Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Satie’ye Bembeyaz Yazi

May 22nd, 2008 · No Comments

Seneler, seneler önce, yıl bindokuzyüzdoksanaltı, geçen yüzyılın sonu, New York şehrinde, karlı bir gün, havanın soğuğu Manhattan sokaklarındaki canlılığı dondurmuş, üstüne bembeyaz ve sessiz bir yorgan örtmüşken…

Bundan 12 yıl önce, bir Türk restoranında evlendiğimde, iki kültürün bütün özelliklerini biraraya getirmiş de, Brian ile beni tanıştıran arkadaşımın kolunda, ellerinde mumlar, ağır ağır yürüyen aile efradının arkasında Yahudi huppasının altına doğru yürürken, sevgili bir dostum ve piyanistim, Eric Satie’nin bir küçük parçasını çalıyordu.

Uğrunda romantikleşecek bir konu değil: benim gibi konserlere süslenmeye alışkın bir kadın, baştan aşaği dantelle kapli gelinliğimi restoranın tuvaletinde giyip saçımı toplayıvermiş, nikah sırasında gözleri yaşaranları kollarından çekiştirip Klezmer müziği eşliğinde dansa zorlamış, oldukça içmiş ve çok çok eğlenmiştim.

Ama anlatacağım o değil, düğünün en dramatik anında çalınması için seçtiğim Satie.

Her ne kadar ben sadece müziğin kendisi uğruna çalınmasını istediysem de, müziğini dinlerken Eric Satie’nin tuhaf karakterini düşünmemek imkansız. Satie, 50’li yaşlarına kadar parasızlıktan sürünmüş, etrafındaki herkese ilham olmuş ve 20 yüzyıl müziğini bir nevi tek başına yaratmışken uzun zaman hakettiği başarıya ulaşamamış bir tuhaf Parisien. Müziği Ravel, Debussy, Milhaud, Poulenc, John Cage ve burada sıralamanın manasız kaçacağı bir dolu besteciye yön verirken, Paris’in en fakir mahallelerinden birinde yaşadığı tek göz odacıkta tam yüz adet şemsiyesi varmış mesela. Tek göz odaya yüz şemsiye sığar mı? Eger hepsini, iki tanesi üst üste konulmuş kuyruklu piyanoların üstünde bir yerlere sıkıştırırsanız sığar! Piyanoları tıngırdatırken şemsiyelerin demirlerinin zın zın zınlamasını önlemek için, Eric Satie belki 12 adet, birbirinin tıpatıp aynısı gri kadife takımından birkaçını üstlerine örtmüştür!

Kendisinin Vexations adında bir eseri vardır ki, topu topu 180 adet notacıktan oluşur ama besteci, bu eserin 840 defa tekrarıni emretmiştir. En baştan en sona, eserin tamamını seslendirmek 18 saat sürer!

Parçalarının üstlerinde, eserleri seslendirecek müzisyenler için tuhaf şeyler yazılmıştır: yumurta gibi hafif, şaşkınlık içinde çalınacak, burada kafanı açacaksın, vesaire…

Tüm bu garipliklerin içinde Eric Satie, müziği en kolay dinlenen, melodileri ıslıkla bile çalınabilinecek, hemen akılda kalan, hoş eserler yazmış bir yirminci yüzyıl bestecisidir. Buralara yavaş yavaş çökmekte olan sıcaklarda, havalandırmanın kenarında tembellik ederken, soğuk bir kadeh beyaz şarap (Ama mutlaka beyaz! Sabrediniz, açıklayacağım.) ve bir kitapla iyi gider. Veya düğünde memura yürümek için kullanılabilinir!

Egzantrik bestecimiz, uzun süre, sadece ve sadece “beyaz” yemekler yemiştir. Kendisinin de not ettiğine göre, yumurta, şeker, kemik rendesi, hayvan yağı, koyun eti, Hindistan cevizi, tuz, derisiz balık, tavuk, küflü meyve, beyaz çeşit peynir, pilav� Fakirlikten mi, gariplikten mi, bilinmez! Beyaz şarabı kaynatır, soğutur ve küpeçiçeği suyuyla karıştırıp içermiş. Benim karlarla kaplı bir günde yapılmış, beyaz gelinlikli, beyaz pastalı düğünümde eserinin seslendirilmiş olmasından memnun olurdu gibi geliyor bana.

Satie’nin onuruna, beyaz bir çorba tarifi veriyorum bu sefer. Herkesin birbirine benzer ama farklı tarak çorbası tarifi var. Benimki göz kararı, içgüdüsel, tahmini, basit, ucuz ve �unortodoks� bir tarif. New England’lı dostlar bile benim bu tarifimi tercih ettiğine göre, ben bu çorbanın ruhunu anlamışım.

New England Usulü Beyaz Tarak Çorbası: (6 kişi için)

1 soğan, doğranmış

1 kereviz sapı, doğranmış

½ havuç, doğranmış

2 patates, doğranmış

4 dilim domuz pastırması (bacon), küçük kesilmiş

1 tablespoon tereyağ

1 şişe tarak suyu (clam juice)

2 kutu konserve cherrystone cinsi tarak (cherrystone clam), ufak doğranmış (konserve suyunu atmamalı)

2 cup krema (heavy cream)

½ teaspoon kuru kekik

1 tablespoon un

Tuz ve karabiber

Pastırmayı bir tencerede, tereyağ ile önce yumuşayıp sonra hafif kıtır oluncaya kadar pişirip, bir tabağa almalı. Tencereye soğanı, kerevizi ve havucu atıp, soğan ve havuç yumuşayıncaya kadar pişirmeli. Üstlerine unu serpiştirip, çabuk çabuk karıştırarak biraz daha pişirmeli. Sonra tarak suyu, konserve tarakların içinde durduğu suyu ve 2 cup suyu ve kekiği sebzelerin üstüne dökmeli. Sebzeler yumusayinca patatesleri ekleyip, bunlar da pisinceye kadar, yaklasik 15- 20 dakika pişirmeli. Taraklar eklenip 5 dakika kadar daha pişirip, krema, tuz ve biber eklenerek, çorba ısınacak kadar, kaynatmadan pişirmeli ve üstüne baconları serpiştirerek servis yapmalı.

Üstüne yabanmersini (cranberry) hardallı tavuklu sandöviç ve salatayla bembeyaz olmasa da, hoş bir öğlen yemeği olur.

Afiyet, şeker.

Tags: Turkish Journal

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment