Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Yemek Sanatı:

April 1st, 2006 · No Comments

Müzelerin bazı odaları vardır ki, kalabalıktan tabloların yanına yaklaşamazsınız, bazı odalarında da in cin top oynar. Bu boş odaların pekçoğunu da zamanında moda olan manzara resimleriyle natür mortlar doldurur. Da Vinci’nin buğulu yüzlü kadınlarına bakmak varken kim zamanını elma, armut, bir de devrilmiş bardak tablosu önünde geçirecek? Halbuki bakmanın değeceği başka özellikleri dışında, bir de özellikle yemek kültürü meraklısı için gayet ilginç hikayeler anlatıyor natür mortlar.

Natür mort, kabaca ölü doğa, birbirine ters düşen iki kelime bir arada, hareket etmeyen, genellikle avda yakalanmış hayvanlar, meyveler, çiçekler, bilumum yazım veya mutfak eşyası, birkaç kitap ve belki de mücevherin ve hatta bir kafatasının öylesine atılmış gibi ama dikkatle yerleştirilmiş tablolarıdır kısaca. Bu tabloların sembollerini çözüp, zamanının psikolojisini, ahlaki görüşlerini, yaşam tarzını ve (ve şu anda bizi en çok ilgilendiren) yiyecek alışkanlıklarını öğrenmek ajanlık gibi birşey!

Natür mortun modası şimdinin moda değişiyle “in” ve “out” olup durmuş ama tarihi oldukça eski. Antik Yunan Zeuxis öyle becerikli bir ressammış ki, bir keresinde çizdiği üzüm resmine kuşlar saldırmış! Dünyanın “ilk” ve “en”lerinin listesini çıkarmak zor. Böbürlenerek ilk ve en oldukları iddia edilen şeyler aslında sadece haberimiz olan ilk ve enlerden başka birşey değiller. Zeuxis ilk ve en ünlü yiyecek ressamlarından biri olabilir. Ya da kendisinden çok önce yaşamış ressamların yolundan gidiyordu, kim bilir? Hatta belki de birkaç kuruş fazladan kazanmak için üzüm resmi çizeyim bari de demiş olabilir.

Ressamların en ünlüsü bir kadın değil ama yiyecek konulu tabloların en ünlüleri kadınlar. Örneğin günümüzden dörtyüz yıl önce yaşamış Clara Peeters’in tabloları yeni pişirilmiş ekmek gibi tazecik. Müzede alarmları çaldırmayı göze alsanız da burnunuzu Peeters’in tablolarına iyice yaklaştırsanız sanki karideslerinin deniz kokusunu bile duyacaksınız! Peeters daha çok yemek davetlerinin resimlerini yapmış. Bugün hala Hollanda’da yenen ekmek ve soğuk etler, zamanında çok nadide sayılan portakallar en zarif gümüş takımların içinde sanki sahipleri havaya karışmış bir balodan arta kalanlar.

Birkaç yüzyılı yazı marifetiyle atlayıversek de Cezanne’ın tablolarının önüne düşsek, Güney Fransa’nın güneşinde ballanmış elmaların öylesine atılıverdiği tahta masanın önüne geliveririz. Bugün Fransa’da meraklılar, bu tabloları inceleyerek nesli tükenmek üzere olan meyva çeşitlerinin peşine düşüyor ve kenarda köşede kalmış bu değerli fidanları tarihin tozlu sayfalarına karışmaktan kurtarmaya çalışıyorlar.

20. yüzyılda en çarpıcı yiyecek resimlerini Andy Warhol yaptı. Koskocaman bir tabloda defalarca tekrarlanmış konserve çorbalar, Coca Cola şişeleri yüzyıllardır kendinden önce gelen ressamların konu olarak peşinden giden ama aslında anlatmak istediği oldukça farklı bir ressam çıkarıyor ortaya. Warhol’un resmettiği yiyeceğin kendisi değil, nasıl pazarlandığıydı. Reklamın kendisini çırılçıplak sanat diye sunuyordu Warhol. Ancak gözü tablolarda organik maddeler görmeye alışmış biri için bu tablolar sıradan hayatın ince zevklerinden çok milyonlarca kişinin aynı şeyi tükettiği korkulu bir bilimkurgu hikayesini anlatıyor gibi. Bizden birkaç yüzyıl sonra gelecek insanlar da bu resimlere bakıp karar verecekler gündelik hayatlarımızı nasıl yaşadığımıza. Hakkımızda iyi şeyler düşünüp, o zamanlarda yaşamak varmış mı diyecekler, yoksa neyse ki insanlık o günleri de atlattı diye düşünüp iç mi çekecekler? Bilemiyorum.

Lezzetçe: Yemek yapmak bir sanattır ama sonucu yiyebilirsiniz! Marcella Hazan, Yemek kitabı yazarı

Tags: Lezzet/ Peynir Gemisi

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment