Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Türk mü, Yunan mı, Amerikan mı, Rus mu?

January 10th, 2014 · No Comments

 

Çok çok seneler önce, yani ben çocukken bir Rus Salatası vardı- çok severdim! Mayonezli, bezelyeli, patatesli, bazen salamlı, havuçlu, nefis birşeydi. Sonra o salata Amerikan Salatası oldu. İçerik aynı, isim başka! Sağ sol çatışmalarının olduğu, darbeli dönemlerdi. Rus ismi salataya bile fazla gelmiş olacak ki, büfelerde Amerikan Salatalı sandöviçler satmaya başladılar. Çocuk kafamda Amerikan ketçaplı birşey olmalı ki, bir türlü alışamadım yeni ismine. Sonra da zaten zaman değişti. Modası da geçti. Kimi- yaşına göre, Amerikan diyor, kimi Rus.

Televizyon seyretmediğim için sadece kulaktan dolma bildiğim bir karakter olarak Doktor Öz’ün şovunda Yunan kahvesi dediğini söylediler birgün. Ortalık yıkıldı. Oysa ben neredeyse 20 senedir Amerika’da yaşıyorum; şimdiye kadar Türk kahvesinin Yunan kafvesi diye satıldığını hiç görmedim! Amerikalılar televizyonda Yunan kahvesi lafını duyunca anlamamışlardır mutlaka. Yunanistan’ın Türkiye’ye yakın olduğunu, yemek isim ve kökleriyle ilgili sonsuz çekişmemizi de bilmediklerinden, yeni bir kahve sanıp geçmişlerdir kesin.

Bir ara aşırı milliyetçi Amerikalılar her zaman Fransız kızartması dedikleri patates kızartmasına Amerikan kızartması demeye başlamışlardı. Fransızlar’a kızmıştı kafaları. Tutmadı tabii. Alışmış dil bir kere. Politikalar değişiyor, isim kalıyor. İran’da peygamber Muhammed’le alay eden karikatürleri protesto etmek için Hollanda tatlılarına Muhammed Gülü adını takmışlar. Unutulmuş tabii, beş dakika sonra.

Avusturalya’da İkinci Dünya Savaşı sırasında hep Berlin ekmeği dedikleri şeyi Mutfak Ekmeği ismiyle değiştirmeye çalışmışlar. Fritz diye bir sosisisn adı Devon olmuş. Kıbrıs Rum Kesimi’nde Türk lokumu, Kıbrıs Lokumu oluvermiş bir beş dakika kadar. Kıbrıs Çıkartması sıralarında.

Fransızlar da 1. Dünya Savaşı sırasında Viyana Kahvesi adından vazgeçmişler de, Liyej Kahvesi demişler sütlü kahveye.  Yine aynı savaş sırasında Almanlar İtalyan Salatası servisinden vazgeçmişler restoranlarında.  Aynı sıralarda İngilizler Alman isimli bütün yemeklerini İngilizceleştirmişler.

İspanya’ya Franco gelince Rus filetosu imparator filetosuna dönüşmüş. Rus Salatası Milli Salata’ya! Kırmızı Salata da Kırmızı Başlıklı Salata’ya! İnsanın kahkahalarla gülesi geliyor.

Bazı Yunan kafeleri bir aralar Türk Kahvesi’ni atıvermişler menüden de, Yunan Kahvesi demişler. Hatta diliniz sürçüp Türk Kahvesi derseniz feci terslenme ihtimali varmış! Ama geçmiş hepsi. Şimdi Türk Kahvesi diye veriyorlar Türk Kahvesi’ni.

Yemeklerin, damak tatlarımız farklı da olsa birleştirici olduğunu düşünürüm ben. Ve ayrıştırıcı! Yemek kadar duygulara hitap eden birşey yok galiba. Belki çocukluk hatıralarımız, annelerimiz, mutfaklarımız, kokular, masalar, bayramlar hep yemekle ilgili olduğundandır. Oysa yemekler milletlere değil, topraklara ait. O toprağın bitkilerinden, hayvanlarından o yemekler çıkıyor. Çöl ortasında bol sebze meyveli yemekleri yaratacak millet mi var? Ya da verimli topraklarda az malzemeyle harikalar yaratmayı bilen bir millet? Bu yemek isimleri itiş kakışı hiç bir zaman bitmeyecek korkarım! Ama farkında mısınız, bütün bu itiş kakışa rağmen yemek isimlerinden vazgeçiyoruz da, yemeklerin kendisinden Almanmış, Yunanmış, İngilizmiş diye vazgeçemiyoruz! O sebeple de umudum kırılmıyor benim. Hepimiz toprağın çocuklarıyız, itişip kakışsak da bir şekilde birlikte yaşamanın yolunu bulacağız.

Tags: Lezzet/ Peynir Gemisi

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment