Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Sofrada Paylaşmadıklarımızdan Çok Paylaştıklarımız

January 10th, 2014 · No Comments

 

Anaşabur bilir misiniz? Biliriniz, bilirsiniz de bildiğinizi bilmeyebilirsiniz! Tarifini yazayım azıcık, sonuna kadar okumadan anlayıvereceksiniz neden behsettiğimi: Önce buğdayı suda bekletmeli ve kaynatmalı. Kuru üzümü ve doğranmış kayısıyı  ılık suda şişirmeli. Pişmiş buğdayı dinlendirmeli… Tanıdınız mı? Aşureden bahsediyorum. Ermeniler’in anaşaburu, hemen hemen bütün Ortodoks Hristiyan halkların bildiği ve severek yediği, üç aşağı beş yukarı aynı şekilde pişirilen bir tatlı. Aşure dostluğun, karşılıklı anlayış, hoşgörü ve sevginin bir sembolü ise, tüm bu insanların paylaştığı bir tat olarak güzel anlamlarla geliyor sofralara demektir.

Revani bilir misiniz? Bu da cevabını bildiğinizi sandığınız ama büyük ihtimalle bilmediğiniz bir soru! Şair Revani’den bahsediyorum, tatlısından değil. 2. Bayezid döneminde İstanbul’a gelip, Mekke ve Medine yoksullarına dağıtılmak için hazırlanan parayı götürmekle görevlendirilmiş  ama görevini kötüye kullanmakla ve yolsuzlukla suçlanınca gözden düşmüş, Trabzon’a giderek (sonradan Yavuz sıfatını alacak) Şehzade Selim’in hizmetine girip tahta çıkmasından sonra, çeşitli ve kazançlı görevlerde bulunmuş. Hakikayen paraları iç etmiş mi? Orasını bilemiyoruz. Kimine göre etmiş, kimine göre kendisini çekemeyenler yalan yanlış iftirada bulunmuşlar.

Şiirlerinde zevk ve sefaya, içkiye, güzele düşkün bir kimlik sergilemiş bir sanatçı. Hoşsohbet, nüktedan, zevkli bir insan olduğu söylenir. Bir teşbihinden rahatsız olan padişah tarafından görevden alınınca hacca gitmiş ve geri dönünce bir tarikata katılmış ve devletteki yerini daha sağlamlaştırmış olduğu biliniyor.

Revani kelimesinin nasıl olup da tatlıya geldiğini bilmiyorum. Revani’nin kalem adı revani, gerçek adı değilç Çok ufak bilgimle belki oradan oraya gezen, akan su gibi giden anlamındadır diyorum ama yanlış ise hiç şaşmam! Esas diyeceğim şu ki Yunanlar’ın nefis bir tatlısı vardırö aynen Türkiye’de bilinen revani gibi yapılır. Ama bu kadar da değil! Fransızlar’ın yoğurtlu bir tatlısı vardır ki, irmiği yoktur ama yapılışı ve tadı revaniye çok benzer. Gâteau au Yaourt denir ve bildiğim kadarıyla Fransızlar çocuklarına yemek yapmayı öğretirken ilk birlikte pişirsikleri şeylerden biridir. Yani anne babasıyla yemek yapma zevkine varmış bir Fransız çocuk belki de Türkiye’de yaşayan bir çocukla aynı şeyleri yaşıyor ve tadıyordur. İleride aklında tatlı bir anı olarak revani kalacaktır. Ve bir de Yunan çocukların o revanilere zevkle giriştiğini düşününüz! Biri yaourtopita der, diğeri gateau au yaourt, öbürü de revani! Hepsini birarada mutfakta bunu pişirirken ve sonra da ortalığa döke saça yerken seyretmeyi çok isterdim!

Helvayı biliyorsunuz.  Kaç çeşidini? İrmik, un. Susamla yapılan tahin helvası. Ayçiçeğiyle yapılanından yediniz mi hiç? Balkanlar’da öylesini de yaparlar. Yunanlar mısır nişastasıyla helva kavurur, pek de hoş olur. Zanzibar ki Afrika’dadır, oralarda pirinç unuyla yaparlar. Polonya’dan Rusya’ya, Orta Asya’dan Brezilya’ya kadar milyonlarca insan helvaya helva diyor ve aşağı yukarı aynı şekilde yapıp zevkle yiyor. Brezilya mı dedim? Oraya yerleşen Orta Doğu nüfusu tanıtmış helvayı zamanında. Tanışmak o tanışmak. O zamandır bir parçası olmuş ora mutfağının. Hintliler’in helvaları bir nefis olur ki sormayın gitsin! Fıstıklı, bademli, çeşit çeşit kokulu, güllü, ballı, kakuleli… Rengarenk helvalar. İnsan kendini binbir gece masallarının ortasına düşmüş sanabilir. Bir helva festivali yapsalar diyorum; dünyanın dirt bir yanında evinde helva pişirip yiyenler gelse. Sırlarını, tariflerini paylaşsalar. Belki birbirlerinin dilinden anlamazlar ama nefis olmuş anlamına gelen ağız şapırdatmaları herkes bilir! Ne renkli, ne lezzetli, ne şen bir festival olurdu!

Tags: Lezzet/ Peynir Gemisi

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment