Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Suçluluk (lazım değil!), sorumluluk ve yeni yıla yaklaşırken verilen sözler

January 10th, 2014 · 1 Comment

 

 

Yazar Bernard Shaw, yemeğe duyulan sevgiden daha samimi bir sevgi yoktur demiş. Doğrudur! Seviyorsan git bi konuş benceye gerek kalmayan, katışıksız  bir sevgi. Gidiyor ve yiyorsunuz. Seviyorsanız duygularınız apaçık ortada. Acaba ben bu yemeği seviyor muyum diye sormaya hacet yok! Ancak suçluluk duygularıyla dolu olabilir: Şimdi ben kaç kalori yedim? Üstelik aç bile değildim… Ya da acaba bu yediğim şey hormonlu muydu, böcek ilacı mı sıkılmıştı? Bu pirzolanın gerçek sahibine iyi davranmışlar mıydı? Sıkış pıkış yerde, antibiyotik iğneleri yiye yiye mi yaşıyordu? Yemek sevgimiz aynı ama suçluluk ve sorumluluk artıyor sanki… Kendimi yediğimden ötürü suçlu hissetmeyi reddediyorum. Kendimi zayıflıklarımla kabul edip, daha iyisini yapabileceğime inanıyorum. Her Nutella kaşıklayışımda kendime ne sözler veriyorum bilseniz! Ama olsun, ben de böyleyim demek… Becerebildiğim kadar, ama suçluluk duymayı reddederek.  Ama sorumluluktan kaçmamaya kararlıyım. Hele bu yeni yılda. Bu etler nereden geliyor, bu hayvanlar nasıl yaşıyor? Meyvemde sebzemde ne var? Bunları eken diken insanların emeğinin karşılığını veriyor muyuz? Değiştirmeye gücüm var mı? Superwoman değilim ama çenem bir silah olarak insanları daraltabilir. Üstelik Türkiye’de de bazı sivil toplum kuruluşları var bu konulara kafa ve kalp yoran. Katılabilirim. Pazarlardaki teyzelerden amcalardan, daha pahalı da olsa sebze meyve almayı tercih edebilirim. Atıştırmalık yiyecekleri, sadece sağlığım (suçluluk duygum) değil, aynı zamanda dünyanın iyiliği ve çiftçinin hakkı için yemeği reddedebilirim. Marketten alış veriş yaparken üstlerindeki içeriği daha dikkatli okuyup, içinde sadece telaffuz edebildiğim şeylerin olduğu yiyecekleri almakta inat edebilirim. Yeni yılda bu sorumlulukları daha özenle taşımaya söz veriyorum. Ve bir de yeni lezzetler denemeye, soframı dostlarla daha sık paylaşmaya, gözümü korkutan tariflerden her ay en az bir tanesini yapmaya söz veriyorum!  Ve elimden geldiği sıklıkta bir dilim ekmeğe, karnını doyuramayana ilaç olmaya söz veriyorum.

 

Bu ay bilgisayarım cevaplarla doldu taştı! En güzeli benim gibi yemek takıntılılarla bu ufak yarışma sayesinde tanışmak. Takıntımda yalnız değilim; ne güzel!

Dergimizin içi basılmasından haftalar öncesinden kararlaştırıldığı için, ayın 10’unda yazımı editörümüze yollamak zorundayım; yoksa feci azar işitiyorum. Cevapları 10’una kadar yollarsanız hayatımı kurtarmış olursunuz. (Şaka ediyorum tyabii! Lezzet’in çalışanları kadar yazar kaprisi çeken, özgür bırakan başka bir dergi olmasa gerek!) Birkaç ay önce sorduğum çilek sorusuna tek doğru cevap, ben yazıyı yolladıktan çok sonra geldi mesela, o yüzden de baskıya yetiştiremedik. Sevgili Ahmet Dalkılıç, çileği diğer bütün meyvelerden ayıran özelliğini biliyordu: tohumları dışında olan tek meyvedir. Kendisi 62 yaşında, emekli ancak bana yolladığı emailden hayattan emekli olmaya hiç niyeti olmadığı belli olan, gitar, org ve bağlama çalan ve besteler de yapan bir müzisyen.  Burhaniye Kültür ve Sanat Derneği’nde ud çalan, üstelik Burhaniye için bir de marş yazmış yemek dostu.

Geçen ayki sorumuz şuydu: Yeni dünyanın eskisine kazandırdığı yiyecekler. Doğru cevabı bilen pekçok okuyucu var. Bir sayfalık ufak köşem ancak ralarından üçünün ismini anmama yetişiyor. Diğerlerine selam sevgilerimi yolluyorum! Bursa’da avukatlık yapan Yasemin Sancar mısır ve patates demiş, doğru demiş! Yoğun temposundan zaman buldukça misafirlerini,çalışma arkadaşlarını yepyeni lezzetlerle tanıştıran, gerçek bir yemek takıntılısı. Yani benden! Seyahat ederken sadece kaldırım arşınlamayıp, gezdiği yerlerin ruhunu ağız tatlarında yakalamaya çalışan, yıllardır dergimizi alan ve hatta kolleksiyonunu yapan, günlük stresini yemek dergilerinde kaybolarak tedavi eden  bir yemek dostu.  Sevgili Canan Tongal da patatesi bilmiş! Ve Özlem Demiroğlu. Canan ve Özlem Hanımlar biber ve fasulyeden de bahsetmişler. Doğrudur, onların da bazı çeşitleri binlerce yıldır eski dünyada iyi biliniyordu ama bugün bütün dünyada çok yaygın olan birkaç çeşidi Amerika kıtasından geldi.

Yeni yıla yol alırken yeni mini yarışma! (Ayın onuna kadar cevapları yollayın, yoksa halim yaman!) Ben çocukken en sevdigim balıklar çinekop, sarıkanattı. Şimdi içim gitse de ağzıma koymuyorum. Acaba neden dersiniz? Cevaplar: info@elifsavas.com

Tags: Lezzet/ Peynir Gemisi

1 response so far ↓

Leave a Comment