Elif Savas Felsen – Yazilar

Elif Savas Felsen – Yazilar header image 2

Yok Devenin Nalı Ekmeği

April 1st, 2010 · No Comments

Bu ekmeğin tarifi öyle bir acaip ki, 1 Nisan şakası sanan çıkabilir. Ama vallahi de, billahi de, iki gözüm önüme aksın ki, çok nefis oluyor. Üstelik benim uydurduğum bir tarif değil, Tibet’te- yine mi Tibet!- kullanılan bir teknik. Hem de ünlü şef Jacques Pepin imzalı.

Bende evde ekmeksiz kalma korkusu var. Yani git dükkandan al bir ekmek be kadın! Yok, ev ekmeğisiz (böyle bir gramer var mı?) kalma korkusu diyorum. Sokaktan alınan ekmek ekmek gibi gelmiyor bana. Çok lezzetli olsa da, evde yapılmış ekmek psikolojisi yok. İlla ekmeğini kendi yapan kadın olma kompleksim var sanırım.O yüzden çabucak, basit malzemeyle yapılıverecek ekmek tarifi gördüm mü, mal bulmuş Mağribi gibi atlarım üstüne. (Bu da ne ırkçı bir deyimdir! Ama bütün Mağribi dostlar mal üstüne atlar demek istemiyorum. Lafın gelişi. Mesela “Arap saçı gibi” karmakarışık da pek ırkçı bir laf. Hele ben kullanınca daha da tuhaf kaçıyor! Saçım Arap’tan da kıvırcık olduğuna göre! Üstelik Arap’la zenciyi tek kelimede kıvıran atalarımızın bir de coğrafya hatası var o deyimde!)

Bizim deve nalı ekmeğimize dönelim. Kabarmakla kalmayıp, biraz da etli olduğu için- haydaaaa… etli mi? Yani eti budu yerinde, ince lavaş değil anlamında diyorum- çorbaya, yahniye batırılacak, salata suyu sıyıracak cins bir ekmek bu. Böyle bir tarifi, kabarmasını beklemeden bu kadar hızlı yapılan bir ekmeği bulmak kolay değil. Buna çok benzer başka bir tarifim daha var ama onda hamuru açmak gerekiyor. Bunda o bile lazım değil. Fırın da lazım değil. Tava lazım. Şimdi bizim devenin nasıl nallandığını anladınız mı?

Yok Devenin Nalı Ekmeği:

2-3 kişilik

¾ cup veya su bardağı kepekli un

¾ cup veya su bardağı beyaz buğday unu

1 teaspoon (çaykaşığı) kabartma tozu

½ teaspoon (çaykaşığı) tuz

1 cup veya su bardağı su

Ayrıca 2 tablespoon (çorbakaşığı) su

1 (tablespoon) çorba kaşığı zeytinyağı

Unları, tuzu ve bir bardak suyu bir kapta çatalla karıştırmalı. Vıcık birşey olacak. Olsun.

Geniş bir tavaya zeytinyağını dökmeli, biraz sağa sola sallayıp yüzeyine yaymalı. Ateşi açmadan, ocağın üstüne koymalı. (Kaşlar gözler oynuyor, buradan bile görüyorum! Ama sabır!) Sonra hamuru içine dökmeli. Çatalla güzelce yaymalı. 2 çorba kaşığı suyu hamurun etrafına dökmeli. Üstüne, ortasına değil. Kenarlara. Sonra ateşi yakmalı, orta ile yüksek arası biryerlere getirmeli. Tavanın üstünü kapakla kapatmalı. 10 dakika pişirmeli. Ateş çok harlı olursa veya tava çok ince entipüften ise ekmek yanacak. O yüzden ateşi orta ısıya getirip arasıra ne oluyor diye bakmakta yarar var. Benim demirdöküm tava bana mısın demediği için, ortadan az harlı ateş iyi geliyor.

10 dakika sonra ekmeği dikkatlice çevirmeli. Ateşi kısmalı. Bir 5-6 dakika daha üstü kapalı pişirmeli. Bu noktada altını kontrol edin. Henüz çillenmemişse birkaç dakika daha daha harlı ateşte pişirin. Bir ekmek tahtasının ya da tabağın üstüne alıp bir iki dakika bekletip hemen masaya götürmeli.

Develer nalsız oluyor ama bu ekmek de pek güzel oluyor!

İçine baharat, ince doğranmış yeşillik, soğan vesaire ve hatta peynir rende bile eklenebilir. O zaman birşeyli ekmek olur. Birşeysiz ekmek yapıp, çorbaya, yahniye katık etmek de güzel olur.

Afiyet, şeker!

Tags: Turkish Journal

0 responses so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Leave a Comment