Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Yemek Tıklaya Tıklaya Pişer:

February 19th, 2008 · No Comments

“Bu grup, ben dolma seviyorum ama içinde kuşüzümü çamfıstığı tarçın yenibahar olmasın, diyen gençleri bilinçlendirme amacıyla kurulmuştur. Bu gençlere istedikleri ya da sevdikleri şeyin dolma değil, asma yaprağına sarılmış pirinç olduğu gerçeğini taze dimağlarına belletme amacını gütmektedir. Vatana millete hayırlı olsun.” diye yazmış Kevork Tavityan, Facebook’ta Elif Şedele ile kurduğu  “Dolma Tariflerinden Kuşüzümü Çamfıstığı Çıkaranlara Karşı Eylem Platformu” adlı grubun tanıtımında.  Bu yazıyı yazarken baktığımda 223 üyesi, topikten, dalak dolmasına, unutulmaya yüz tutmuş bir dolu tarif, mutfak kültürüyle ilgili yazılar, birbirleriyle muzip mesajlaşmaları ve üyelerin çektiği fotoğraflar vardı.

Facebook denilen sosyal- sanal ağda anaokulunda birlikte seksek oynadığınız sümüklü arkadaşınızı, neydi adı hani, galiba A ile başlıyordu, bulmanız mümkün ama bir de aynı zevkleri paylaşan ama sokakta karşılaşma/ tanışma olanağı olmayan insanlarla tanışmak ihtimali de var. İnternet, amatör yemek yazarlarının her çeşit tarifi yazdıkları siteleriyle doluysa, Facebook da daha da detaya inmiş yemek meraklılarının buluşma yeri.

Yemek konularına sağlıklı bir ilginin sınırlarını çoktan tehlikeli bir şekilde aşmış, yani kısacası yemek kültürüne takıntı etmiş biri olarak, Facebook’a üye olur olmaz ilk işim harıl harıl emsallerimi aramak oldu. Ve şaşırtıcı bir şekilde, sadece benim gibi takıntılı insanlar değil, özellikle ve özellikle yüzlerce erkek yemeksever ve gurme ile karşılaştım!  Hem de ne sever! Her detayı üstüne titrenerek, neredeyse sevgiliye mektup duygusallığıyla yazılmış mezeler, çorbalar, yemekler… Rakının yanına ne gider, şarabın ısısı ne olmalı, en iyi lakerdayı nereden alırız, otlar, zeytinyağlar, en iyi tencere, en uygun bıçak. Sanırsınız ki, bu milletin oğulları mutfaktan çıkmaz! İnsanın sevinçten gözyaşlarına uğrayası geliyor! Üstelik, neden bilinmez, belki hayata verilen önemdendir, mesajların dili, yazılış tarzı, üyelerin birbirlerine hitapları en yüksek kaliteden, neredeyse beslenmeye entellektüel bir bakış açısıyla diyeceğim!

 

Bir aralar, Türkiye yemek konusunda Karanlık Çağlar’da dolanıyordu. Kültürümüz sadece ve sadece bir bölgenin, üstelik de o bölgenin çeşit çeşit leziz yemeklerine, derin mutfak geleneklerine bakmadan, sadece kebabına, lahmacununa takılmış durumdaydı. Evlerde bıkkın annelerin tencerede bir saat kaynayan yemeklerini yiyip doyuyorduk. Tam ümidim kırılacaktı ki, ortaya birbirinden harika kitaplar, yöresel restoranlar, kaliteli dergiler çıkmaya başladı. Ama Türkiye’deki yemek kültürü hakkında endişelerim geçmemişti henüz. Bir elitlik mi seziyordum ne? Restoranlar, kitaplar iyi de, halkın görüş alanına, evine, mutfağına hakikaten giriyor muydu bunlar? İnternetle birşeyler değişti. Şimdi diyeceksiniz ki, bütün Türkiye’de bilgisayar mı var? Ama olsun, insanların kendisinde bir aitlik duygusu, sahiplenme, ilgi, uğraşı seziyorum ben artık. Yöre yemekleri, füsyon yenilikler, yabancı mutfaklar, hepsini bloglarda, Facebook’larda hararetle tartışılır halde görmek mümkün. Sofraya gelecek yemeklere titizlenmek acaip birşey değil artık. Sunulan yemeklerin tarihini, özelliklerini daha iyi biliyor sunanlar. Yemek yerken, yemek sohbetleri yapılabiliniyor. Geçenlerde İstanbul’un hareketli restoran hayatıyla ilgili bir yazı vardı New York Times gazetesinde. En saygıdeğer gazetelerdendir. Gururlandım da, ben ona çok sevinmedim. Asıl evlerde insanlar sahip çıktıysa mutfak kültürüne, işte o sevinilecek bir haber. Mutfağa can geldi, enerji geldi. Az şey değil.

“Dolma Tariflerinden Kuşüzümü Çamfıstığı Çıkaranlara Karşı Eylem Platformu”ndan kısa ve leziz bir tarif: Mütevazı bir tarif: Istanbul Makrıköy/Psamatya usulü diyelim. Zabel Ablam patlıcanları oyup hazırladıktan sonra kızgın yağda her birini bir kaç dakika kızartmayı öğretmişti bana. İçlerini de bittabi zeytinyağlı dolma içine (her dolmaya bir soğan hesabı ile doğranıp kavrulmuş ve içine bol fıstık, üzüm, yeni bahar, tarçın, nane, dereotu ve bir adet de doğranmış domates konmuş pirinçli içe patlıcan içleri de kavrularak konulur.) Sonra doldurularak pişirilen dolmalar nefis ötesi olur. (Tarif, grup üyesi Murat Seçkin’e aittir.)

 

Lezzetçe: Eğer Tanrı, yemekleri tariflerden yapmamızı isteseydi, bize büyükannelerimizi vermezdi! Linda Henley, yazar

Tags: Lezzet/ Peynir Gemisi

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment