Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Yangından Sonra

June 18th, 2008 · No Comments

Bu köşeyi her ay takip eden okuyucularıma, evimizin yangından zarar görmediğini belirterek başlamak isterim. Yangın güzelim dağlarımızı bakır dilli ejderha gibi yalayıp geçti. Şimdi o bölgeler kahverengi. Ama çabuk düzeleceğini tahmin ediyoruz. Polisin ihtarlarına rağmen evimizi terketmedik. Gece tepemizde eşekarısı gibi dönen helikopterlerin gürültüsü altında uyuduk. Ertesi gün, öğlene doğru mahallemizi yaşama açtılar.

Ertesi hafta, özlemle beklenen yağmurlar geldi. Ama ne pahasına! Yangının yolduğu tepeler, yağmura dayanamayıp çamur halinde sokaklardan sel olup aktılar. Üç gün şakır şakır yağmurun sonucu, bazı evler tahrip oldu, sokaklar diz boyu çamura bulandı. Ama bizim sokağımızın koruyucu bir meleği mi vardır, nedir, bunu da sağ sağlim atlattık! Velhasıl, yangınlar, çamurlar geçip gitti, şehrimiz eski sükunetine kavuştu.

Derken!

Derken, evimize yirmi dakika uzaklıkta, Universal Stüdyoları alevler içinde kaldı! Kara bulut yine üstümüze çöktü. Ama sanırım şu Los Angeleslılar’la Türkler’i birbirine benzeştiren, birşey olmaz, bu da geçer cinsi bir rahatlık var ki, başka şehirlerde aynı rahatlığı bulur musunuz, benzerliği sezer misiniz, bilmem. Yine otomobiller vızır vızır, restoranlar, kafeler, plajlar dolu. Hayat devam ediyor.

Los Angeles’ı son günlerde ne yangın, ne başka şey vurdu. Esas vuran benzin fiyatları. Eskiden tampon tampona trafiğin olduğu yollar şimdi boş. İnsanlar işlerine gitmeye devam ediyorlar ama gezmekten kaçınıyorlar. Amerika’da benzin fiyatları, Türkiye’dekiyle karşılaştırılamaz. Türkiye’de en ucuz fiyat burada olsa halk ayaklanırdı! Şu anda pahalı denilen paralar Türkiye’de olsa, millet bayram ederdi. Ancak sudan ucuz benzine alışık, şımarık Amerikalılar, dünya normallerine yaklaşan fiyatlar karşısında şaşkına dönmüş durumdalar. Ayakları otomobil tekerleğinden yapılma Los Angeleslı için olay daha da korkunç. Buralarda toplu taşıma yok denecek kadar az ve pratik değil. Ben, bu kadar zamandır Los Angeles’dayım, bir kez dahi otobüse, metroya binmedim. Çünkü duraklar birbirinden uzak, araçlar seyrek. Ancak iki durakta park etmiş iki otomobiliniz olacak ki bir yere varabilesiniz!

İstanbul’da bile gördüğüm jipler (hangi kent sokağını geçmek için jip lazımsa!) burada herkeste var. Hatta bu otomobiller kadın ve özellikle çocuklu kadın taşıtı sayılıyorlar. Ama herbiri benzin içen bu araçların da sonu geliyor. Fabrikalar kapatılıyor, işçiler işlerinden oluyorlar. Benzin üzerine kurulmuş ekonomilerin işi zor. Los Angeles’ın işi daha da zor!

Seçmece Sanat: Amerika’da geçtiğimiz haftasonlarının biri Şehit ve Gaziler Günü idi. Bu günde işler tatil ediliyor, ailesinde şehit olanlar mezarlıkları ziyaret edip rengarenk çiçekler ve Amerikan bayraklarıyla süslüyorlar. Geçit törenleri yapılıyor. Devletler böyle günlerde nerelere çelenk bırakmak ve söylev vermek durumundaysalar, bütün yükümlülükler yerine getiriliyor ama en önemlisi, Amerika’nın birçok yerinde yazın ilk sıcak haftasonu olduğu için milyonlarca aile mangal partisi düzenliyor. Benzin fiyatları, ne alakası var diye soracaksınız, yiyecek fiyatlarını da arttırınca, insanlar zaten otomobil kullanmamak için birbirlerine misafirliğe gidemiyorlar, bir de üstüne fahiş et fiyatları binince, mangal yakan da azalıvermiş! Ben, bu haftasonu müzelerin kalabalıklığını ona bağlıyorum. Bir de tabii bedava olmalarına! Los Angeles Modern Sanatlar Müzesi’nde iğne atsanız yere düşmeyecek bir hal vardı Şehit ve Gaziler Günü’nde! Ufak bir müze değil, kat kat, geniş bir müze. Yüzlerce salonu var. Ama haydi şu tabloyu bir adım geriden seyredeyim deyip de arkamda sıralanmış insanların ayağına basa basa ve tabii basıla basıla bir hal oldum.

Sanat, hele güya “entel sanat” ucuz olursa demek mangala dahi tercih ediliyor. İyi birşey. Müzede kaliteli sanat eseri bulmak için av köpeği gibi aranmak lazım, kötü birşey. Ancak modern sanatın kaderi bu. Henüz yüzyılların eleğinden geçmediğinden, en harikası en uyduruğuna karışık, iş seyircinin başına kalıyor. Yine de, iyi bir müze Los Angeles Modern Sanatlar Müzesi.

Bu restoranda yemeli: Los Angeles, Amerika’nın etnik yemek mekkesi, hangi bir mutfağını, restoranını, ülkesini, hatta bölgesini anlatmalı? Los Angeles’ın Kore mahallesi, belki Amerika’daki en geniş Kore mahallesi, irili ufaklı yüzlerce restoran, herbirinden nefis kokular, tatlar… Koreliler’in ufak mezeleri var. Yemekten biraz önce getirdikleri mezeler, bir çeşit pirinç rakısının yanına,ağır ağır yenilecek, tadına varılacak minik tabaklar.Geçenlerde, artık başıma çok ender gelen bir “yemek ilki”nde, pişirilmeden marine edilmiş çiğ yengeç parçaları, kızgın toprak kapta olağanüstü bir sosa bulanmış soya fasülyesi ezmesi yedim. Ancak daha da değişik, tuhaf ve acaip, ki benden böyle birşeyler duymak çok nadirdir, yemediğim, tatmadığım şey kalmadı gibi, bir Kore pizzacısında buldum kendimi. Kalın hamur pizza, hamurun pizzanın etrafında kalan şişman bölümünün içini tatlı patates ve peynirle doldurmuşlar. Böyle yazınca yüzünüzü buruşturabilirsiniz ama ağız tadınız sırf Türk yemekleri değil de, dünya mutfaklarına da açık ve eğitimliyse, bugüne kadar nasıl olmuş da başkası akıl edememiş dedirtecek lezzette, nefis bir pizza! Kore pizzası! Kim tahmin ederdi? Geleneksel Kore yiyeceklerini de pizzaya uyarlamışlar. Mesela, nasıl açıklasam? Küçükcük Adana köftelerin, bol peynirli pizzanızın üstünde olduğunu düşünün! Sucuk yerine… Fena da olmazdı hani!

Tags: Elele/ Los Angeles'dan Mektuplar

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment