Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Rossini’nin Leziz Zaafları:

June 1st, 2005 · No Comments

Sevil Berberi ve daha birçok olağanüstü operanın büyük bestecisi Rossini’nin hayatında üç kez ağladığı söylenir: birincisi yazdığı ilk opera yuhalanınca, ikincisi kemancı Paganini’yi dinlerken, sonuncusu ise dünyanın en değerli yiyeceklerinden biri olan yermantarı* ile doldurulmuş hindi piknik yapmak için bindiği kayıktan cumburlop suya düşünce… Bestecinin gastronomiye düşkünlüğü öyle derinmiş ki, müzikseverler ve ünlü aşçılar kendisine olan şükranlarını adını birçok yemeğe vererek göstermişler: ne dünyanın saygıdeğer restoranlarında ne de ufacık bir İtalyan lokantasında Alla Rossini Salata, Tournedos Rossini (bir çeşit fileminyon et yemeği) veya Yumurta Rossini ısmarlasanız kimse tek kaşını kaldırıp size bir operaya gitmenizi tavsiye etmez. Tam tersine, garsonunuz size  demi-glace** soslara bezenmiş, genellikle içinde yermantarı veya kaz ciğeri bulunan nefis bir yemek getirir. Sırf Rossini’nin adına adanmış yemeklerle bir ziyafet menüsü oluşturmak mümkün!

 

Rossini’nin gastronomi maceraları bu kadarla da kalmıyor: Besteci, Kül Kedisi Sindirella Operası’nda söylenen bir arya, bir meyhanenin köşesinde şarap ve yemekler arasında kıkırdayan arkadaşların önünde besteleyivermiş. Tancredi Operası’ndaki bir arya ise üstad, Venedik’te risotto denilen pilavının pişirilmesini beklerken yazılmış. Di Tanti Palpiti başlıklı bu arya hala operaseverler tarafından pirinç aryası olarak anılıyor. Ben buna “her yönüyle leziz bir opera” derim.

 

Bir keresinde demin de bahsettiğim yermantarı doldurulmuş hindinin bir eşini bahiste  kazanmış Rossini. Karşısındaki adam “yermantarı bu sezon çok berbat” gibi bahaneler uydurmaya başlayınca üstad dayanamayıp: “Hayır efendim, bunlar doldurulmayı reddeden hindilerin çıkarttığı boş dedikodulardır,” diye feryat etmiş. Böyle bir mantıkta ne hindiye, ne de bahsi kaybedene bir kaçış şansı göremiyorum, ya siz?

 

Şimdi bu kadar yemeğin gırtlağımızdan kayıvermesi için bir de özenle seçilmiş bir şarap lazım bize, diye düşünülebilinir. Bu konuda da oldukça bilgili ve hassas imiş sevgili bestecimiz. Şarap mahzeninde Kanarya Adaları’ndan Güney Afrika’ya uzanan bölgelerden eşine zor rastlanır madeiralar, hayranı Portekiz Kralı’nın özel mahzeninden yollanmış portlar bulmak mümkünmüş. Yanlız Rossini üzümün sadece işlenmiş şeklini severmiş. Kendisine üzüm bağlarında şaraplık üzüm gönderen dostuna şakacı bir ifade ile “şarabın hap şeklindeki formu”yla pek ilgilenmediğini yazmış.

 

Rossini’nin verimli dönemi, kendisi henüz 37 yaşında iken hastalıklar yüzünden ve diğer sebeplerle sona erdi. Yaşlılığında Paris’de müzik dünyasına geri dönerek birkaç şarkı ve bir başka lezzetli müzik parçası yazdı ve böylece müzik evrenine veda etti. Lezzetli müzik demem yanlışlık ve hatta benzetme bile değil; eğer bulabilirseniz Peches de Viellesse*** adlı eserini dinleyiniz.  İçinde ordörvler (turp, turşu, ançuvez ve tereyağ) ile kuru meyve tatlıları ve hatta küçük Alman keki olarak isimlendirilen piyano parçalarının olduğunu göreceksiniz. Henüz dünyadayken cennetin kapılarını aralamak bu olsa gerek: nefis yemekler, şaraplar ve tatlılar… yanında Rossini müzik. Bu fırsat nasıl kaçırılır?

 

Lezzetçe: Hayat biraz sihir ve biraz makarnadan ibarettir. Fellini, İtalyan film direktörü

 

*yermantarı: İtalyanca tartufo denen ve sadece doğada bulunan ve ekimi yapılamayan çok değerli bir mantar türü.

**demi-glace: Et suyu ve Madeira veya Sherry cinsi şarabın, kaşığın arkasını kaplayacak koyuluğa gelene kadar pişirilmesiyle yapılan bir sos.

***Peches de Vieillesse: Yaşlılık Günahları

Tags: Lezzet/ Peynir Gemisi

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment