeşit maddeleşmesi oluyor, cemaatlerin bağlarını sağlamlaştırıyor, diğerlerinden farklı olduklarının sinyallerini veriyor.  

Dünyada oruç tutmayı emretmeyen bir din varsa ben onu da bilmiyorum. Kimi dinler ruhun kurtuluşu için düzenli orucu salık veriyorlar. Budist rahiplerin her gün öğleden sonra ağızlarına birşey koyduklarını göremezsiniz. Katolik Hristiyanlar yılın belli bayramlarında, bazen kırk güne varan uzun sürelerde bazı yemekleri evlerine sokmuyorlar. Et, süt ürünleri ve hatta zeytinyağ yasağı olduğu gibi, yemekleri kızartmak da yasaklanıyor, herşey kaynatılarak pişiriliyor. Komşumuz Ortodoks Yunanlar oruçlarında balık yiyorlar ve orucun bitişini kuzu çevirme yaparak kutluyorlar. Yahudiler Yom Kippur denilen en kutsal bayramda 25 saat oruç tutuyorlar ve günün sonunda dualar ve ekmekle iftar yapıyorlar. Bizlerin Hamursuz diye bildiği, sekiz gün süren Pesah sırasında atalarının Mısır’dan çıkışının aciliyetiyle ekmeklerini bile nasıl mayalayamadıklarının anısına, evlerinde mayalanmış hamur bulundurmuyor, mayalanmış ekmek yemiyorlar. Bahai dininin inananları her yıl Mart ayında 19 gün boyunca ruhlarını oruçla disipline sokuyorlar.

Demek her an dünyanın bir yerinde birileri tanrısına yakınlaşmak için veya günahlarından arınmak için veya kendinden daha talihsizlerin yaşamını biraz da olsun anlayabilmek için veya arzularına hakim olmayı öğrenmek için oruç tutuyor desem abatmış olmayacağım. Öyleyse, her an dünyanın bir yerlerinde birileri orucunun sonunda üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmenin mutluluğu ve ruhu ile bedenini temizlediği inancının huzuruyla elini yemeğe uzatıyor ve ilk lokmasını büyük bir hazla yiyor demektir. Dinler aynı olmasa da, o anda hissedilen şeyler aşağı yukarı aynı olmalı. Ama aynı dinin insanları bile hep birlikte iftar yaparken kendi ülkelerinin  gelenekleri doğrultusunda seçiyorlar yemeklerini. İftar için hazırlanan yemeklere verilen dikkat ve özen her yerde aynı olmalı ama yenilen yemekler öyle farklı ki! Kuzey Afrika ülkelerinin bazıları iftarda kızarmış balık yiyorlar örneğin. Umman’da buğdayı kaynatıp şeker ve kuru meyve ekleyerek yaptıklari bir yemekle bozuyorlar oruçlarını. Hintli Müslümanlar tavuğu bol baharatlı ve yoğurtlu pişirip yasemin pirincinden yapılmış aromatik pilavla sunuyorlar. İran’da patates, kıyma, tarçın, zerdeçal, soğan ve ekmek kırıntılarıyla köfte yoğuruluyor ve bolca yağda kızartılıyor. Mısırlılar en sevdikleri yemeklerden olan kuşhariyi hazırlıyorlar. Yeşil mercimek, makarna ve pirinçten yapılan yemeğin üstüne bolca sirkeli ve kimyonlu domates sosu dökülerek yapılıyor bu yemek. Aynı anda dünyanın bambaşka bir köşesinde bambaşka bir dinden bir anne, adı bambaşka olan bir orucun iftarını aynı özenle hazırlıyor ailesi için. Herkesle ne kadar farklı ama ne kadar da aynıyız!

 

Tags: Lezzet/ Peynir Gemisi

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment