Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Yemek sadece yemek yemek değilse:

June 23rd, 2008 · No Comments

Teyzem pilavıyla meşhurdur. Bir de baharda kuzu gömleğinden yaptığı dolmayla. Annem çok güzel mantı açar. Babamın karısının zeytinyağlıları nefistir. Babam mangalda balığın üstadıdır. Eve misafir akın ettiyse, büyük teyzem böreğiyle imdada yetişir. Rahmetli üvey dedemin puf börekleri hala dillerdedir. Bu yemekleri bu insanlardan daha iyi yapanı yoktur. Acaba?

Babaannem, Şeker Bayramı’nda kendi açtığı baklavaları sunardı. Tepsi tepsi. Ben baklava sevmezdim çocukken ama babaanemin baklavasının özel olduğunu bilirdim. Baklavası hakikaten güzeldi, hakkını vermek gerekir. Ama baklavasının tadı mıydı aldığımız tat, yoksa bayramın tadı mıydı? Anneannemin komşusu ekmek kadayıfı yapardı bayramda. Ziyaretine gidişimizi zamanlamaya çalışırdık ki, evinde sunacak kadayıf kalmasın! O kadar yavan olurdu. Ama bir sene yapmasa sağlığından, mutluluğundan şüphe ederdik. Anneannemin komşusu, bizler için bayramda ekmek kadayıfı yapan kadındı. Bayramın tatlarından biri.

Ben küçükken, konservatuvarda çok değer verilen, birkaç kitap yazmış, çok iyi bir ögretmenden solfej dersleri alırdım. Mutlaka gençti ama ben çocuktum, dolayısıyla benim için yaşlıydı. Cihangir’de bir binada, annesi, kızkardeşi ile altlı üstlü oturuyorlardı. Binaya girince mermer merdivenlerden gelen serin arapsabunu kokusu karşılardı bizi. İçi dışından görünen, dantel demir işiyle örülmüş, çok eski ve şık bir asansörü vardı. O binalardan yapmıyorlar artık İstanbul’da.

Evin içinde hep bir koşuşturmaca olurdu. Öğretmenin minik kızının peşinde koşturan bakıcı, öğrencilere görünmeden odadan odaya koşturmaya uğraşan kocası, öğrenciler, anneler, babalar… Misafir masasının süslü örtüsü yabancı kitaplardan görünmezdi. Her taraf, dünyanın binbir köşesinden alınmış heykelcikler, süslü ıvır zıvır doluydu. Geniş pencerelerden Haliç’i seyrederdim. Salonunda bir kuyruklu, bir duvar, küçük odasında bir başka duvar piyanosu. Piyano öğrencileri derslerini kuyrukluda görürlerdi, bizler duvar piyanosunda. Benden önceki öğrenci hep Bach ve Scarlatti çalışırdı. Onun sayesinde onlarca eseri, en küçük detayıyla dinleye dinleye ezber ettim.

Derse hazır olsam da, olmasam da, o evde, benim evimden çok farklı ortamda, koltukta öğrencinin sonatinasında erimek çocukluğumun en güzel anılarından biri.

Birgün, neden öyle oldu, hatırlayamıyorum, biz öğretmenimin evinde bir çeşit et yemeğinin tadına baktık. Belki de tadına bakmadık ve sadece konusu geçti… Nasıl oldu da oldu, bilemiyorum. Annem bilir ama sormak istemiyorum. Bu anı, böyle peri masalı gibi, birbirine mantık silsilesi içinde eklenmeden kalsa daha iyi. Et, ince dilimlere kesilmiş, açık kahverengimsi, yoğun bir sos içinde, ağızda dağılıveren bir nefis tattaydı. Ya da öyle anlatılmıştı.

Annem tarifini aldı, hatta eti böyle vermeyi bilen kasabın da adresini öğrendi. Bizim mahalleninkinden çok daha pahalı olan bu kasaptan, gerekli eti aldık. Annem ertesi gün, işten yorgun argın gelip yemeği yaptı. Yemeğin adı: böfstraganof.

Yani Boeuf Stroganoff. Seneler, seneler sonra, dünya yemeklerine duyduğum karşı konulmaz ilgiyi doyurmak için harıl harıl kitap çalışırken tarifini gördüm. Boeuf Stroganoff…

Dünyanın en leziz et tarifi midir? Sanmam. Ama benim için bam telime en derinden dokunanlarındandır. Çünkü rahiyası hatırımda Cihangir’le, Scarlatti’yle, arapsabunu ile piyano sesine karışmıştır. Yağmurda annemin elini tutup, dersimin tam çalışmadığım taraflarının endişesiyle içim titrerken, yine de, yine de gitmek istediğim, bulunmak istediğim o evin tadı, bu yemeğe sinmiştir.

Bef Stroganov veya Boeuf Stroganoff veya Beef Stroganoff: (4 kişi için)

1 pound top sirloin veya beef tenderloin et, ince ince şerit gibi kesilmiş

4 tablespoon tereyağ

Yarım kuru soğan, piyazlık doğranmış

Yaklaşık 1 pound mantar: portabello, chanterelle karışık olabilir veya sadece button mushroom olabilir, ince doğranmış

1 tablespoon un

½ cup etsuyu veya su (daha sulu bir sos için biraz daha fazla olabilir)

½ cup kırmızı şarap

1 tablespoon Dijon hardal

¼ cup sour cream (daha sulu bir sos için biraz daha fazla olabilir)

Tuz ve karabiber

Tereyağın yarısıyla, oda sıcaklığındaki etleri harlı ateşte pişirmeli. Çok pişirilirse sert olur. Sadece rengi değişinceye kadar pişirmek yeterli. Soğanı ve mantarı ekleyip, beş dakika daha sote etmeli, bir kenarda sıcak tutmalı.

Geri kalan tereyağı kısık ateşte eritip, içine unu serpmeli ve çatalla çabuk çabuk karıştırmalı. Karıştırmayı bırakmadan, içine etsuyu ve şarabı yavaş yavaş dökmeli. Ateşi orta hıza getirip, sosu karıştırarak biraz pişirmeli. Sos biraz kıvamlanacak. Yine çatalla çırparak hardalı ve sour cream’i, tuz ve biberi eklemeli. Et, soğan ve mantarı ekleyip birkaç dakika ısıtıp, hemen servis yapmalı.

Altında tereyağlı egg noodles’dan bir yatak üzerinde, ardından Rus usulü bir çörek ile, yanında Rus balalayka müziğiyle veya daha da iyisi, Scarlatti’yle…

Afiyet, şeker.

Tags: Turkish Journal

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment