Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Santa Ana Rüzgarları:

February 1st, 2007 · No Comments

Ev soğuk ama yatak odamız sıcak. Oğlumu yatırıyorum, bizleri ziyarete gelen annemlerle sohbet ediyorum ve biraz kitap okuduktan sonra güne veda ediyorum. Gece başlıyor.

Gecenin bir yarısı ayağımı yalayan buz gibi rüzgarla uyandım.  Bahçedeki  ağçclar okyanusa düşmüş de boğuluyorlarmış  gibi uğulduyorlardı. Gözlerimi tavana diktim ve Brian’a seslendim: “Santa Ana rüzgarları geldi…”

Dünyanın her tarafında doğa güçleri binbir çeşit çorap örüyor insanların başına. Kiminin tsunamisi var, kiminin kasırgası. Bizim yangınlarımız, depremlerimiz ve bir de Santa Ana Rüzgarları’mız var.  Sonbahar ve kışın geliyorlar. Soğuyan çöl ile sıcak havanın çarpışmasıyla yarattığı basıncın dağlardan aşağıya sel gibi akarken, yer çekimiyle daha da hızlanıp şehre bir tokat gibi inmesiyle oluşuyor. Bunlar bilimsel açıklamaları. İnsanın üstünde yarattığı etkiyi bilimle açıklamaya imkan yok. İlk kez geçen yıl, oğlum ve kedimizle tek başınayken geldi bu rüzgarlar başıma. İnsan kocasını iş gezisine yolcularken kendi başına gelebilecek hastalığı, hırsızlığı bile aklına getiriyor ama bir doğa felaketiyle yüzleşeceğini düşünemiyor. Rüzgarı, yıldırımı, gökgürültüsünü her zaman sevmiş  biri olarak ilk önce sevinçle karşıladım fırtınayı. Yattığım yerden şimşekleri seyrettim, evin iniltilerini dinledim uzun uzun. Ama fırtına burada durmadı. Sanki neye uğradığımı anlamadığım için huysuzlanmaya başlamış gibi, camlara şiddetle vurmaya başladı. Yine sükunet ve merakla karşıladım. Ta ki pencereler açılıp deli gibi vurmaya başlayana kadar. Bundan sonra birkaç saatimi evin odasından odasına koşarak pencerelere hakim olmaya çalışmakla geçirdim. Sonunda elektrikler kesildi, ev yavaş yavaş soğumaya başladı. Odalara yetişemez oldum. Yatakodamızdaki pencere büyük bir gürültüyle çarparak patladı. Yatağın içine samanyolu gibi döküldü cam kırıkları. Oğlumun odasına koştum. Oradaki pencereler de içlerine şeytan girmiş gibi çarpmaya başladılar. Oğlumu aldım, kediyi yatağın altından çıkarttım ve misafirlerimize ayırdığımız, pencereleri en sağlam odamıza gittim. Yorganları bütün bu felaketten hiç  uyanmamış oğlumun ve korkudan tüyleri diken diken olmuş kedimizin üstüne örttüm. Bütün geceyi evin çarpan pencereleri, kırılan camları ve uçuşan eşyalarının gürültüsüyle uluyan rüzgarı dinlemekle geçirdim.

Ertesi sabah sanki gece hiçbirşey olmamış gibi sakin ve güzeldi hava. Odamızdan tereddütle çıktım ve gece ateşli bir kabusa kapılmadığımın ispatlarını evin her tarafında gördüm: cam kırıkları, sürüklenmiş mobilyalar, bahçede yerlerinden sökülmüş bitkiler, yıkılmış çit. Evimizden soğuk nefesli bir hortlak geçmiş gibiydi.

Dün gece (sıcağı sıcağına yazıyorum bunu, dün geceydi olanlar) Santa Ana çok daha yumuşak vurdu. Üstelik evde kocam, annemler vardı.  Kapılar, pencereler çarpmaya başlayınca oğlumun odasına koştum, yatağına girdim ve gerisini evdekilere bıraktım. Pencereler yerinde, bahçenin altı üstüne gelmiş, bütün sabah oradan oraya koşuşturan  itfaiyelerin  sirenlerini dinledik, birkaç ağaç devrilmiş, çöp kutuları devrilmiş, başka mahallelere uçmuş. Hatta komşununki nasılsa çitleri aşıp bizim tarafa düşmüş. Yollarda palmiye kabukları, süprüntüler, bitkiler, bitkileri toplayan belediye işçileri, bahçelerini düzelten mahalle sakinleri; herkesin saçı başı dağınık ama “Thank God” herkes hayatta.  Oğlum hiç uyanmadı, ben hiç uyumadım. Dün gece bir kere daha ziyaret etti  Santa Ana Rüzgarları. Bir dahaki sefere kadar  pencerelerle boğuşmam için sebep yok.

Ciddi ve Gayriciddi İstatistikler: Los Angeles’da 375 bin kişi geçtiğimiz beş yıl içinde bir süre evsiz kalmış. Sokakta yatanlar, kaldıkları yerde en fazla bir hafta yatmalarına izin verilen davetsiz misafirler, devletin açtığı fakirhanelerde geceleyenler… Gecen beş yıl içinde aşağı yukarı  7 milyon Amerikalı evsiz kalmış. Bunların yüzde otuzbeşinin küçük çocuğu varmış.Los Angeleslı  evsizlerin  yüzde onyedisi üniversite mezunu.  Yüzde yirmiüçü gazi. Yüzde yirmiüçü çocukken cinsel tacize uğramış, yüzde 33’ü çocukken evden kaçmış. Yüzde onbiri bir yıldan fazla zamandan beri sokaklarda.

 

Tags: Elele/ Los Angeles'dan Mektuplar

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment