Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Soul Food

September 16th, 2009 · No Comments

Amerika’nın kendine özgü tek yiyeceğini hamburger sananlar, bir kültür hazinesini kaçırıyorlar! Yoldan geçerken takıldığınız restoran zincirleri başka konu. Ama o yollardan bir küçük kasabaya sapın hele. Yörenin yerlisinin gittiği küçük lokantaları araştırıverin. Belki maharetli bir kadının evinde yaptıklarıyla boy ölçüşemez ama Amerika’nın da yemekseverlere sunacağı, zengin bir mutfağı olduğunu göreceksiniz.

Benim için Amerika’da yaşamanın en büyük avantajlarından biri, kırkikibuçuk milletin hafızasında taşıyıp sılaya getirdikleri yemek kültürleri. Bu ülkede yok yok. Sadece nüfusu etkili ve kalabalık milletlerin değil genel olarak yemekleri, en ufak detayına kadar yöresel yemekleri bile ses buluyor. Ancak ben, gözden kaçan Amerikan Mutfağı derken, birinci nesil göçmen, “yabancı”- Amerika’da yabancı kelimesinin de pek bir anlamı yok ama öyle diyelim- kişilerin mutfaklarından değil, oturmuş Amerikan yöresel mutfağından bahsediyorum. Örneğin Philadelphia’nın sandöviçleri, Boston payları, New York pizzaları, Los Angeles’ın yeni mutfağı, San Francisco’nun ekmeği, Teksas’a has Tex-Mex, her yerde farklı soslarla yapılan barbekü. New Orleans’ın Fransız-Afrika esintili tatları! Bir de mesela Amerikan dokusuna yerleşmiş etnik kimliklerin yemekleri: Yahudi Mutfağı, İrlanda Mutfağı, Hispanik Mutfak, İtalyan Mutfağı, Çin Mutfağı. Bu mutfaklar Amerikan yemek dokusuna öyle bir yerleşmiş ki, dikkatini yemek kültürüne vermemiş bir Amerikalı her gün evinde pişirdiği yemeğin hangi kültürden gelmiş olduğunu bile hatırlayamayabilir.  Kebabın hangi yöreye ait olduğunun unutulması gibi birşey…

Bunlardan pişirdiğimde, yediğimde kendimi en mutlu hissettiğim, soul food denilen zenci mutfağı. Zenciler, Afrika’nın tek ülkesinden gelmediler buraya tabii. Afrika’nın mutfağını tek saymak, Avrupa’nınkini tek saymak kadar komik. Ama getirildikleri bölgeler, ellerinde bulunan malzemeler benzer olduğundan, aşağı yukarı tutarlı bir mutfak yarattılar. Ortaya çıkan mutfak Afrika mutfaklarına benzemiyor artık. Ve has be has Amerikan kültürü. Tahmin ediyorum ki, bu ülkedeki yemek kültürünü illa bir yemek şekliyle temsil ettirmek gerekse, seçilen yemek “soul food” olmalı.

Soul food, yani tercümesi tam oturmasa da can veya ruh mutfağı diyelim, yani insanın ailesi, arkadaşlarını toplaştırıp, şöyle ayakkabılarını bir tarafa fırlatıp, sağlıklı, dengeli beslenmeye hadi be sende dediği, günün stresini geride bırakmasına yarayacak, mutlaka paylaşılınca tadı çıkan bir yemek kültürü.  Öyle bütçeyi aşacak, gösterişli şeyler değil. Bolca tavuk, kara lahana, patates, mısır ekmeği… Barbekü domuz, kızartma balık.  Kuru fasulyenin binbir çeşidi. Ve tabii tapılası kekler ve paylar. Füzyon lafı füzyon lafı olmadan önce kültürlerin, sosyal sınıfların karışımıyla füzyonlaşmış ama yerine de köklerini salmış bir leziz mutfak. Askerden dönenin, hastahaneden çıkanın, annesini ziyaret edenin, eski bayramları yadedenlerin canının çekeceği şeyler. Yeni moda suşi yemek miymiş? Çok hoooş. Yarın onu da yerim ama şimdi moralim bozuk; ruhumu ısıtacak birşeyler lazım. Türk Mutfağı’nda da var böyle yemekler. Ve herkesin ruhunu ısıtan birkaç yemek. Kimisininki bol yoğurtlu makarna. Belki keşkek. Belki dalak dolması! Belki şöyle güzel soslu bir patlıcan kızarması ki, taze ekmekle yağları parmaklardan sıza sıza yensin. Ispanaklı yumurta. Süslü püslü yemekler güzel ama bir mutfağa kültür demek için belkemiği soul food’lar lazım.

Köy Usulü Fırında Tavuk:

1 kızartmalık (fryer) tavuğu parçalara kesmeli. (Hazır tavuk parçaları da kullanılabilinir.) yirmi dakika içine birkaç fiske tuz atılmış soğuk suda tutmalı. Çıkartıp iyice kurutmalı ve ½ stick (yaklaşık 4 çorba kaşığı) eritilmiş tereyağına bulamalı. Tavuk etlerini fırına dayanıklı bir tepsiye veya tavaya, birbirlerine değecek şekilde yerleştirmeli. Bir kapta 3 çorba kaşığı self rising un (normal una biraz karbonat katılarak evde de yapılabilinir) ile karabiber karıştırmalı. Bu un, tavuk etlerinin üstüne serpiştirilmeli. Bir bardak suyu, tavukların üstlerine gelmemesine dikkat ederek tepsiye dökmeli. (Tavukların üzerindeki unları ıslatmamaya özen göstermeli ki, pişince çıtır çıtır olsun.) Önceden 375 F ( 190 C) dereceye ısıtılmış fırına verip, 45 dakika kadar pişirmeli.

Piştikten sonra etleri tepsiden alınca, geride nefis bir sos kaldığını göreceksiniz. Bu sos çok suluysa, içine az un katarak biraz koyulaştırabilirsiniz. Kıvamı yerinde sosu, patates püresinin üzerinde kaşıkla yapacağınız çöküntüye dökün. Yanında mısır ekmeği. Buzlu çay.

Afiyet, şeker!

Tags: Lezzet/ Peynir Gemisi

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment